<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Samsun Haber Kızılırmak Gazetesi</title>
    <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com</link>
    <description>Samsun haber, Kızılırmak Gazetesi, Samsun haberleri ve son dakika gelişmeleri için tıklayın. En güncel ve en son Samsun ve Samsunspor haberleri Kızılırmak Gazetesi'nde.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 10 Jul 2026 06:23:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ÇOCUKLARIN BOYUNUN UZAMASI İÇİN NELER YAPILMALI ?]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/cocuklarin-boyunun-uzamasi-icin-neler-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/cocuklarin-boyunun-uzamasi-icin-neler-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç.Dr.Aybars Kıvrak konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font face="verdana, sans-serif">Çocuğunuzun boyunun uzamasına yardımcı olmak için bir dizi faktörü göz önünde bulundurmanız gerekir. Boy uzaması, genetik faktörlerin yanı sıra beslenme, fiziksel aktivite, uyku ve genel sağlık durumuyla da yakından ilişkilidir. </font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">İşte çocuğunuzun boyunun uzamasını desteklemek için dikkate almanız gereken bazı önemli noktalar:<br />
<br />
<strong>1. Dengeli ve Zengin Beslenme</strong><br />
Çocuğunuzun boyunun uzamasında beslenme büyük bir rol oynar. Sağlıklı bir büyüme için gerekli olan vitaminler ve minerallerin alımına özen göstermelisiniz. Özellikle kalsiyum, D vitamini, protein ve çinko gibi besin öğeleri boy uzamasında kritik öneme sahiptir.<br />
<br />
<strong>Kalsiyum:</strong> Süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünleri ile brokoli, badem gibi gıdalar kalsiyum açısından zengindir.</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="verdana, sans-serif"><strong>D Vitamini: </strong>Güneş ışığı, D vitamini için en önemli kaynaktır. Ayrıca, balık ve yumurta gibi gıdalar da bu vitamini içerir. Doktorunuz tarafından önerilmesi durumunda dışardan takviye olarak alınması uygundur.<br />
<strong>Protein: </strong>Et, tavuk, balık, yumurta, baklagiller ve kuruyemişler protein açısından zengin gıdalardır. Yeterli protein alımı vücudumuzdaki biyolojik olayların sağlıklı sürdürülmesi açısından çok önemlidir.<br />
<strong>Çinko: </strong>Kabak çekirdeği, kaju, et ve deniz ürünleri iyi çinko kaynaklarıdır.<br />
<br />
<strong>2. Düzenli Fiziksel Aktivite</strong><br />
Düzenli egzersiz yapmak, büyümeyi teşvik eden büyüme hormonu üretimini artırabilir. Çocuğunuzu spor yapmaya teşvik edin. Basketbol, yüzme, jimnastik ve koşu gibi aktiviteler, kas ve kemik gelişimini destekler ve büyüme plaklarına olumlu etki yapar. Çocuğunuz spora başlamadan önce bir ortopedi uzmanından görüş almanız önerilmektedir.<br />
<br />
<strong>3. Yeterli ve Kaliteli Uyku</strong><br />
Büyüme hormonları, uyku sırasında özellikle derin uyku evresinde salgılanır. Bu nedenle, çocuğunuzun düzenli ve yeterli uyuması çok önemlidir. Çocukların yaşına göre uyku süreleri farklılık gösterir, genel olarak okul öncesi çocukların 10-13 saat, okul çağındaki çocukların ise 9-11 saat uyuması önerilir.<br />
<br />
<strong>4. Sağlıklı Yaşam Tarzı ve Genel Sağlık</strong><br />
Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, çocuğunuzun genel sağlığını iyileştirir ve büyüme potansiyelini artırır. Düzenli sağlık kontrolleri ile büyüme eğrilerini takip etmek ve gerektiğinde doktorunuza danışmak önemlidir. Ayrıca, stresten uzak bir yaşam sürmek de büyüme üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabilir.<br />
<br />
<strong>5. Genetik Faktörler</strong><br />
Unutulmamalıdır ki, genetik faktörler çocuğunuzun boyunu belirleyen en önemli etmenlerden biridir. Anne ve babanın boyu, çocuğun boy potansiyelini büyük ölçüde etkiler. Ancak yukarıda belirtilen yaşam tarzı ve beslenme önerileri, çocuğunuzun genetik potansiyelini en iyi şekilde gerçekleştirmesine yardımcı olabilir.<br />
<br />
<strong>6. Besin Takviyeleri ve Tıbbi Yardım</strong><br />
Eğer çocuğunuzun boy uzamasıyla ilgili endişeleriniz varsa, bir doktora veya beslenme uzmanına danışmanız faydalı olabilir. Doktorunuz, gerekli görürse bazı besin takviyeleri önerebilir. Ancak, bu tür takviyeler doktor kontrolünde ve önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır.</font><br />
<br />
Doç.Dr.Aybars Kıvrak,'' <font face="verdana, sans-serif">Sonuç olarak çocuğunuzun genlerinde kodlanmış olan boyunun uzaması, sağlıklı ve dengeli bir yaşam tarzıyla desteklenmesi ile mümkündür. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve genel sağlık kontrolleri ile çocuğunuzun genetik potansiyeline en iyi şekilde ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Sağlıklı büyüme ve gelişim için düzenli doktor kontrollerine gidilmesi önerilmektedir.''dedi.</font></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Beyzanur ŞİRİN</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/cocuklarin-boyunun-uzamasi-icin-neler-yapilmali</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2026/02/cocuklarin-boyunun-uzamasi-icin-neler-yapilmali.jpg" type="image/jpeg" length="64735"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir" dedi.<br />
<br />
Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>"Saç dökülmesi her zaman hastalık anlamına gelmez"</strong><br />
Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, "Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Stres neden olabilir"</strong><br />
Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle ‘telogen effluvium' olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar" dedi.<br />
<br />
<strong>"Vitamin ve mineral eksiklikleri göz ardı edilmemeli"</strong><br />
Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
<strong>"Genetik ve hormonal faktörler etkili olabilir"</strong><br />
Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, "Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir" dedi.<br />
<br />
<strong>"Doğum sonrası dökülme çoğu zaman kalıcı değildir"</strong><br />
Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır" şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>"Sıkı saç modelleri riski artırıyor"</strong><br />
Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir" dedi.<br />
<br />
<strong>"Takviyeler bilinçsiz kullanılmamalı"</strong><br />
Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, "Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır" dedi.<br />
<br />
<strong>"Beslenme ve yaşam tarzı saç sağlığında belirleyici"</strong><br />
Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Erken başvuru tedavi başarısını artırıyor"</strong><br />
Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, "Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>İHA</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadinlarda-sac-dokulmesinin-gizli-nedenleri</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2026/01/sac-dokulmesi-1.jpg" type="image/jpeg" length="30013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel, kalça ağrısı ve sabah tutukluğuna dikkat]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bel-kalca-agrisi-ve-sabah-tutukluguna-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/bel-kalca-agrisi-ve-sabah-tutukluguna-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ve kalça bölgesinde ağrı, hareket kısıtlılığı ve sabah tutukluğuna neden olan ankilozan spondilit (AS), yalnızca omurgada tutulum yapabileceği gibi; omuz ve kalça eklemleri başta olmak üzere dizlerde, ayak bileklerinde ve diğer tüm eklemlerde de tutulum yapabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bel ve kalça bölgesinde ağrı, hareket kısıtlılığı ve sabah tutukluğuna neden olan ankilozan spondilit (AS), yalnızca omurgada tutulum yapabileceği gibi; omuz ve kalça eklemleri başta olmak üzere dizlerde, ayak bileklerinde ve diğer tüm eklemlerde de tutulum yapabiliyor. Eklem dışı etkiler arasında; gözde iltihaplanma ve yapışıklığa neden olabilen üveit, sedef hastalığı, iltihaplı bağırsak hastalıkları, akciğer kapasitesinde azalma ve kalp kapak hastalıkları yer alıyor. Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Uzmanı ve Atılım Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Yeliz Zahiroğlu, 3 Mayıs Dünya Ankilozan Spondilit Günü vesilesiyle hastalık hakkında önemli bilgiler paylaştı. </strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Omurgayı etkileyen, kronik, iltihaplı romatizmal bir hastalık olan ankilozan spondilit, genellikle genç yetişkinlerde (20-40 yaş arası) daha sık görülmesine rağmen, çocuklarda ve ileri yaşlarda da ortaya çıkabiliyor. Erkeklerde kadınlara göre daha sık rastlanıyor ve hastalık erkeklerde genellikle daha şiddetli seyrediyor.</p>

<p><strong>HLA-B27 geni pozitif olan hastalarda ankilozan spondilit görülme riski daha yüksek</strong></p>

<p><strong>Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Uzmanı ve Atılım Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>: “Genetik faktörlerin ankilozan spondilit gelişiminde önemli bir rolü vardır. Özellikle <strong>HLA-B27 geni</strong> ile güçlü bir ilişkisi olduğu bilinmektedir. HLA-B27 pozitif olan kişilerde ankilozan spondilit görülme riski, bu geni taşımayanlara göre belirgin şekilde daha yüksektir ve hastalığı daha şiddetli geçirebilirler. Ancak HLA-B27 genini taşıyan herkes ankilozan spondilit geliştirmez; çevresel ve diğer genetik faktörler de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabilmektedir. Öte yandan, HLA-B27 negatif olanlarda da hastalık gelişebilir” dedi.</p>

