Bafra’ya Dair Tayyarpaşa Camiisinin çocukluğumuzdaki o ruhu o güzel endamlı duruşunu, ismini gündeme getirmek istedim.'dedi.

Bektaş sözlerine şu şekilde devam etti. 'Birliği, dayanışmayı, hoşgörüyü, kalpten bağlı olmayı bir arada anlatan bir yer bence Bafra.Bu şehrin bendeki yeri ayrıdır. Bir çok kez kaleme almaya çalıştım ve o güzel memleketimi anlatmaya çalıştım. Bu şehrin ayrıcalıklı dokusunu anlamlı kılan simge yapılardan biridir Tayyarpaşa Camisi.

Her ne kadar adı TAYYARPAŞA CAMİİ olarak bilinse de Bafralının dilinde ki kısa adı PAŞA camisi olarak anılmaktaydı.

Cumhuriyet meydanında polis karakolunun karşısındaki tarihi camiyi bilmeyeniniz yoktur .

Ne zaman meydan da yapılan bir bayram töreni yada etkinlik fotoğrafını görseniz mutlaka arka planda Paşa camisini görürsünüz çünkü o Bafra tarihi kadar eski ve günümüze dek gelen bir çok anılarımızın mihenk taşıdır.

Yanlızca bir ibadethane olarak kalmayarak bir çok acı ve tatlı hatıralarımızın da şahitliğini yapmıştır.

Caminin kısaca tarihi geçmişinden bahsedecek olursak kaynaklar da uzun uzadı ya anlatılmaz fakat caminin avlu girişindeki orijinal kitabesinde yazan yazıya göre Hicri 1216 günümüze göre ise Miladi 1801 yılında bir dönem Trabzon Valiliği de yapmış olan Canikli sülalesinden “Mahmut Tayyar Paşa” tarafından yaptırıldığı bilinmektedir, hatta Hükümet konağının hemen yanındaki Bafra’mızın meşhur Alibey çeşmesini de dedesi Canikli Ali Paşa yaptırmıştır. Adını da zaten buradan alır.

Bazı kaynaklarda Paşa Cami’sinin yapılış tarihi 1869 olarak yazılsa da bunun Mehmet ve Sinan Çemberoğlu kardeşlerin yazmış oldukları okullarda kaynak kitap olarak tavsiye edilen Samsun ve ilçeleri adlı kitaplarından baz alınarak yazıldığı tahmin edilmektedir. Caminin gerçek yaşı kitabesinde yazılı tarihtir.

Hani demiştim ya Paşa camisi bir çok şeye şahitlik etti diye işte onlardan hafızam da kalan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Tayyar Paşa Camii hemen hemen hepimizin bir yakınının cenazelerinin kalktığı neredeyse tek cami gibiydi, çünkü bu günkü gibi her mahalle camisinden cenaze kalkmaz, mutlaka Paşa Cami’sine getirilirdi. Özel arabalar ve uzun yol otobüsleri meydanın ortasında sıralanır, cenaze namaz çıkışında omuzlarda meydana kadar taşınır daha sonrada mezarlığa hareket edilirdi eğer tanınmış birinin cenazesi ise trafik felç olur meydan da cenaze var diye trafik başka yollara yönlendirilirdi. Arabalar meydanı terk edene kadar da kalabalık kendini hissettirirdi.

Ramazanlar da Teravih namazı için en çok tercih edilen camii idi, hem merkezi yerde olması hemde teravih den çıkanların kahvehanelere bir an önce gidebilmeleri için en yakın yerdi namazdan çıkan meydandaki kahvehanelere koşardı, şimdiki gibi Polis karakokulunun oradan başlayıp kadı çeşmesine kadar uzanan Vakıflar sokak boyu çay ocakları yoktu.

İftardan hemen sonra paşa camisine gidilir ve yer kapılırdı eğer geç kalırsan yer bulamazdın hatta üst katı bile erkeklere aitti. Bayan cemaat teravih için Büyük Cami’ye yönlendirilirdi. Hele namaz çıkışlarında atom satan çocukların ilginç ses tonlarıyla kapı önünde bağırışlarını duyar gibiyim.

