Bizler EĞİTİM-İŞ Merkez Yönetim Kurulu olarak ,’’08.10.2013 tarihinde yayınlanan İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmasına dair Yönetmelikle “Öğrenci Andı” kaldırılmıştı.
Eğitim-İş’in değişikliğin yürürlüğe girmesinin ardından açtığı ve beş yıl süren dava sonuçlanmıştır. Danıştay 8. Dairesi öğrenci andının okunmasının kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin iptaline karar vermiştir. Eğitim-İş olarak 2013 yılında dava dilekçemizde yer alan ifadelerin ve gerekçelerin neredeyse aynen Danıştay kararında yer alması bizi daha da haklı çıkarmaktadır.
Geçmişi Cumhuriyetimizin ilk yıllarına dayanan öğrenci andının kaldırılması tamamen siyasi iktidarın tasarrufu ile gerçekleşmişti. O dönemdeki siyasi konjonktürün sonucu olarak öğrenci andının kaldırılmasına ilişkin sendikamız başta olmak üzere halkımız tarafından da büyük tepkiler gösterilmişti.
Buna rağmen iktidar kararından dönmemiş ve okullarımızda beş yıl boyunca öğrenci andı okutulmamıştır. Beş yıldır süren mücadelemiz sonucunda yargıdan çıkan kararın Milli Eğitim Bakanlığı tarafından acilen uygulanmasını ve öğrenci andının tekrar mevzuata girmesini talep ediyoruz.
Eğitim-İş olarak; MEB’in kararın gereğini yerine getirmemesi halinde her türlü hukuki ve örgütlü mücadelemizi sürdüreceğimizi duyuruyoruz.’’ EĞİTİM-İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU
ANDIMIZ
Türküm, doğruyum, çalışkanım
İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir
Ey Büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime and içerim
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun
Ne Mutlu Türküm Diyene! ”
EĞİTİM-İŞ…
Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzeni, demokratik ve ulusal eğitim değerlerini korumak ve sonsuza kadar yaşatmak için 17 Ekim 2005 tarihinde kurulan Eğitim-İş, eğitim çalışanlarının, tüm emekçilerin, günden güne yoksullaşan halkımızın ve karanlığa sürüklenen ülkemizin umudu haline gelmiştir.
Eğitim-İş, yüz yıllık sendikal mücadele geleneğimizden ders alarak yoluna devam etmektedir. Bugün Encümen-i Muallim’den, TÖS’ten, TÖBDER’den devraldığımız kültür, birikim ve cesaretle, Köy Enstitüleri ile Fakir Baykurt’un yurtsever ve mücadeleci ruhunu birleştirerek yeniden kurduğumuz Eğitim-İş’imizi, Edirne’den Van’a, Hatay’dan Sinop’a yurdumuzun dört bir tarafındaki eğitim çalışanlarıyla kucaklaştırdık.
17 Ekim 2005’ten bugüne emeğimiz ve geleceğimiz için canımız pahasına mücadele ettik.
Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreçte Eğitim-İş, sınıf mücadelesini hatırlatan bir başkaldırı olarak tarih sahnesindeki yerini tekrar almıştır: Eğitim-İş, siyasi iktidara karşı yürütülen muhalefetin demokratik ve meşru mücadeledeki en önemli direnç merkezi haline gelmiştir.
Örgütümüz emek, demokrasi, özgürlük ve ülkeye sahip çıkma mücadelesinin hep içinde, hep önünde olmuştur.
Eğitim-İş’in kuruluş gerekçelerinden birisi de, yetkin olmayan kadroların eline terk edilen gerici eğitim siyasetinin yarattığı yıkımı en aza indirmek, eğitim çalışanlarını içine düştükleri karamsarlıktan çıkarmaktır. Sendikamızın bu arayış üzerinde yükselen hukuk mücadelesi, soluksuz ortaya koyduğu başarılı çalışmalarla kamuoyunun büyük takdirini toplamıştır. Mücadelemiz, Milli Eğitim Bakanlığı’na sayısız defalar geri adım attırmış, bu yolla on binlerce mağdur eğitim çalışanının sorunlarına çözüm üretilmiştir. Kuruluşumuzdan bugüne işkolunda hukuk mücadelesinin önderliğini yaparak yüzlerce hukuksuzluğu etkisiz kılmanın, bu yolla işkoluna mücadele heyecanı aşılamanın gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Yüz yıllık emek ve aydınlanma mücadelesinin “biricik” mirasçısı olduğumuzun bilincindeyiz. Mücadele ruhumuz, ırkçının, bölücünün, gericinin devlete ya da sokağa egemen olduğu her dönemde halkımızın üzerine güneş gibi doğmuştur.
Eğitim-İş, Büyük Önderi’nin ulusuna güzel günler gösterme hayalini asla ortada bırakmayacaktır. Eğitim-İş tabelası var olduğu sürece, Cumhuriyetin eğitim kurumlarında, aydınlanma devrimlerine savaş açanlara meydan okuyacak namuslu bir soluk da mutlaka var olacaktır.
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da emeğimize ve ülkemize yönelik her saldırı, karşısında sarsılmaz bir kale gibi Eğitim-İş’i bulacaktır.