<p><strong>&nbsp;Bel, kalça ağrısı ve sabah tutukluğuna dikkat </strong></p>

<p>Ankilozan spondilit hastalığının erken belirtilerinde sabahları veya uzun süre hareketsiz kalındığında ortaya çıkan bel ve kalça ağrısı olduğunu ifade eden<strong> Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>, sabah tutukluğunun, belde sertlik ve hareket kısıtlılığı hissinin genellikle 30 dakikadan uzun sürdüğünü söyledi ve ekledi: “Gece ağrısı nedeni ile uyanma görülür. Yorgunluk ve halsizlik, boyun, omuz veya topuk ağrısı, eklem şişlikleri olabilir ve yaşam kalitesi düşer. Ankilozan spondilitin sıklıkla karıştırıldığı durumlar ise şunlardır: Mekanik bel ağrısı (fıtık, duruş bozukluğu, kas zorlanması), fibromiyalji, psikolojik nedenli ağrılar (anksiyete, depresyon kaynaklı somatik ağrılar).”</p>

<p><br />
<strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>: “Ankilozan spondilit gibi hastalıklarda ilk başvuru genellikle aile hekimi, ortopedi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, beyin cerrahisi ya da nöroloji gibi bölümlere yapılıyor. Çünkü belirtiler, özellikle bel ağrısı ve tutukluk, fıtık ya da kas-iskelet sistemi problemleri gibi düşünülür romatoloji bölümü akla sonradan gelir ya da öneriyle ulaşılır. Türkiye’de romatolog sayısının az olması da bu süreci daha da uzatmaktadır” dedi.</p>

<p><strong>Ankilozan spondilit hastalığında ortalama tanı süresi 5 ila 8 yıl arasında gecikebiliyor</strong></p>

<p>Ankilozan spondilit tanısında gecikme ne yazık ki çok yaygın, ortalama tanı gecikmesi 5 ila 8 yıl arasında diyen <strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>, özellikle kadın hastalarda belirtilerin daha hafif seyredebilmesi ve psikolojik olarak değerlendirilebilmesinden kaynaklı bu sürenin genellikle daha uzun olduğunu vurguladı ve ekledi: “Hastalığın erken tanısında Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG), sakroiliak eklemdeki iltihabı gösteren en duyarlı ve tanıda en önemli yöntemdir. Eklem ultrasonografisi ise daha çok eklemlerdeki iltihaplı dokuları ve iltihaplanmayı görmek için kullanılır. Ancak MRG, erken tanı için en kritik yöntemdir çünkü röntgen bulguları hastalığın erken dönemlerinde genellikle normaldir. Aynı şekilde kan testleri de erken dönemde normal çıkabilir.”</p>

<p><strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>: “Eklemde ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı gibi semptomlar artrit gibi romatizmal hastalıkların erken belirtisi olabilir. Özellikle sabah tutukluğu, istirahatle artan ve egzersizle azalan ağrı, gece uyandıran ağrı, eklem şişliği, tekrarlayan topuk ağrısı, ayak tabanında batma hissi, dizde ya da kalçada açıklanamayan ağrılar varsa ve geçmiyorsa; romatolojik bir neden mutlaka araştırılmalı, hasta zaman kaybetmeden romatoloğa yönlendirilmelidir” dedi.</p>

<p><strong>Ankilozan spondilit iş ve sosyal hayata katılımı zorlaştırabilir</strong></p>

<p>Ankilozan spondilitin özellikle genç yaşlarda başladığı için yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkiler yaratabileceği uyarısında bulunan <strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>, sabah tutukluğu, ağrı ve yorgunluğun, iş ve sosyal hayata katılımı zorlaştırabileceğini, bazen bunu imkansız kılabileceğini ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Uzun vadede, omurganın tek kemik olup kamburlaşması (ankiloz) ciddi hareket kısıtlılığına neden olabilir. Spor yapamama, uyku bozukluğu, depresyon, cinsel sorunlar gibi durumlar görülebilir. Genç bireylerde bu kısıtlamalar, mesleki tercihleri, ikili ilişkileri ve özgüveni olumsuz etkileyebilir. Ancak erken tanı ve tedavi ile bu sorunlar önemli oranda iyileşir ve bireyler normale dönebilir.”</p>

<p><strong>&nbsp;Hasta iş birliği tedavi başarısı için şarttır</strong></p>

<p>Tedavinin ankilozan spondilitte çok yönlü olduğunu söyleyen <strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong> tedavi süreciyle ilgili şunları söyledi: “Hastaya hastalığı anlatmak, ankilozan spondilitin kronik bir hastalık olduğunu, tedavinin ve takiplerin önemini vurgulamak ile başlar. İlaç tedavisi bilimsel olarak hazırlanmış romatoloji kılavuzlarına uyularak yapılmalıdır. Hastaların ilaçları, hastalık şiddetine ve hastanın diğer hastalıklarına göre değişir ve düzenli takip gerektirir. Ayrıca fizik tedavi, egzersiz, psikolojik destek, aile ve çevre desteği yardımcı tedavilerdir.”</p>

<p>Romatolojideki güncel gelişmelerin yeni tedavi seçenekleri için umut verici olduğunu dile getiren <strong>Dr. Zahiroğlu</strong>, her geçen zaman tedaviye dirençli hastalar için tedavi seçeneklerinin arttığını ifade etti ve takip süreci için önemli bilgiler paylaştı: “İlk tanıdan sonra hastalığın durumuna göre 1-3 ayda bir kontrol önerilir. Hastanın şikayetleri özellikle ağrı ve tutukluk takibi, laboratuvar testleri (CRP, sedimentasyon) gerektiğinde MRG kontrolleri, göz, barsak ve kalp gibi organ sistemleri izlenir. Hasta iş birliği, tedavi başarısı için şarttır. İlaçları düzenli kullanmak, doktor takiplerini aksatmamak, egzersizi sürdürmek ve tetikleyicilerden uzak durmak hastaların kendileri için yapmaları gerekenlerdir.”</p>

<p><strong>Egzersiz ankilozan spondilitte ağrıyı azaltır </strong></p>

<p><strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>: “Egzersiz, ankilozan spondilitte ağrıyı azaltır, duruşu düzeltir, akciğer kapasitesini korur. Özellikle germe ve postür egzersizleri, yüzme ve yoga önerilir. Beslenmede ise her ne kadar anti-inflamatuvar beslenme adı altında (sebze, balık, zeytinyağı ağırlıklı) beslenmenin destek olabileceği görüşü olsa da bilimsel verilerde bu konu ile ilgili hastalığı azaltma etkisi kanıtlanmamıştır. Ancak bu beslenme şekli genel sağlık açısından tavsiye edilir. Obezite, eklem yükünü artırır, tedavi etkinliğini azaltır. Sigara kullanımı ise hastalık seyrini net olarak kötüleştirir” dedi.</p>

<p><strong>Erken tanı sayesinde ankilozan spondilit ile de dolu dolu yaşamak mümkün</strong></p>

<p>Erken teşhis ve her hastaya uygun tedavi ile omurga hasarının önlenebileceğini belirten <strong>Dr. Yeliz Zahiroğlu</strong>, bu sayede yaşam kalitesinin normale dönebildiğini, iş gücü kaybı ve sosyal izolasyonun azaldığını vurguladı. <strong>Dr.</strong> <strong>Zahiroğlu</strong>, ankilozan spondilitte doğru tedavi yönetimiyle engellilik riskinin de önemli ölçüde azaldığını söyledi ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Geçmeyen bel ağrısı sıradan bir durum değildir. Özellikle gece uyandıran, sabahları ortaya çıkan ve hareketle azalan bel ağrınız; geçmeyen topuk veya kalça ağrınız varsa, mutlaka bir romatoloğa başvurmalısınız. Erken tanı, aktif bir yaşam demektir. AS ile dolu dolu yaşamak mümkündür, yeter ki zamanında müdahale edilsin.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emre Şahinol</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bel-kalca-agrisi-ve-sabah-tutukluguna-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 06 May 2025 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/05/bel-kalca-agrisi-ve-sabah-tutukluguna-dikkat.jpeg" type="image/jpeg" length="57172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HIZLI KİLO ALDIRAN BESİNLERE DİKKAT !]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/hizli-kilo-aldiran-besinlere-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/hizli-kilo-aldiran-besinlere-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Şükrü Can Gülşen konu hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><font face="verdana, sans-serif">Bazı yiyecekler besin öğesi fazla içermediği halde ciddi kilo alımına sebebiyet verir. Elzem aimonasitler, diyet lifi ,vitamin veya mineral kaynağı çok içermezken yüksek kalori içerir. Bu da kişiye kilo aldırır. Bu yiyecekler insan vücuduna ve sağlığına fayda sağlamazken, yağ oranını artırdığı için iç organların&nbsp;yapısını bozar ve buna bağlı olarak sağlığı olumsuz etkiler. Kilolu olan ve kilo almaya elverişli olan insanların kesinlikle bu gıdalar tüketmemesi gerekir. Normal insanların ise ölçülü bir şekilde tüketmesi gerekir.</font></p>

<p><strong>Hızlı kilo aldıran yiyecekler ;</strong></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Margarin</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Kola ve diğer gazlı içecekler</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Meyve suları</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Cips</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Soslu tuzlu kuruyemişler</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Noodle</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Makarna</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Beyaz ekmek</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Krem çikolatalar</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Fındık ezmesi veya kreması</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Kahve karışımları</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Hazır ve paketli soslar</font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font face="verdana, sans-serif">Çikolata ,Kek, bisküvi ve her türlü paketli gıda</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Fast food yemekler</font></p>

<p>Bunlar gibi yetersiz besin öğesine sahip gıdalar, herkes için kaçınılması gereken vücut sağlığına yararı olmayan ultra sağlıksız yiyeceklerdir.</p>

