Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Çetin, “Elli ve kırk yaş sonrasında yaygın olarak görülen meme kanseri, son yıllarda otuzlu yaşların başında, hatta daha genç yaşta bile rastlanabilir hale geldi.” dedi.

Prof. Dr. Bülent Çetin; meme kanserinin, akciğer kanserinden sonra ikinci olarak en sık görülen kanser türü olduğunu dile getirdi.

Kadınlarda en sık görülen kanserlerden biri olan meme kanserinin, dünyada her sekiz kadından birinde görülebileceği tahmin edilmektedir diyen Çetin, Türkiye’de ise yaklaşık olarak yıllık 24 bin yeni vaka olduğunu açıkladı.

Meme kanserinde erken tanının ve erken evrenin önemine vurguda bulunan Prof. Dr. Bülent Çetin;

Türkiye’deki yıllık vaka sayısı 24 bin civarlarında ama her geçen gün özellikle gençlerde daha sık görülmeye başladı. Aslında meme kanseri, elli yaş ve üzerinde görülen bir hastalık olmasına rağmen son dönemlerde gençlerde de prevalansının arttığını saptamaktayız. Kırk yaş sonrasında yaygın olarak görülen meme kanseri, son yıllarda otuzlu yaşların başında, hatta daha genç yaşta bile rastlanabilir hale geldi. Genel olarak menopoz sonrası dönemde görülse de menopoz öncesi dönemde de artık görülmekte.”

“Meme kanseri, yaklaşık olarak yüzde 5-10 arasında genetik”

Meme kanserine sebep olan faktörlerden bahseden Çetin, “Meme kanseri, yaklaşık olarak yüzde 5-10 arasında kalıtsal, yüzde 30 aile öyküsü, yüzde 70-80 arasında da her hangi bir risk faktörü olmadan ortaya çıkmaktadır. Meme kanserine neden olan sebepler arasında adet görmeye erken yaşta başlamak veya menopoza geç girmek, uzun süreli östrojen hormonuna maruz kalmak, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve sigara kullanımı meme kanseri riskini artırabilir.” ifadelerini kullandı.

“Erken teşhis ve erken evre, meme kanserinde hayat kurtarıyor.”

Meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulayan Prof. Dr. Bülent Çetin, “Meme kanserinin tedavisi diğer kanser türlerine oranla daha yüz güldürücüdür. Kanser 4. evre olsa bile beş yıllık sağ kalımlardan bahsedilebiliriz. Her sene, dünyada 100 bin kadından 10 bini ölüyor. Ancak son yıllarda gelişen teknoloji ve tedavilerle birlikte ölüm oranlarında azalma görüldü. Meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır. Önemli olan geç kalmamaktır. Meme kanserinde erken tarama ve erken tanı oldukça önemlidir. Erken teşhis ve erken evre, meme kanserinde hayat kurtarıyor. Erken teşhis için tarama programlarına uyulması, 30 yaşından sonra her kadının yılda bir kere mamografi çektirmesi, 20 yaşını geçen her kadının ise, adetinin bittiği tarihten sonra bir hafta içinde meme muayenesini kendisinin yapması gerekmektedir.” şeklinde ifade etti.

“Yeni çıkan tedavilerle birlikte ileri evre kanserde de iyileşme görülüyor”

Meme kanserinin her bireyde farklı türlerde gözlemlendiğini ve her kanser türü için ayrı bir tedavi yöntemi uygulandığını dile getiren Prof. Dr. Bülent Çetin, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Meme kanserinde: Cerrahi, Radyoterapi, Kemoterapi, Hormonoterapi ve Hedefe Yönelik Tedavi uygulanmaktadır. Meme kanserinin alt tiplerine göre farklı tedaviler uygulanmaktadır. Yeni çıkan

hedefe yönelik akıllı ilaçlar, meme kanserini tedavi edilebilir bir hastalık haline getirdi. Bu ilaçlar erken evrede çok iyi sonuçlar verebiliyor. Çok ileri evrelerdeki kanserler için de uygulanabilen bu ilaçlarla birlikte, iyileştirilen hasta sayısı oldukça fazla. Yeni ajandanın çıkması ve bu çıkan ajandanın Türkiye’de de ulaşılabilir olması meme kanserinin tedavilerdeki iyileşme boyutunu çok fazla artırdı.”

Editör: Yunus Koncak