Bafra İlçe Müftülüğündeki vaize odasında yapılan açıklamada Demircan,’’Ramazan ayının üçte ikilik kısmını geride bırakmış bulunuyoruz. Rabbimize hamdolsun ki; Camilerimizi Kur’an Kurslarımızı dolduran kardeşlerimizin sayısı azımsanmayacak düzeyde. Müftülüğümüzün canlı iftar programı yaptığı ve binlerce insanın iftar ettiği Yeni Kent Meydanı’nda her gün kurulan çadırımız, insanlarımızı kaynaştırmaya, birleştirmeye devam ediyor. Bizlere bu imkanları verenlerden Allah razı olsun.Hem Rabbimizin bize emretmiş olduğu oruç ibadetini yerine getiriyoruz, hem de paylaşmanın, birlikte olmanın, yoksulu, fakiri, kimsesizi görüp gözetebilmenin huzurunu yaşıyoruz. Oruç, her ne kadar bedeni bir ibadet olsa da etkisi ve amacı itibarıyla sosyal bir ibadettir. Biz, oruçla öncelikli olarak kendi bedenimizi, dilimizi, kulağımızı, gönlümüzü oruç süzgecinden geçiririz/geçirmeliyiz. Aman ağzıma su kaçmasın! Aman bir şey yemeyeyim! Aman sigara içip de orucumu bozmayayım! diye sakınırken; aman ağzımdan kötü bir söz çıkmasın, aman kulaklarım kötü bir söz duymasın, aman gözlerim haram bir şeye bakmasın! diye orucumuzun sevabı gitmemesi için çaba gösterebiliyor muyuz?  Bu hassasiyetle tüm beden ve ruh olarak oruç tutmalıyız. Ruhumuz oruç ibadetinden mahrum kalmış sadece midemiz oruç tutmuş ise Efendimizin"'Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırak­mazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” ifadesine muhatap olmuş olmaz mıyız? Gıybet ediyor, yalan söylüyor, işlerimizi yalanla idare ediyor, bağırıp çağırıyorsak orucun manevi ikliminden nasiptar değiliz demektir. Oruç bizim kalkanımız olmuyor demektir. Oysa Efendimiz; “Oruç kalkandır. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!" desin (ve ona bulaşmasın) uyarısı ne güzel uyarıdır.Baştan hiç tartışmaya girmeyelim. Kötü söz söyleme noktasına gelmeyelim demektedir. Bizler, özellikle günümüzde sadece midelerimizi oruç tutturuyor, oruçtan sadece midelerimizi nasipdar ediyoruz. Dedikodu yapmaktan, yalan söylemekten, insanları çekiştirmekten, haksızlık yapmaktan yani kul hakkına tahakkuk eden hususlardaki hatalarımızdan uzak durmuyor, kendimizi bunlardan alıkoymuyoruz.Bir başka sıkıntımız da, Ramazan ibadetlerimiz açısından; iftar edeceğimiz zaman  sadece kendimizi düşünüyor diğer insanları, yiyecek ekmek bulamayanları kendi başına yalnız bir köşede iftar edenleri, iftar edecek yiyecek içeceği olmayanları aklımızın ucuna dahi getirmiyoruz. Orucun sosyal yönünü de atlıyoruz. Oruçta bize şunu hatırlatmıyor muydu? Çevrenize bir daha bakın, aç insan gözüyle, nimetlerden mahrum kalan kişi olarak, görmediğiniz insanları, fark etmediğiniz ayrıntıları tekrar gözden geçirerek. Bir kutsi hadiste Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: Ey Ademoğlu! Hastalandım, beni ziyaret etmedin.' (O şahıs), 'Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret edebilirim?'deyince Allah, 'Falan kulum hastalandı, onu ziyaret etmedin, eğer ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?' diyecek. Allah, 'Ey Ademoğlu! Yiyecek istedim bana yedirmedin' diyecek. (O şahıs), 'Ey Rabbim, Sen âlemlerin Rabbisin, ben Sana nasıl yedirebilirim?’ deyince Cenab-ı  Hak,'Falanca kulum yiyecek istediğinde ona yedirmedin, şayet yedirseydin bunu(n karşılığını) benim yanımda bulacağını bilmiyor muydun?’ diyecek.Bu ayet ve hadislerin rehberliğinde ramazan ayı vesilesiyle kendimize iyilik yapacak olanlar kişiler bulmak bu idraki kalplerimize hissettirmek temennisi ile hayırlı ramazanlar diliyorum.’’dedi.

Samsun’da Büyükşehir Belediyesi’ne Ulaşım Tepkisi!
Samsun’da Büyükşehir Belediyesi’ne Ulaşım Tepkisi!
İçeriği Görüntüle

 

 

 

 

Muhabir: TE Bilisim