<p><strong>Aşağıda belirttiğim gıdalarda özellikle porsiyon miktarına dikkate edilerek tükeilmesi gereken gıdalardır ;</strong></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Ayçekirdeği, kabak çekirdeği gibi yağlı tohumlar</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Sucuk, sosis, salam gibi işlenmiş et ürünleri</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Fındık ezmesi</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Krema</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Bal, kaymak, tahin, pekmez, reçel ve marmelatlar</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Hayvansal yağlar</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Sakatatlar</font></p>

<p><font face="verdana, sans-serif">Patates, pirinç gibi...</font>bu gıdalar da yeterli ve dengeli&nbsp;tüketildiğinde&nbsp;zarar vermez ama en ufak porsiyon aşımında vücuda yağ olarak depolanır&nbsp;ve vücut&nbsp;sağlığını bozar,bu sebeple yeterli ve dengeli&nbsp;tüketilmesi&nbsp;gerekmektedir.Doğal beslenin sağlıklı yaşayın...</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/hizli-kilo-aldiran-besinlere-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Apr 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/04/hizli-kilo-aldiran-besinlere-dikkat-1.jpg" type="image/jpeg" length="36556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bafra Devlet Hastanesi’nde Diyaliz Ünitesi Genişletildi: Cihaz Sayısı 28’e Çıktı]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi-cihaz-sayisi-28e-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi-cihaz-sayisi-28e-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Bafra Devlet Hastanesi’nde diyaliz ünite sayısı artırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Bafra Devlet Hastanesi’nde diyaliz ünite sayısı artırıldı.</p>

<p>Artan ihtiyaçlar kapsamında Bafra Devlet Hastanesi diyaliz ünitesinin kalitesini arttırmak ve hasta bakımını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla diyalize 4 yeni cihaz daha eklenerek cihaz sayısı 24’ten 28’e yükseldi. Planlanan hasta sayısına 16 yeni hasta daha eklenerek hasta sayısı 96’dan 112’ye çıktı. Günlük olarak hemodiyaliz merkezinde hastalar 2 seans halinde ortalama olarak 50 hastaya hizmet veriliyor.</p>

<p>Başhekim Uzm. Dr. Alaiddin Domaç, hastaları ziyaret ederek ’geçmiş olsun’ dileklerinde bulundu. Hastanede yeni hizmetlere devam edileceğini belirten Başhekim Domaç, Sağlık Bakanlığı ve Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkılarıyla hastaneyi daha da geliştireceklerine vurgu yaptı ve yeni ünitelerin hayırlı olmasını temenni etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Bafra Devlet Hastanesi’nde Diyaliz Ünitesi Genişletildi2" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Bafra Devlet Hastanesi’nde Diyaliz Ünitesi Genişletildi3" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burcu Ünlü</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bafra Haberleri, SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi-cihaz-sayisi-28e-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/bafra-devlet-hastanesinde-diyaliz-unitesi-genisletildi.jpg" type="image/jpeg" length="82464"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Uyarı: Obezite Ömrü 10 Yıl Kısaltıyor]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-omru-10-yil-kisaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-omru-10-yil-kisaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel yayınlara göre obezite tedavisine erişemeyen kişilerin yaşam süresinin yaklaşık 10 yıl süreyle kısaldığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Recep Aktimur, "Özellikle son yıllarda başarı oranlarının artması ve sonuçlarının gayet olumlu olması nedeniyle en çok tercih edilen yöntemlerin başında obezite ameliyatları gelmeye başladı. Fakat ameliyatlarla ilgili yanlış bilgiler nedeniyle çok sayıda kişi obezite tedavisine ulaşamıyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel yayınlara göre obezite tedavisine erişemeyen kişilerin yaşam süresinin yaklaşık 10 yıl süreyle kısaldığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Recep Aktimur, "Özellikle son yıllarda başarı oranlarının artması ve sonuçlarının gayet olumlu olması nedeniyle en çok tercih edilen yöntemlerin başında obezite ameliyatları gelmeye başladı. Fakat ameliyatlarla ilgili yanlış bilgiler nedeniyle çok sayıda kişi obezite tedavisine ulaşamıyor" dedi.</p>

<p>Uzmanlar günümüzdeki en ciddi sağlık sorunlarının başında gelen obezitenin hem dünyada hem de Türkiye’de görülme sıklığının arttığına dikkat çekerek sık sık önlem alınması konusunda uyarılarda bulunuyor. Liv Hospital Samsun Genel Cerrahi Kliniği’nden Prof. Dr. Recep Aktimur, "4 Mart Dünya Obezite Günü" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Yanlış bilgiler nedeniyle çok sayıda kişi obezite tedavisine ulaşamıyor"</p>

<p>Sağlık sektöründeki yeni gelişmeler ve artan teknolojik imkânların obezite ile baş etmek için tedavi seçeneklerini artırdığını ifade eden Prof. Dr. Recep Aktimur, "Özellikle son yıllarda başarı oranlarının artması ve sonuçlarının gayet olumlu olması nedeniyle en çok tercih edilen yöntemlerin başında obezite ameliyatları gelmeye başladı. Fakat ameliyatlarla ilgili yanlış bilgiler nedeniyle ameliyata ihtiyacı olan çok sayıda insanın uygun tedaviye ulaşamıyor" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Aktimur, bilimsel yayınlara göre tedaviye erişemeyen kişilerin yaşam süresinin yaklaşık 10 yıl süreyle kısaldığını söyledi.</p>

<p>"Safra kesesi ameliyatı kadar riski var"</p>

<p>Bilimsel yönden obezite ameliyatlarının başarısının ve gerekliliğinin çok uzun yıllar önce ispat edildiğini ve bu ameliyatların bir safra kesesi ameliyatı ile benzer riski taşıyarak yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Aktimur, oluşturulan korkunun insan hayatına mal olduğunu söyledi. Bu ameliyatların aslında dünyada yapılması gerekenden çok daha düşük sayıda yapıldığını belirten Prof. Dr. Aktimur, "Obezitenin ortaya çıkardığı kronik hastalıkları tedavi etmek adına ülkelerin sağlık bütçelerinin ciddi şekilde yara aldığı ispat edilmiştir. Ayrıca bu hastalıkların artışı ülkemizin sağlık bütçesini de ciddi şekilde sarsmaktadır" diye konuştu.</p>

<p>"Ameliyat, obezite ile yaşamaktan çok daha güvenli"</p>

<p>Obezite ameliyatlarının obezite ile yaşamaktan çok daha güvenli olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Aktimur, "Hem toplumu obezite ve obezitenin neden olduğu kronik hastalıkların pençesinden kurtarmak hem de ülkemizin sağlık harcamalarını daha verimli kullanabilmek adına obezitenin bilinen en başarılı ve kalıcı tedavisi olan obezite cerrahisine karşı olan önyargının otoriteler tarafından önlenmesi gerekir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-omru-10-yil-kisaltiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/obezite-omru-10-yil-kisaltiyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="39168"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Uyarı: Obezite, Önlenebilir İkinci Ölüm Sebebi]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-onlenebilir-ikinci-olum-sebebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-onlenebilir-ikinci-olum-sebebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezitenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kadir Yıldırım, "Obezite, sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda ciddi hastalıklara zemin hazırlayan bir sağlık sorunudur. ABD’de yapılan bir çalışmaya göre obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, insan yaşam süresini 10-15 yıl arasında azalttığı da bilimsel olarak kanıtlanmıştır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezitenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kadir Yıldırım, "Obezite, sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda ciddi hastalıklara zemin hazırlayan bir sağlık sorunudur. ABD’de yapılan bir çalışmaya göre obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, insan yaşam süresini 10-15 yıl arasında azalttığı da bilimsel olarak kanıtlanmıştır" dedi.</p>

<p>Obezitenin ciddi hastalıklara zemin hazırlayan önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen VM Medical Park Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kadir Yıldırım, Dünya Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Obezitenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu olarak hâlâ sık görüldüğünü dile getiren Doç. Dr. Kadir Yıldırım, "Obezite, sadece estetik bir problem değil, aynı zamanda ciddi hastalıklara zemin hazırlayan bir sağlık sorunudur. ABD’de yapılan bir çalışmaya göre obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, insan yaşam süresini 10-15 yıl arasında azalttığı da bilimsel olarak kanıtlanmıştır" şeklinde konuştu.</p>

<p>Tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığı sebebi</p>

<p>Obezitenin zemin hazırladığı hastalıkların en başında şeker hastalığının geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, "Dünya Sağlık Örgütü’nün yapmış olduğu çalışmada, fazla kilo sorunu ve obezitenin Avrupa’daki yetişkinlerde tip 2 diyabetin yüzde 85’inden, hipertansiyonun yüzde 80’inden, kalp hastalığının ise yüzde 35’inden sorumlu olduğunu belirtilmektedir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Obezitenin en büyük nedeni hareketsiz yaşam</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezitenin çocuklarda da çığ gibi büyüdüğünü dile getiren Doç. Dr. Yıldırım, "Bunun en büyük nedeni hareketsiz yaşam, fast food ve rafine gıda tüketiminin çok fazla olmasıdır. Bu yüzden obeziteden kurtulmanın en önemli yolu, sağlıklı ve dengeli beslenerek hareketli bir yaşam tarzına sahip olmaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Risk devam ediyorsa cerrahi çözüm düşünülebilir</p>

<p>Tüm önlemlere rağmen obezite riski devam ediyorsa cerrahi seçeneğin düşünülebileceğini dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, şunları söyledi:</p>