İftar saatinin habercisi Ezan vaktinde atılan Ramazan fişeğiydi, yaklaşık bir metre uzunluğundaki kamışın ucuna bağlanmış kibrit kutusu büyüklüğündeki Baruta yapışık fitil ateşlenir ve belli bir yüksekliğe çıktıktan sonra patlardı böylece iftar saati geldiği anlaşılır oruçlar açılırdı. Akabinde ezan okunurdu ve bizlerde fişeğin yükselişini bir süre izler daha sonrada sap kısmını kapabilmek için düştüğü yere kadar koşar ve alırdık onu kapmak ve almak çocuklar arasında çok büyük olaydı. O günkü atılan fişeği kapan çocuk evine zafer kazanmış bir edayla giderdi.

Paşa Cami’sinin önünden geçerken burnunuza hoş bir koku gelir nedir diye çevrenize bakınırken cami girişindeki devasa Ihlamır ağacını görürdünüz öyle güzel ıhlamur kokardı ki yürüyüşünüzü ağırdan alır daha fazla kokuyu içinize çeker ve öyle giderdiniz. Hatta Gazi ilkokulunun karakol sınırına kadar uzanan bahçesine sıralanmış kavak ağaçlarını yuva edinen serçe kuşlarının cıvıltılarıyla ıhlamurun kokusunu aynı anda hissetmek bambaşka bir duyguydu. Yakın zamana kadar da ayakta kalan Ihlamur ağacı çok yaşlı olmasından ve köklerinin betonu patlatarak camiye zarar vereceği gerekçesiyle kesildi.

Ulu ıhlamur ağacına çıkan olmaz, caminin hocası terastan toplayabildiği kadarını toplar geri kalanları yaprakları dökülene kadar ağacın üstünde kalır ve tüm sokağı mis gibi kokuturdu.

Caminin bahçesindeki ağaçlar sadece Ihlamurla sınırlı değildi hele bir Çitlembik ağacı vardı ki çocuklar onun meyvesini yemeğe doyamazdı ağacın boyu neredeyse sınırdaki evin boyunu aşıyordu tabi ağaca çıkamayacağımıza göre meyve dökme zamanı yere düşenlerle yetinirdik. Büyüklerimiz yerden bir şey yenmez desede yanımızda onlar yokken yerden topladığımız o küçücük siyah şeyler bize çok tatlı gelirdi, şimdi çitlembik ağacıda yok onuda yaşlılığından dolayı kesmişler fakat tadilat bittikten sonra dikilen fidanlar yavaş yavaş büyüyerek cami bahçesini eski güzelliğine kavuşturacak gibi…

Ekin biçme zamanı gelince caminin önü Orakçılarla dolardı sanki Paşa camisi Orakçıların buluşma noktasıydı işçi arayanlar da zaten gelir buradan alır götürürlerdi iş bulamayanlar ise bulana kadar orakları ve katlayarak sırtlarında taşıdıkları yatakları ile caminin bahçesinde kalırlardı, iyi hatırlıyorum birkaç kez onlardan bir kaçını Ramazanda iftar yapmaları için evimize götürmüştüm. Babam dükkandan eve gelirken caminin önünden geçer ,orada bekleyenleri ve evdeki yemek durumunu öğrendikten sonra “hadi oğlum git caminin önünde bekleyenleri al gel” derdi, bizde bahçemize sinileri kurar onlara iftar verirdik.

Caminin şimdiki Şadırvan kısmında çok önceleri mezarlık vardı, caminin Haziresi idi , boş tabutlar ya bahçe kapısının kenarında dikili durur yada minarenin yan tarafında yatay vaziyette bırakılırdı, bizler hava karardıktan sonra Tahirağa sokağını kullanacaksak yolumuzu uzatır ya Belediye tarafından ya da Merkez İlkokulu tarafından giderdik çoğunlukla da camiyi geçene kadar koşardık çünkü çok korkardık.

