OMÜ’DE FARKLI AÇILARDAN KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUŞULDU

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kadın ve Toplum Uygulama ve Araştırma Merkezi (OKTAM); “25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla “Kadına Yönelik Şiddet” paneli düzenledi.

OMÜ’DE FARKLI AÇILARDAN KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUŞULDU
OMÜ’DE FARKLI AÇILARDAN KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUŞULDU Kızılırmak Gazetesi
Bu içerik 111 kez okundu.

OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Yüksel Ardalı moderatörlüğünde gerçekleşen paneli; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kuran, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Terzi, Samsun Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü Tuğba Talay ve ekibi, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci takip etti.

“Kadına yönelik şiddeti ancak zihniyet reformuyla önleyebiliriz”

OKTAM Müdürü Doç. Dr. Hatice Kumcağız, günün önem ve anlamı hakkında yaptığı açılış konuşmasında “Dominik Cumhuriyeti’nde 1960 yılında diktatörlük yönetimine karşı ülkenin demokratik hakları için eşleriyle birlikte verdikleri mücadelede üç kız kardeş Patria, Minerva ve Maria Teresa bir sembol hâline gelmişlerdi. Bu üç kız kardeş, diktatörlük yönetimine karşı mücadelelerinde zaman zaman ağır baskılara maruz kaldılar ve hapis cezalarına çarptırıldılar. 1960 yılının Kasım ayı başlarında kardeşlerin başlattığı hareket, ülkeyi yönetenler tarafından tehlike olarak görüldü. 25 Kasım 1960’da üç kız kardeşin cesetleri uçurumun dibinde bulundu. Daha sonra bu üç kız kardeşin vahşice öldürüldüğü ortaya çıktı ve onlar diktatörlüğe karşı mücadelenin birer sembolü oldular. Bir yıl sonra ülkede kardeşlerin başlattığı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı. Bütün dünyada yankı bulan bu gelişmeler karşısında 25 Kasım’ın, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü’ olarak benimsenmesine karar verildi. Bu kapsamda, kadına karşı şiddeti önlemeye ve ortadan kaldırmaya yönelik ilk yapılması gereken; kadına karşı şiddet konusunda toplumda bilinç geliştirilmesidir. Bu bilincin oluşmasını da her şeyden önce kadının birey olduğunun kabulünü sağlayarak toplumsal zihniyet reformuyla elde edebiliriz. Kadına, çocuğa, doğaya, hayvana kısacası tüm canlılara karşı şiddeti kınıyor, katılımlarınızdan dolayı şükranlarımı sunuyorum.”dedi.

“Kadını etkileyen olumsuz her şey bütünüyle topluma da yansıyor”

Ardından söz alan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kuran, kadına yönelik şiddetin eğitimle çözülebileceğine vurgu yaparak “Kadına şiddetin olması insanlık adına çok kötü bir durum çünkü bir toplumda kadını etkileyen olumsuz her şey o topluma da bütünüyle yansıyor. Sağlıklı bir toplum olabilmek, kadına bağlıdır. Bizler de zaten anaerkil dediğimizve kadının toplumda söz sahibi olduğu kültürden geliyoruz. Demek ki bugün toplumlumuzda hâlâ kadına şiddet ile ilgili vakaları görüyorsak bu tablo, kendi öz değerlerimizi belki yitirdiğimizden yahut bu değerlerimizi yeterince kavrayamamamızdan kaynaklanıyor. Kadına ve diğer canlılara yönelik şiddetin eğitimle çözülebileceğini düşünüyorum. Bugün bu panelde bilimsel yönleriyle şiddetin nasıl önlenebileceğine ilişkin değerlendirmeler yapılacak. Üniversitelerin, toplumun bilinçlendirilmesi anlamında önemli rolü ve katkıları olması gerekir. Eminim bugünkü oturumdaki söyleşiler yararlı olacaktır.” şeklinde konuştu.

“Şiddeti oluşturan yapıyı dert edinmemiz gerekiyor”

“Şiddete Tolerans Kültüründe Kadın Olmak” adlı sunumunda kültür ve tolerans kavramlarına vurgu yapan panelist Prof. Dr. Özen Kulakaç ise “İçinde bulunduğumuz kültürde şiddet sıklıkla yaşanıyorsa bulunduğumuz noktayı dert etmemiz gerekiyor ki istediğimiz noktaya erişebilelim. Temeldeki sorunları irdelediğimizde genel olarak şiddet karşısında bir duyarsızlaştırma ve sosyal bir kayıtsızlık olduğunu görmekteyiz çünkü yaşananlar sadece sayılardan ibaretmiş gibi görünüyor. Sayılardan ibaretmiş gibi algılanan bütün bu olaylarda bütün bu kadınların hikâyeleri var. Bu nedenle dert etmemiz gereken bir toplumsal sorunumuz olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir insan için hafıza neyse kültür de toplum için aynı işlevi görmektedir. Geleceğe neyi aktaracağımıza karar vermemiz için kültür kavramını irdelemeli ve sorgulamalıyız. Kültür, insanın benliğini ve kişiliğini etkiliyor. Genellikle kadının şiddete uğradığı toplumlarda, öğrenilen ve kuşaktan kuşağa geçen bir hiyerarşik bir yapının bulunduğuna tanık olmaktayız. Şiddete tolerans kültürü, sınıf temelli bir tabakanın ürünüdür. Kültürden ve geleneklerden şiddet neden saklanarak aktarılmış? İşte bunu sorgulamamız gerekiyor. Şiddete ilişkin kültürel bir toleransın oluşması sonucunda şiddet var. Şiddet, bizim mücadele etmemiz ve görmezden gelmememiz gereken bir durumdur.”değerlendirmesinde bulundu.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
BAFRA DA BETON MİKSERİ  ELEKTRİKLİ BİSİKLETE ÇARPTI
BAFRA DA BETON MİKSERİ ELEKTRİKLİ BİSİKLETE ÇARPTI
BAFRA BELEDİYE BAŞKANI HAMİT KILIÇ,  ‘’ GAZİLERİMİZİN MÜCADELERİ BİR DESTANDIR’’
BAFRA BELEDİYE BAŞKANI HAMİT KILIÇ, ‘’ GAZİLERİMİZİN MÜCADELERİ BİR DESTANDIR’’