<p>"Diyelim ki, yaşam tarzı değişikliklerini yaptık, diyetisyen desteği aldık ama hâlâ obezetinin sınırları içerisindeyiz. O zaman mutlaka tedavide obezite cerrahisini düşünmemiz gerekiyor. Çünkü obezite cerrahisi ile 1 yıl içerisinde fazla kilolarımızın yüzde 80’ini verip sadece obeziteden değil, birçok hastalıktan da kurtulmuş oluyoruz".</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/uzmanlardan-uyari-obezite-onlenebilir-ikinci-olum-sebebi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/obezite-onlenebilir-ikinci-olum-sebebi.jpg" type="image/jpeg" length="77630"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bebeklerde İşitme Kaybının Erken Teşhisi Gelişim İçin Kritik]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bebeklerde-isitme-kaybinin-erken-teshisi-gelisim-icin-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/bebeklerde-isitme-kaybinin-erken-teshisi-gelisim-icin-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, bebeklerde işitme kaybının zamanında teşhis edilmesinin erken müdahale açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Geç tanı konulduğunda, dil ve iletişim becerilerinin gelişimi aksayarak, çocuğun akademik başarısı, okuma-yazma yeteneği ve kişisel-sosyal gelişimi olumsuz etkilenmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde işitme kaybının zamanında teşhis edilmesinin, erken müdahale açısından önemli olduğuna dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yunus Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir" dedi.</p>

<p>Liv Hospital Samsun Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları Kliniği’nden Opr. Dr. Yunus Karadavut, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak bebeklerde işitme kaybının geç fark edilmesinin dil gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p>"Kişisel başarılar olumsuz etkilenebilir"</p>

<p>İşitme kaybının tespit edilmesinin, erken müdahale hizmetlerinin sağlanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Opr. Dr. Karadavut, "İşitme kaybının tanısı geç konduğunda bebek ve çocukların optimal gelişimi ve kişisel başarıları olumsuz etkilenmektedir. Çünkü dil ve iletişim becerileri, çocuğun normal gelişimi için önemli rol oynamaktadır. Bu becerilerin kazanımındaki gecikme okuma-yazmayı, akademik başarıyı ve kişisel-sosyal gelişimi etkilemektedir. Bu nedenle hem Türkiye’de hem de dünyada yeni doğan, çocukluk ve okul dönemlerindeki çocuklarda işitme taramalarına önem verilmektedir" diye konuştu.</p>

<p>"Okul çağındaki çocuklar risk altında"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okul çağı çocuklarının risk altında olduğunu da sözlerine ekleyen Opr. Dr. Karadavut, "Alerjiler, üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti ve bademcik enfeksiyonları ve buna bağlı orta kulakta sıvı birikmesi durumu, dış ve orta kulak enfeksiyonları, buşon (kulak kiri), travma, kulak içine yabancı cisim kaçması gibi durumlar ve genetik hastalıklar işitme kaybına neden olabilir. İşitme eğitim ve iletişim için en önemli bileşendir. Okul döneminde daha da önemli hale gelmektedir. Kalıcı işitme kaybı yaygınlığının okul çağındaki çocuklarda binde 9’a yükseldiği bildirilmektedir. Bir ya da iki kulakta kalıcı ya da geçici işitme kaybı, okul-yaşı çocuklarının yüzde 14’ten fazlasını etkilemektedir. Tek taraflı işitme kayıplarında bile sınıf tekrar oranı yüzde 37 olarak bildirilmektedir. İşitme kaybı dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki sıkıntıları artırmaktadır. Çocuklardaki işitme kaybı yaygınlığı eğer gerekli tıbbi ve eğitim desteği sağlanamazsa, okul başarısını olumsuz etkileyerek bireylerde önemli sosyal ve ülke açısından ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Sonuç olarak okul çağı çocuklarında işitme kaybı ihmal edilmemeli ve en yakın uzman hekime başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/bebeklerde-isitme-kaybinin-erken-teshisi-gelisim-icin-kritik</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/03/bebeklerde-isitme-kaybinin-erken-teshisi-gelisim-icin-kritik.jpg" type="image/jpeg" length="46611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan’da Kabızlık ve Hazımsızlığa Karşı Öneriler]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/ramazanda-kabizlik-ve-hazimsizliga-karsi-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/ramazanda-kabizlik-ve-hazimsizliga-karsi-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayında oruç tutarken kabızlık ve hazımsızlık gibi sindirim sorunlarının sıkça yaşanabileceğine dikkat çeken Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, "Sahurda ve iftarda lifli gıdalara ağırlık verin.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında oruç tutarken kabızlık ve hazımsızlık gibi sindirim sorunlarının sıkça yaşanabileceğine dikkat çeken Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, "Sahurda ve iftarda lifli gıdalara ağırlık verin. Lifli gıdalar, bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önler. İftar ve sahur arasında bol su için. Oruç tutarken uzun süre susuz kalmak, kabızlığın en önemli nedenlerinden biridir" dedi.</p>

<p>Ramazan ayında oruç tutarken kabızlık ve hazımsızlık gibi sindirim sorunları sıkça yaşanabiliyor. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, oruç tutarken yaşanabilecek bu sorunların önüne geçmek için dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktaları şu şekilde sıraladı:</p>

<p>"Su tüketimi: İftar ve sahur arasında bol su için. Oruç tutarken uzun süre susuz kalmak, kabızlığın en önemli nedenlerinden biridir. İftar ve sahur arasında en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin. Suyun yanı sıra diğer sıvıları da tüketin. Suya ek olarak şekersiz komposto, ayran, bitki çayları gibi sıvıları da tüketebilirsiniz. Lifli gıdalar: Sahurda ve iftarda lifli gıdalara ağırlık verin. Lifli gıdalar, bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlığı önler. Tam tahıllı ekmek, yulaf, kuru baklagiller, sebze ve meyve gibi lifli gıdaları sofranızdan eksik etmeyin. Kuru meyveleri tercih edin. Kuru kayısı, kuru erik, incir gibi kuru meyveler lif açısından zengindir ve kabızlığa iyi gelir. Probiyotikler: Yoğurt gibi probiyotik içeren gıdalar tüketin. Probiyotikler, bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sistemini destekler. Yağlı ve ağır gıdalardan kaçının: İftarda ve sahurda yağlı, kızartılmış ve ağır gıdalardan uzak durun. Bu tür gıdalar, sindirimi zorlaştırarak hazımsızlığa ve kabızlığa neden olabilir. Yemekleri yavaş yiyin ve iyice çiğneyin. Aceleyle yemek yemek, hazımsızlığa yol açabilir. Düzenli egzersiz: İftar sonrası hafif egzersizler yapın. Yürüyüş gibi hafif egzersizler, sindirim sistemini harekete geçirerek kabızlığı önler. Diğer öneriler: Sahurda kahve ve çay tüketimini sınırlayın. Kafein, vücuttan su atımını artırarak kabızlığa neden olabilir. İftardan sonra rezene veya papatya çayı için. Bu bitki çayları, sindirimi rahatlatır ve hazımsızlığı önler. Kabızlık sorunu devam ederse doktora danışın. Uzun süreli kabızlık, altta yatan başka bir sağlık sorununun belirtisi olabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Ecemiş, sahur ve iftar için şu örnek menüyü paylaştı:</p>

<p>"Sahur: 1 kâse yulaf ezmesi (süt veya yoğurt ile), 1 adet haşlanmış yumurta, 1 porsiyon meyve (örneğin, elma veya armut), 1 avuç içi kadar ceviz veya badem ve bol su. İftar: 1-2 adet hurma, 1 kâse mercimek çorbası, 1 porsiyon ızgara tavuk veya balık, bol yeşillikli salata, 1 kâse yoğurt, bol su."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/ramazanda-kabizlik-ve-hazimsizliga-karsi-oneriler</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/ramazanda-kabizlik-ve-hazimsizliga-karsi-oneriler.jpg" type="image/jpeg" length="76468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Oruç Tutmanın Sağlığa Faydaları]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/oruc-tutmanin-sagliga-faydalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/oruc-tutmanin-sagliga-faydalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı kişilerde oruç tutmanın faydalarından bahseden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Oruç tutmak sindirim sisteminin dinlenmesini sağlayarak, daha sağlıklı kalori yakmaya destek olur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı kişilerde oruç tutmanın faydalarından bahseden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, "Oruç tutmak sindirim sisteminin dinlenmesini sağlayarak, daha sağlıklı kalori yakmaya destek olur. Sindirim sistemi sağlığı iyi olmayan kişilerde özellikle oruç, gıdaların enerjiye dönüştürülmesi ve yağ yıkımına ciddi katkıda bulunur. Düzenli şekilde oruç tutmak, metabolizma sağlığına faydalı olduğu gibi, sağlıklı bağırsak fonksiyona da katkı sağlar" dedi.</p>

<p>Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, oruç tutmanın bağışıklık sistemini geliştirdiğini, serbest radikallerin neden olduğu hasarların giderilmesini sağladığını, iltihabı azalttığını ve kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlattığını söyledi.</p>

<p>Liv Hospital Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, oruç tutmanın sağlığa faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Akyol oruç tutmanın bağışıklık sistemini geliştirdiğini, serbest radikallerin neden olduğu hasarların giderilmesini sağladığını, iltihabı azalttığını ve kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlattığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ramazan’ın iki yönde sağlığa faydalı olduğunun bilimse olarak ispatlandığına değinen Uzm. Dr. Akyol, "Birincisi sindirim sistemi ve fiziki katkıları, diğeri ise insan psikolojisine olan faydalarıdır. Oruç esnasında vücutta bulunan yağ hücreleri aracılığı ile depolanmış yağlar yakılır. Depolanan yağların yakılmasıyla birlikte sağlıklı zayıflama gerçekleşir. Ancak bu, sahur ve iftarda az kalorili beslenmekle olur. Şimdiye kadar yapılan bilimsel araştırmalar oruç ve insülin sağlığı ilişkisini ortaya koymaktadır. Araştırmalar oruç esnasında hücrelerin kandan daha fazla glikoz alımı üzerine uyarılar gönderdiğini göstermiştir, bu durum da insülin sağlığına olumlu etki etmektedir" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Daha sağlıklı kalori yakmaya destek olur"</p>

