Samsun'da heyelan; Baba ve iki çocuğunun cansız bedenlerine ulaşıldı
Samsun'da heyelan; Baba ve iki çocuğunun cansız bedenlerine ulaşıldı
İçeriği Görüntüle



Bilindiği gibi siyasi iktidar planlı ve bilinçli bir şekilde gerici ve piyasacı eğitim sistemini gerçekleştirmek için; 12 Eylül 2010 referandumu ile yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmış, 652 sayılı KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşkilat yapısını değiştirerek Bakanlığın görevleri arasından, Atatürk İlke ve devrimlerine uygun programlar hazırlama görevini çıkarmış,  4+4+4 gerici eğitim yasasıyla da Öğretim Birliğine son darbeyi vurmuştur.Yine Gezi parkı olayları bahane edilerek yurtsever, aydın, cumhuriyetçi, demokrat öğretmenlerimiz hakkında soruşturmalar açılırken, sözde “sivil itaatsizlik” adı altında Ortaçağ karanlığını andıran kara çarşafla derslere girenlere göz yumulmakta, hatta yaşananlara MEB’in başındaki Bakan “öğretmen kendine yakışanı giysin”  diyerek cesaret verebilmektedir.Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik ve sosyal statüsü en üst sıralarda olan öğretmenler, AKP iktidarı döneminde, itibarsızlaştırılmaya çalışılmış, açlık sınırına yakın bir ücrete mahkum edilmiştir. Dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı, Eylül 2013’te 3.361,71 lira olarak açıklanırken, bugün en düşük öğretmen maaşı 1.951 liradır. Ancak Başbakan ve onun Milli Eğitim Bakanları her fırsatta öğretmenleri aşağılamış, yaptıkları işi küçümsemiş, öğretmenlerin aldığı ücretin fazlalığından, çalışma saatlerinin de azlığından şikayet etmişlerdir.Oysa, Türkiye‘deki öğretmenler, OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından oldukça geri durumdadır. OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim Raporu 2013”e göre Türkiye‘deki öğretmenler, diğer ülkelerdeki öğretmenlere göre çok daha fazla çalışmaktadır. Ülkemizde öğretmenin yıllık zorunlu çalışma süresi 1816 saat iken, OECD ülkelerinde, bu süre ortalama 1669 saattir. Türkiye’de öğretmenler, OECD ortalamasından her yıl yaklaşık 147 saat daha fazla çalışmakta; söz konusu fazla çalışmaya karşılık, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha düşük ücret almaktadır. Eğitim-İş olarak; Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını, Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmasını, Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmesini, Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmasını, Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmesini, Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmesini, Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmasını, Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını İSTİYORUZ! Bu  çerçevede; -ÖĞRETİM BİRLİĞİNE DARBE VURANLARA!-EĞİTİMİ PARALI HALE GETİRENLERE!-OKULLARIMIZI HAREMLİK SELAMLIK HALE GETİRENLERE!-MESLEK ONURUMUZA SALDIRANLARA! RAĞMEN  5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZÜ KUTLARIZ                                                                                                       BAFRA EĞİTİMİŞ YÖNETİMİ

Muhabir: TE Bilisim