Geçmiş yıllarda elektrik kesintileri çok yaşanırdı fakat Tayyarpaşa camisinde kesintiden dolayı ezan sesi hiç eksik olmazdı çünkü bu günkü börekçinin olduğu yerde benzinlik vardı ve jenaratörleri devreye girer elektriksiz kalmazlardı benzinlikten camiye uzatılan bir kabloyla ezan vaktinde okunur ve geniş bir çevrede duyulurdu.

Su kesintilerinde bile Paşa camisi cankurtarandı büyük bir deposu olduğundan her zaman su akardı yanlızca abdest alınmakla kalmaz camiye yakın evler ve esnaflar bidonlarlarını Ibrıklarını doldurarak su ihtiyaçlarını giderirlerdi.

Küçük Gazi de okuduğumuz yıllarda okulun bahçesine konulan üç adet çeşme tenefüse çıkan öğrencilere yetmezdi, benim gibi bir çoğu arkadaşım caminin Şadırvanına koşar musluklara ağızlarımızı dayar kana kana su içtikten sonra sınıflarımıza dönerdik. Sanki caminin suyu bize daha tatlı gelirdi.

Cami Vakıflara bağlı olduğu için uzun yıllar sonra tadilat proğramına alınarak aslına uygun olarak restore edildi sonradan yapılan ilave kısımlar yıktırıldı yol kenarına yapılan abdest alma yerleri de bugünkü yerine orijinal haliyle yapıldı ,aslında çok da güzel oldu fakat caminin iç tenzinatı yapılış aşamasında bir dedikoduyla ulusal basına taşınınca, hepimizinde tanıdığı Baframızın renkli siması bir abimiz şimdi rahmetli oldu, Allah rahmet eylesin caminin iç boyalarının patates baskı yapılarak boyandığını, boyaların aktığını gerekçe göstererek 1994 yılında dönemin sansasyonel habercisi Sadettin Teksoyu Bafra’ya davet ederek camide çekim yapılmak suretiyle Star televizyonundaki proğramına taşımıştı.

Doğrumuydu reklammıydı ben ona girmiyeceğim fakat tadilattan sonra özellikte kubbe ve duvardaki desenler kazınarak alttan çıkarılan orijinal süslemeyle sonradan boyananları bir arada sergilemişler gidersenin mutlaka görmenizi tavsiye ederim harika görünüyor, caminin kemer şeklindeki giriş kapısındaki taşların ilk hali de görülmeye değer zamanında sıvayla kapatılan o taşlar temizlendikten sonra camiye gelenleri geçmişe götürüyor.

Paşa Camii bu kadarla kalmayıp ayrıca güvenliğide sağlardı ne zaman Bafra’ya bir siyasi parti lideri gelip Cumhuriyet meydanında miting düzenlese minarenin şerefesine konuşlanan bir güvenlik görevlisi elinde uzun namlulu silahıyla etrafı gözetler ve güvenliği sağlardı bir kez benimde fotoğraf çekmek için çıktığım yüksek merdivenli ve daracık minareye çıkmak gerçekten çok meşakkatlidir.

Yakın zaman da halılarıda değiştirilen Tayyar paşa cami yenilenen orijinal haliyle yaz aylarında çocuklarımıza yaz kuran kursu, namaz saatlerinde de beş vakit cemaatimize ibadethane olarak 2 asırdan fazla hizmet etmektedir.

Camiinin kuruluşundan bugüne kadar geçen sürede görev yapan tüm hocalarımızdan ve özellikle yaklaşık 40 yılını müezzin olarak yapan, mikrofon kullanmayı istemeyerek her vakite minareye çıkarak ezan okuduğu anlatılan Hafız Hacı Ahmet amcamızdan ve hayır hasenatta bulunan cematimizin hepsinden Allah razı olsun. Ebediyete intikal edenlere Allahtan rahmet hayatta olanlara sağlık sıhhat esenlikler dileken kızılırmak gazetesinede ilgilerinden dolayı teşekkür ederim.'dedi

Arzu VURAL