<p>Oruç tutmanın sindirim sistemine de fayda sağladığını söyleyen Uzm. Dr. Akyol, "Oruç tutmak sindirim sisteminin dinlenmesini sağlayarak, daha sağlıklı kalori yakmaya destek olur. Sindirim sistemi sağlığı iyi olmayan kişilerde özellikle oruç, gıdaların enerjiye dönüştürülmesi ve yağ yıkımına ciddi katkıda bulunur. Düzenli şekilde oruç tutmak, metabolizma sağlığına faydalı olduğu gibi, sağlıklı bağırsak fonksiyona da katkı sağlar. Az yemek ömür uzatır, çok yaşamayı sağlar. Yapılan bilimsel araştırmalar bazı kültürlerde yapılan diyetlerin ömrü uzattığını ortaya koymaktadır" dedi.</p>

<p>"Oruç tutmak vücuda iyi geliyor"</p>

<p>Oruç tutmanın vücudumuzu yenilediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Akyol, "Beyinde yeni kök hücrelerin oluşmasını destekleyen oruç, bu işleve yardımcı olarak kimyasalların salgılanmasını sağlar. Parkinson ve Alzheimer gibi zihinsel hastalıklara karşı koruyucu rol oynayabilir. Oruç tutmak bağışıklık sistemini geliştirir, serbest radikallerin neden olduğu hasarların giderilmesini sağlar, iltihabı azaltır ve kanser hücrelerinin yayılma hızını yavaşlatır. Bilimsel araştırmalar, hayvanların doğada hasta olduklarında yemeyi azalttıklarını ve dinlendiklerini ortaya koymaktadır. Oruç tutmak bağışıklık sistemini geliştirerek, birçok hastalıktan korunmaya yardımcı olduğu gibi, bazı hastalıkların tedavisini hızlandırır. Oruç vücudun genel temizliğine ciddi anlamda faydalıdır. Sindirim sisteminin temizlenmesi, dolaylı olarak bütün sistemin temizlenmesini sağlar. Karaciğer ve böbreklerdeki toksinlerin temizlenmesiyle de cilt yenilenir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/oruc-tutmanin-sagliga-faydalari</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Feb 2025 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/oruc-tutmanin-sagliga-faydalari.jpg" type="image/jpeg" length="42594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun’da Ambulans İçinde Mucize Doğum]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da hastaneye nakil sırasında doğum sancıları başlayan anne, ambulansta doğum yaptı. Ambulansta bulunan sağlık çalışanları kordonu boynuna dolanmış bebeğe soğukkanlılıkla yardım ederek, hayata tutunmasına vesile oldular.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da hastaneye nakil sırasında doğum sancıları başlayan anne, ambulansta doğum yaptı. Ambulansta bulunan sağlık çalışanları kordonu boynuna dolanmış bebeğe soğukkanlılıkla yardım ederek, hayata tutunmasına vesile oldular.</p>

<p>Samsun’da yaşayan Buse isimli anne, doğum sancılarının başlamasının ardında ambulansla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakli sağlanmak için evinden alındı. Ambulansta nakil halindeyken sancılara daha fazla dayanamayan anne, ambulans içerisinde doğum yaptı. Ambulansta görevli Ebe Kübranur Taştemur ve ATT Berat Can Akçaoğlu, kordonu boynuna dolanmış şekilde doğan Ahmet isimli bebeğe, soğukkanlılıkla müdahale ederek hayata tutunmasına vesile oldular.</p>

<p>"Hoş geldin kış bebeği Ahmet"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü yaptığı paylaşımda, "Hoş geldin kış bebeği Ahmet, Buse annesinin doğum sancılarının başlamasının ardından gece saat 03.00 civarı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanemize nakli sırasında hayata gözlerini ambulansımızda açtı. Kordonu boynuna dolanmış olarak doğan Ahmet’imizin hayata tutunmasına deneyimi ve soğukkanlılığıyla yardımcı olan Ebe Kübranur Taştemur ve ATT Berat Can Akçaoğlu’na bir cana daha umut oldukları için teşekkür ederiz. Nice güzel yılların ve yaşların olsun Ahmet bebek" denildi.</p>

<p><img alt="Samsun’da Ambulans İçinde Mucize Doğum 2" height="1600" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Samsun’da Ambulans İçinde Mucize Doğum 3" height="2131" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsunda-ambulans-icinde-mucize-dogum.jpg" type="image/jpeg" length="64943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Dr. Gonca Evci: "Normal Doğumun Konforu Çok Farklı"]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci-normal-dogumun-konforu-cok-farkli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci-normal-dogumun-konforu-cok-farkli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da devlet hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev Dr. Gonca Evci, bebeğini normal doğumla dünyaya getirdi. Anne adaylarına da normal doğumu öneren Dr. Evci, "Normal doğum sonrası rahatlıklarını düşündüğüm için normal doğum yaptım. Ben de bu mesleğin içinde birçok doğum gördüm. Normal doğumun konforu çok farklı" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da devlet hastanesinde kadın doğum uzmanı olarak görev Dr. Gonca Evci, bebeğini normal doğumla dünyaya getirdi. Anne adaylarına da normal doğumu öneren Dr. Evci, "Normal doğum sonrası rahatlıklarını düşündüğüm için normal doğum yaptım. Ben de bu mesleğin içinde birçok doğum gördüm. Normal doğumun konforu çok farklı" dedi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde çalışan Kadın Doğum Uzmanı Dr. Gonca Evci ile kendi gibi doktor olan eşi Ramazan Evci’nin ikinci çocukları Asude Evci normal doğumla dünyaya geldi. Anne adaylarına normal doğumun faydalarını anlatan Dr. Gonca Evci, "Bu hastanede doğum yapmayı kendim tercih ettim. Kendimi daha güvenilir hissetim. Öncellikle bir kadın doğum uzmanı olarak normal doğum yapmayı çok istiyordum. Bu ikinci normal doğumum oldu. Bundan dolayı çok mutluyum. Doğum yaptıktan 1 saat sonra ayaktayım. Gayet güzel dolaşabiliyor, yürüyebiliyorum. Çocuğumla ilgilenebiliyorum. Kendimi gayet güzel hissettim. Normal doğum sonrası rahatlıklarını düşündüğüm için normal doğum yaptım. Anne adaylarına tabii ki endişe ve kaygı içindeler. Ben de bu mesleğin içinde birçok doğum gördüm. Normal doğum denemesinin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Normal doğum için burada anestezisi de uygulanmaktadır. Genelde hastalar doğumhaneyi ameliyathane gibi düşünen, eğitim aldıktan sonra doğumhanenin ’korkulmayacak bir şey olmadığını anladık’ diyen gebelerimiz oluyor. Polikliniğe ilk sezaryen yapıp sonrasında normal doğum yapan hastalarımız da geliyor. Sezaryende iyileşme süresi çok zor oluyor. Sezaryen neticede bir ameliyattır. Yara yeri enfeksiyonu, fıtıklar, hastanın ayağa kalkması, iyileşmesi gibi durumlar biraz zaman alıyor. Normal doğumun konforu çok farklı" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kadın Doğum Uzmanı Dr. Gonca Evci 2" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Kadın Doğum Uzmanı Dr. Gonca Evci 3" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci-normal-dogumun-konforu-cok-farkli</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Feb 2025 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/kadin-dogum-uzmani-dr-gonca-evci.jpg" type="image/jpeg" length="45160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karın Germe Ameliyatlarıyla Vücutla Barışmak Mümkün]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/karin-germe-ameliyatlariyla-vucutla-barismak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/karin-germe-ameliyatlariyla-vucutla-barismak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, vücudundan özellikle de karın-bel bölgesinden memnun olmayan kadın ve erklerin geçirdikleri karın germe ameliyatları ile vücutlarıyla barıştıklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, vücudundan özellikle de karın-bel bölgesinden memnun olmayan kadın ve erklerin geçirdikleri karın germe ameliyatları ile vücutlarıyla barıştıklarını söyledi.</p>

<p>Karın germe ameliyatlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, hem erkeklerin hem de kadınların bu operasyonlara oldukça ilgi gösterdiğini ifade etti. Birçok farklı nedenle kadın ve erkeklerin karın germe operasyonlarına ihtiyaç duyduğunu dile getiren Prof. Dr. Akbaş, bu ameliyatların hem kadınlar hem de erkeklerde olumlu psikolojik yansımalar oluşturduğunu da ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erkekler ve kadınların güzel bir karın bölgesine sahip olmak istediğine dikkat çeken Prof. Dr. Akbaş, "Farklı nedenlerle karın bölgesinde gevşemeler, sarkmalar, deformasyonlar oluşabilmekte. Günümüzde gerek yaz aktivitelerine gerek sportif faaliyetlere kadınlar daha fazla önem verir hale geldiler. Sosyal medyanın da bunda etkisi var. Doğuma, kilo alıp-vermeye, genetik yapı ve orantısız yağ birikimine bağlı olarak karın bölgelerinde şekil bozuklukları, sarkmalar, çatlamalar ve gevşemeler olabiliyor. Bu gibi durumlarda kadınlar ve erkekler böyle bir karına sahipse bel ve karın bölgesine şekil vermek için karın germe ameliyatları biz plastik cerrahların en çok yaptığı ameliyatlardan bir tanesi olarak dikkat çekiyor. Çünkü karın bölgesi, insan fiziğini en çok gösteren, fiziksel çekiciliği en ön plana çıkaran bölgelerden birisi karın-bel bölgesi dediğimiz bölgedir. Vücudun da üst ve alt kesişiminin birleşme noktasıdır. O bölgenin estetik olarak görünümünün düzgün olması, bedenin fiziksel algısına olumlu katkı yapmaktadır" dedi.</p>

<p>"Karın germe ameliyatları kadın ve erkekleri vücutlarıyla barıştırıyor"</p>

<p>Söz konusu ameliyatların özgüvenin yanı sıra psikolojik olarak da olumlu etkileri olduğuna değinen Akbaş, "Karın germe ameliyatlarındaki amacımız; erkek ve kadın fark etmeksizin güzel bir görünüm sağlamaktır. Kadın ve erkek karın germe ameliyatlarında farklılıklar söz konusudur. Kadınlarda özellikle doğum öncesi gerginliğe, sıkılığa ve şekle karnı getirmeye çalışıyoruz. Bir kadında yaptığımız karın germe ameliyatı ile erkekte yaptığımız ameliyatın püf noktaları aynı değildir. Kadınlarda bel bölgesini incelterek daha ince bir bel, daha şekilli bir karın yaparak kadının kıvrım ve hatlarını daha fazla ön plana çıkartırız. Erkeklerde ise bel daha düz olur. Bel oyuntusu çok fazla oluşturulmaz. Düzgün bir karın fakat alt ve üst beden ilişkisini daha özenle koruyan bir karın germe ameliyatı yapılır. Bunlara dikkat edilerek bir maskülen-feminen, bir kadın bir erkek tipi karın germe ameliyatı olduğunu unutmamak gerekir. Karın germe ameliyatları ayrıca kadın ve erkeklerin psikolojilerini de oldukça olumlu etkileyen bir ameliyattır. Karın bölgesindeki sarkmalar, ancak karın germe ameliyatları ile şekillendirilerek daha özgüvenli, istediğini giyebilen kadın ve erkekleri oluşturmak mümkündür. İnsanlar mutlu olmak istiyorlar. Mutlu olmak isterken bedenleriyle de barışık olmak istiyorlar. Kişiler karın bölgeleri ile problem yaşıyorsa bunun da çözümü biz plastik cerrahlar tarafından yapılan karın germe ameliyatlarıdır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/karin-germe-ameliyatlariyla-vucutla-barismak-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Feb 2025 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/karin-germe-ameliyatlariyla-vucutla-barismak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="65169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UMKE, Samsun'da Diyaliz Hastasının Yardımına Koştu]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun’da yoğun kar yağışı nedeniyle evinden hastaneye gidemeyen 57 yaşındaki diyaliz hastasının yardımına Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) koştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da yoğun kar yağışı nedeniyle evinden hastaneye gidemeyen 57 yaşındaki diyaliz hastasının yardımına Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) koştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsun’un Canik ilçesi Başkonak Mahallesi’ndeki evinden Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyaliz Merkezine karla kaplı yollar nedeniyle gidemeyen 57 yaşındaki bir vatandaşı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü UMKE ekipleri 4x4 araçla evinden alarak diyaliz merkezine ulaştırdı.</p>

<p><img alt="Umke, Samsun'da Diyaliz Hastasının Yardımına Koştu 2" height="1600" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Umke, Samsun'da Diyaliz Hastasının Yardımına Koştu 3" height="1600" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Feb 2025 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/umke-samsunda-diyaliz-hastasinin-yardimina-kostu.jpg" type="image/jpeg" length="82680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yutma Polikliniği Açıldı]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ’Yutma Polikliniği’ hizmete girdi. Yutma bozukluğu olan hastalar artık bu poliklinikte bulunan farklı alandaki doktorlar tarafından multidisipliner olarak değerlendirilerek erken tanı alacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ’Yutma Polikliniği’ hizmete girdi. Yutma bozukluğu olan hastalar artık bu poliklinikte bulunan farklı alandaki doktorlar tarafından multidisipliner olarak değerlendirilerek erken tanı alacak.</p>

<p>Samsun Üniversitesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başlayan Yutma Polikliniği, düzenlene törenle hizmete açıldı. 3 ay yapılan ön çalışma sonrasında Yutma Polikliniği, bölgeye hizmet verecek şekilde faaliyete geçti. Yutma problemi olan hastaların farklı doktorlar tarafından değerlendirileceği polikliniğe son teknoloji cihazlar yerleştirildi. Hastalar polikliniğe başvurarak tedavi olmaya başladı.</p>

<p>"Erken tanı alabilecek"</p>

<p>Yeni açılan yutma polikliniği hakkında bilgi veren Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Doğukan Özdemir, "Yaklaşık 3 aydır yaptığımız fizibilite çalışmaları sonrasında bugün itibarıyla polikliniğimizi açmış bulunmaktayız. Yutma bozukları polikliniğimiz bölgeye hizmet veriyor. Yaklaşık 5 bölüm hocası: Nöroloji, kulak burun boğaz, yutma terapisti, diyetisyen ve gastroenteroloji hocalarımızla birlikte eş zamanlı olarak hastalarımızı değerlendirip eş zamanlı tanı koyduğumuz poliklinikteyiz. Yutma bozukluğu olan farklı gruptaki hastalarımız mevcuttur. İnme hastaları, kanser hastaları, nörolojik hastalar, KBB’nin kronik hastaları gibi farklı hastalarımız mevcuttur. Bu hastalar farklı farklı bölümleri gezerek geç tanı almakta ve tedavileri çok daha geç olmaktadır. Bizim diğer yutma bozuklukları ile farkımızda burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de yutma bozuklukları polikliniği halen hazırda görev yapmakta. Ancak bizim polikliniğimiz gibi örnekler Türkiye’de daha az sayıda mevcuttur. Hastalara bu konfor alanı sağlamaktadır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalarda beslenme eksikliği ve kas kaybı gelişebilir"</p>

<p>Yutma hastalığı hakkında bilgi veren Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Doğan, "Yutma bozukluğu aslında toplumda sanılandan daha fazla görülen bir hastalıktır. Yemek borusu ile ilgili hastalıklarda yine yutma bozukluğu gözükebiliyor. Nörolojik hastalıklarda biz yutma bozukluğunu çok sık görüyoruz. Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların ilerleyen dönemlerinde, inme hastalarının erken dönemlerinde yutma bozukluğu olabiliyor. Hatta hastaların yüzde 3’ünde kalıcı yutma bozukluğu olabiliyor. Yutma bozukluğu aslında çoğu zaman bir hastalığı semptomu olarak geliyor. Bazen polikliniğimize sadece yutma bozukluğu şikayeti ile ilgili gelen hastalarımız da mevcuttur. Yutma güçlüğü ile başvurup ALS tanısı koyduğumu hastamız olmuştu. Gıdaların yemek borusuna ulaştıramayıp soluk borusuna kaçması sıkıntılı bir durumdur. Zatürreye, hastanede yatışa neden olabilir. Hatta ölüme kadar gidebilir. Böyle bir sıkıntı varken diğer bir yandan yutma bozukluğu yaşayan hastalarda beslenme eksikliği gelişebilir. Kas kaybı gelişebilir" diye konuştu.</p>

<p>Polikliniğin açılışına Samsun Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Ümit Çallı, doktorlar ve hastane personeli katıldı.</p>

<p><img alt="Samsun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Yutma Polikliniği Açıldı 2" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Samsun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Yutma Polikliniği Açıldı 3" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Samsun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Yutma Polikliniği Açıldı 4" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi-4.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /><img alt="Samsun Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde Yutma Polikliniği Açıldı 5" height="800" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burcu Ünlü</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yutma-poliklinigi-acildi.jpg" type="image/jpeg" length="65136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hepatit B Sessiz İlerliyor: Her Yıl 1 Milyon Kişi Hayatını Kaybediyor]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/hepatit-b-sessiz-ilerliyor-her-yil-1-milyon-kisi-hayatini-kaybediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/hepatit-b-sessiz-ilerliyor-her-yil-1-milyon-kisi-hayatini-kaybediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada yılda yaklaşık 1 milyon insanın hepatit B ve onun neden olduğu komplikasyonlardan hayatını kaybettiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, "Enfekte olmuş kişilerin çoğunda herhangi bir belirti olmaz, virüs taşıdıklarının farkında bile değillerdir. Virüs, kan ya da diğer vücut sıvıları yoluyla kişiden kişiye taşınır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yılda yaklaşık 1 milyon insanın hepatit B ve onun neden olduğu komplikasyonlardan hayatını kaybettiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, "Enfekte olmuş kişilerin çoğunda herhangi bir belirti olmaz, virüs taşıdıklarının farkında bile değillerdir. Virüs, kan ya da diğer vücut sıvıları yoluyla kişiden kişiye taşınır" dedi.</p>

<p>Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, hepatit B enfeksiyonu hakkında bilgi verdi. Kronik hepatit B enfeksiyonu, bir yasam boyu sürebildiğinin altın çizeni Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, "Virüsle kronik olarak enfekte olanlarda ileri yaslarda siroz veya karaciğer kanseri gelişme riski vardır" diye konuştu.</p>

<p>"Hepatit B karaciğerde hasara neden oluyor"</p>

<p>Hepatit B hastalığının en yaygın karaciğer enfeksiyonuna neden olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, "Hepatit B isimli virüs (HBV) karaciğerde hasara neden olur. Kan, korunmasız cinsel ilişki, paylaşılan enjeksiyon iğneleri veya hepatit B olan anneden bebeğe bulaşma en yaygın bulaşma yollarıdır. Hepatit B ile enfekte olmuş yetişkinlerin büyük kısmı bu virüsten kurtulabilir. Yetişkinlerin bir kısmı, bebek ve küçük çocukların çoğunluğu virüsten kurtulamamakta ve bu kişilerde kalıcı enfeksiyon gelişmektedir" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Enfekte olmuş kişilerde belirti olmaz"</p>

<p>Dünyada 2 milyar hepatit B ile enfekte olmuş ve 400 milyon kronik hepatit B’li hasta olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, "Her yıl yaklaşık 1 milyon insan Hepatit B ve onun neden olduğu komplikasyonlardan hayatını kaybetmektedir. Enfekte olmuş kişilerin çoğunda herhangi bir belirti olmaz, virüs taşıdıklarının farkında bile değillerdir. Virüs, kan ya da diğer vücut sıvıları yoluyla kişiden kişiye taşınır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Düzenli hekim kontrolünde olmaları gerekir"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kan testinde 6 aydan fazla süre Hepatit B pozitifliği olan kişilerin kronik Hepatit B’li olarak tanımlandığını sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Ecemiş şunları söyledi: "Kronik hepatit B enfeksiyonu, bir yaşam boyu sürebilir. Virüsle kronik olarak enfekte olanlarda ileri yaslarda siroz ve/veya karaciğer kanseri gelişme riski vardır. Kronik Hepatit B tedavisi kararı, çeşitli kan tetkikleri ve gerekirse karaciğer biyopsisi yapılarak verilir. Hepatit B tedavisinde kullanılan ilaçlar virüsü baskılar ve karaciğer hasarını azaltır. Bazen nadir olarak da bu ilaçlar virüsü tamamen yok edebilir. Bu yüzden Hepatit B’li hastalar düzenli olarak hekim kontrolünde olmalıdırlar."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burcu Ünlü</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/hepatit-b-sessiz-ilerliyor-her-yil-1-milyon-kisi-hayatini-kaybediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/hepatit-b-sessiz-ilerliyor.jpg" type="image/jpeg" length="82563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OMÜ Hastanesi'nde Samsun'da Bir İlk: TİPS İşlemi Başarıyla Gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/omu-hastanesinde-samsunda-bir-ilk-tips-islemi-basariyla-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/omu-hastanesinde-samsunda-bir-ilk-tips-islemi-basariyla-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Samsun’da bir ilk gerçekleştirildi. Kronik karaciğer hastalığı kaynaklı tekrarlayan mide kanamaları geçiren bir hastaya "transjuguler intrahepatik portosistemik şant (TİPS)" işlemi başarıyla yapıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Samsun’da bir ilk gerçekleştirildi. Kronik karaciğer hastalığı kaynaklı tekrarlayan mide kanamaları geçiren bir hastaya "transjuguler intrahepatik portosistemik şant (TİPS)" işlemi başarıyla yapıldı.</p>

<p>OMÜ’de ilk defa gerçekleştirilen bu işlem ile ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan OMÜ Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Uzunkaya, "TİPS işlemi, karaciğer sirozu başta olmak üzere birtakım hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan portal hipertansiyonun; mide-varis kanaması, karında veya akciğer zarında sıvı birikimi gibi komplikasyonlarının yönetiminde uygulanan komplike bir girişimsel işlemdir. Bu işlem ile sindirim sistemine ait organlardan gelen kanı karaciğere taşıyan damar sistemindeki yükselmiş olan basıncın düşürülmesi hedeflenmektedir. İşlemin mantığı, karaciğer içerisinde yer alan iki ayrı toplardamar sistemi arasında kapalı anjiyografik yöntemle köprü oluşturma esasına dayanmaktadır. Böylece rutinde uygulanan tedavilere dirençli durumlarda iyileşme sağlanabilmektedir" dedi.</p>

<p>"TİPS işlemi Samsun’da şimdiye kadar hiç yapılmamıştı"</p>

<p>Açıklamasının devamında Doç. Dr. Uzunkaya, "Her ne kadar TİPS işlemi ülkemizdeki büyük merkezlerde çok zamandır yapılıyor olsa da bildiğimiz kadarıyla Samsun’da şimdiye kadar hiç yapılmamıştı. Tokat’ta yaşayan ve uzun zamandır mide kanamalarından muzdarip olan bir hasta bize başvurduğunda kendisine böyle bir tedavi yöntemi olduğunu ve bundan fayda görebileceğini söyledik. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde görevli Doç. Dr. Mustafa Özdemir’i işlemi birlikte gerçekleştirmek için özel olarak davet ettik ve hastanemiz Girişimsel Radyoloji bölümünde görevli öğretim üyelerimizin de katılımlarıyla işlemi başarıyla gerçekleştirdik" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hastanemiz adına yeni bir ilke imza atmış olduk"</p>

<p>Doç. Dr. Uzunkaya şunları söyledi: "Artık hastalarımız bu türden işlemler için metropollere gitmek zorunda kalmayacaklar. Böylece hastanemiz adına yeni bir ilke imza atmış olduk. Altyapımızın gücü, ekibimizin tecrübesi, paydaş hocalarımız ile idarecilerimizin destekleri sayesinde TİPS gibi oldukça komplike işlemleri adım adım hastanemize kazandırıyoruz."</p>

<p><img alt="Omü Hastanesi'nde Samsun'da Bir İlk 2" height="683" src="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/omu-hastanesinde-samsunda-bir-ilk-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1024" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emre Şahinol</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/omu-hastanesinde-samsunda-bir-ilk-tips-islemi-basariyla-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 14:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/omu-hastanesinde-samsunda-bir-ilk.jpg" type="image/jpeg" length="14260"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[12 Günlükken Açık Kalp Ameliyatı Olan Elisa Nazlı Bebeğe Şifa]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/12-gunlukken-acik-kalp-ameliyati-olan-elisa-nazli-bebege-sifa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/12-gunlukken-acik-kalp-ameliyati-olan-elisa-nazli-bebege-sifa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelen Elisa Nazlı bebek, 12 günlükken yapılan açık kalp ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelen Elisa Nazlı bebek, 12 günlükken yapılan açık kalp ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. 7-14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası’nda uyarılarda bulunan Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hacer Kamalı, "Kalbini tamamen düzelttik, bu hastalık kalp hastalıkları içerisinde yüzde 1 gibi, çok sık değil. Elbette ki endişelendiğimiz zamanlar oldu, çünkü hastalığı ağırdı. Aileler, bebeklerinde en ufak bir morarma, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi bir şikayet görürse çocuk hekimine başvurmalarını önemsiyoruz. Doğuştan kalp hastalıkları önemli bir grup, çoğu ameliyat edip düzeltilebilen hastalıklar, erken tanı önemli" derken baba Doruk Zombaba, "Gün geçtikçe güzel haberler aldık, onunla beraber yeniden doğmuşsun gibi oluyor, şükürler olsun" dedi.</p>

<p>Doğumsal kalp hastalıkları her yıl çok sayıda bebeği etkilerken Büyükçekmece’de yaşayan 32 yaşlarındaki Yeşim ve Doruk Zombaba çiftinin 15 Ocak’ta dünyaya gelen 3’üncü çocukları Elisa Nazlı da kalp rahatsızlığı nedeniyle doğum sonrası özel bir hastaneye sevk edildi. Buradan da acil olarak ameliyat gerekliliği ifade edilerek Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirildi. 25 Ocak’taki naklin ardından Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Okan Yıldız ile Çocuk Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hacer Kamalı ve sağlık ekibi Elisa Nazlı bebek için tetkikler yaptı. Doğuştan kalp hastalıkları içerisinde yüzde 1’lik bir oranda görüldüğü belirtilen, akciğerlerden kalbe kan getiren toplardamarların olması gereken yere bağlanmaması durumu olarak ifade edilen total anormal pulmoner venöz dönüş anomalisi tanılı bebek 12 günlük iken acil olarak ameliyata alındı. Operasyon Doç. Dr. Okan Yıldız ve ekibi tarafından başarıyla tamamlanırken aile de rahat bir nefes aldı. Doç. Dr. Kamalı ise 7 - 14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası dolayısıyla hem Elisa Nazlı bebeğin durumuna hem de doğumsal hastalıklarına ilişkin bilgi verdi. Kamalı, doğumsal kalp hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çekerken ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>"Bu hastalık çok sık değil, kalbini tamamen düzelttik"</p>

<p>Bebeğin durumuna ilişkin konuşan Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hacer Kamalı, "İstanbul içi özel bir hastaneden solunum sıkıntısı olması dolayısıyla ekokardiyografik incelemesi yapılmış, kalp hastalığı saptanmış, ameliyat gerektirmesi üzerine nakil aldık. Bebek 10 günlükken geldi, tanıyı koyduk, tomografiyle de teyit ettik; total anormal pulmoner venöz dönüş anomalisi. Özellikle damarların darlık durumunda acil ameliyat gerektiriyor, bu bebek de o şekildeydi, tanısını koyduktan sonraki 2 gün içerisinde ameliyatını yaptık çünkü ameliyat dışında tedavi seçeneği olmayan bir hastalık. Tam olarak tanımlanmış bir sebebi yok, multifaktöriyel deniyor. Annenin bilmeden maruz kaldığı ilaçlar, bazen radyasyon, alkol, sigara kullanımı gibi şeyler etkileyebilir, elbette ki genetik faktörlerin de rolü olabilir. Operasyon, yaklaşık 5-6 saatlik bir süre denebilir. Bu hastalık tam düzeltme ameliyatı yaptığımız hastalıklardan bir tanesi, ailesi de bunu soruyor, ‘Hocam, gerçekten içeride bir şey kaldı mı?’, hayır, hiçbir şey kalmadı. Hatta aileye de söylüyorum, bu bebeğe artık kalp hastalığı etiketini sakın yapıştırmayın, kalbini tamamen düzelttik. Elbette ki takiplere gelmeye devam edecek ama şimdilik sorun kalmadı" şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Çoğu ameliyatla düzeltilebilen hastalıklar, erken tanı önemli"</p>

<p>Erken tanının hayati önem taşıdığını söyleyen Doç. Dr. Kamalı, "Doğuştan kalp hastalıklarına baktığımız zaman yaklaşık 100 doğumda bir görülüyor, bu hastalık da kalp hastalıkları içerisinde yüzde 1 gibi bir oran aslında çok sık değil. 12 günlükken ameliyat oldu, elbette ki endişelendiğimiz zamanlar oldu çünkü kalp hastalığı ağırdı. Anne karnında ultrason, ekokardiyografi yöntemiyle bebeklerin doğuştan kalp hastalıkları tespit edilebiliyor. 7-14 Şubat Doğuştan Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası, bebekler doğuyor, hepsinin oksijen değerlerine bakılıyor ve bir problem olduğunda da bize ulaşıyorlar. Aileler, bebeklerinde en ufak bir morarma, nefes darlığı, beslenme, çabuk yorulma gibi şikayetler görürlerse en yakın çocuk hekimine ya da çocuk kalp doktoruna başvurmalarını önemsiyoruz. Doğuştan kalp hastalıkları önemli bir grup, çoğu ameliyat edip düzeltilebilen hastalıklar o yüzden geç kalmamakta fayda var. Çocukları dikkatli izlemek gerekiyor. Erken tanı önemli, özellikle bu hasta için çok önemliydi, geç kalmadık ama daha belki erken de ameliyat edilebilirdi" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Ciddi bir sıkıntısı vardı, hocalarımıza çok güvendik"</p>

<p>Tedavi sürecinde kimi zaman çok endişeli zamanlar geçirdiklerini anlatan 32 yaşındaki anne Yeşim Zombaba, "Zorlu bir doğumum oldu, solunum sıkıntısıyla özel bir hastaneye sevk edildik, acil bir şekilde oraya gittik, orada da aynısı söylendi. EKO çekilince çocukta farklı bir sorun olduğunu gördüler, buraya sevk ettiler, bebeğimiz hemen ameliyata alındı. Gerçekten ciddi bir sıkıntısı vardı. Çok şükür atlattık, şu an gayet iyiyiz. Her şeye hazırlıklıydık ama umudumuz da vardı çünkü gerçekten hocalarımıza çok güvendik, öyle oldu, çok teşekkür ederiz" dedi.</p>

<p>"Gün geçtikçe güzel haberler aldık, yeniden doğmuşsun gibi oluyor"</p>

<p>Anne babalar için çocuklarının hastalık süreçlerinin çok zor olduğunu söyleyen 32 yaşındaki Doruk Zombaba, "4’üncü tarama testi gerçekleştirdiğimiz zaman doktor detaylı ultrasonda sadece kalp kapakçığında bir delik olduğunu sonrasında raporları verdiği zamanda bir cerrahi hastanede doğumun gerçekleştirilmesinin daha sağlıklı olacağını söylemişti. Birazcık erken doğum oldu, sonrasında daha göremeden aniden hava vermek için yoğun bakıma aldılar. Bizi başka bir hastaneye sevk ettiler, nefesinde problem olduğunu söylediler. 4’ncü EKO’su çekildikten sonra doktor ‘Ameliyat olması gerekiyor, çok acil’ dedi. Akciğere giden temiz kan olması gerekirken kirli kan olduğu için bu sefer nefes darlığı gerçekleştiriyormuş. Açık kalp ameliyatı oldu, hocamızla konuşmuştuk, açık kalp ameliyatı, 10 günlük bir çocuk ne kadar dayanabilir diye, ‘Elimizden geleni yapacağız’ dedi. Gün geçtikçe güzel haberler aldık, onunla beraber yeniden doğmuşsun gibi oluyor. Sonuçta can, evlat hiçbir şeye değişilmez. Şükürler olsun, Rabbim bize bağışladı. Kardeşleri çok sabırsızlıkla bekliyorlar. Tamamen iyileştiğini söylediler. Tarama testleri çok önemli, detaylı ultrason. Küçük bir rahatsızlığı önemsememek bazen ileri derecedeki hastalıklara sebep olabiliyor" dedi.</p>

<p>Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaklaşık 3 haftalık bir tedavi gören Elisa Nazlı bebek, kontrollerini sürdürmek üzere dün taburcu edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/12-gunlukken-acik-kalp-ameliyati-olan-elisa-nazli-bebege-sifa</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Feb 2025 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/12-gunlukken-acik-kalp-ameliyati-olan-elisa-nazli-bebege-sifa.jpg" type="image/jpeg" length="39337"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun’a Yeni Halk Sağlığı Laboratuvarı Binası]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsuna-yeni-halk-sagligi-laboratuvari-binasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsuna-yeni-halk-sagligi-laboratuvari-binasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, 58 yıllık binada hizmet veren ‘Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda 2024 yılında 12,5 milyonun üzerinde test yapıldığını belirterek, "Samsun’a yeni ve modern bir Halk Sağlığı Laboratuvarı binası kazandıracağız. Bu yıl içinde atacağımız temelle laboratuvarımızı yaklaşık 5 bin metrekare alana çıkaracağız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, 58 yıllık binada hizmet veren ‘Halk Sağlığı Laboratuvarı’nda 2024 yılında 12,5 milyonun üzerinde test yapıldığını belirterek, "Samsun’a yeni ve modern bir Halk Sağlığı Laboratuvarı binası kazandıracağız. Bu yıl içinde atacağımız temelle laboratuvarımızı yaklaşık 5 bin metrekare alana çıkaracağız" dedi.</p>

<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarı’nı Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz ile birlikte ziyaret ederek, yapılan çalışmalar hakkında Sorumlu Hekim Uzm. Dr. Sema Aydoğdu’dan bilgi alan İl Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, açıklamalarda bulundu. Uras, "Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarımız halkımızın sağlığının korunması adına önemli çalışmalar yürütmekte. Samsunluların kullandığı içme suyu, deniz, çeşme, kaplıca, kaynak suyu ve havuz gibi çeşitli alanlardaki kimyasal ve mikrobiyolojik kontrollerin dışında Halk Sağlığı Laboratuvarımız, aile sağlığı merkezlerimizdeki aile hekimlerimizin teşhis ve tedavi süreçlerini yürütmesi için de onlara önemli bir destek vermekte. Bu destek çerçevesinde 154 aile sağlığı merkezimizdeki 460 aile hekimimiz tarafından yapılan muayenelerde hastalarımızın istenen tetkiklerinin numunelerini çalışarak, sonuçların hastalarımıza ve hekimlerimize ulaşmasını sağlamakta" diye konuştu.</p>

<p>Dr. Mustafa Uras, şöyle devam etti:</p>

<p>"Hastalarımızın birçok tetkik için hastaneye başvuru yapmasına gerek kalmadan, aile hekimliklerimizde muayene işlemlerini tamamlamalarını sağlayan bu uygulama sayesinde, sadece 2024 yılında 12,5 milyonun üzerinde test çalışması Halk Sağlığı Laboratuvarımızda gerçekleştirildi. Bu uygulamayla vatandaşlarımıza sağlık hizmeti sunumunda önemli bir değer katan merkezimiz, sadece şehrimize değil aylık 1 milyonu aşan test kapasitesiyle Türkiye’deki en kapsamlı 7 Halk Sağlığı Laboratuvarından biri olarak, 10 ayrı şehrimize de test noktasında hizmet sunarak bir referans laboratuvar hüviyetinde görev yapmaktadır. Merkezimiz ayrıca Kırım Kongo kanama ateş testlerinin yapıldığı ülkedeki 3 laboratuvardan biri olduğu gibi, Bölge Tüberküloz Laboratuvarı olarak da 5 ilimize hizmet vermekte, Kızamık Kızamıkçık Laboratuvarlarımızda Dünya Sağlık Örgütü’nden (WHO), içme suyu, deniz, kaynak suyu ve havuz suyu gibi analizlerde ise TÜRKAK tarafından akredite olarak görev yapmaktadır" diye konuştu.</p>

<p>Sağlık Müdürü Uras şu bilgileri verdi:</p>

<p>"Biz de Samsun İl Sağlık Müdürlüğü olarak bu özverili çalışmayı daha güçlü ve kaliteli bir şekilde sunmak için 58 yıllık bir bina olan mevcut yapı yerine, yeni ve modern bir Halk Sağlığı Laboratuvarı binası planlama çalışmalarımıza başlamıştık. Bu çalışmalarda artık son safhadayız. İnşallah yıl içinde bakanlığımızın da onayıyla yeni binamızın ihalesini yapacağız. Bu yıl içinde atacağımız temelle 2 bin 700 m2 alanda hizmet veren merkezimizi yaklaşık 5 bin m2 alanda hizmet verecek şekilde yeniden yapılandırıp, bünyesine ekleyeceğimiz son teknoloji cihazlarla birlikte ülkenin en iyi Halk Sağlığı Laboratuvarlarından biri olma vasfımızı koruyup güçlendireceğiz. Bu özverili hizmete katkılarından dolayı tüm laboratuvar çalışanlarımıza ve destek ekiplerimize teşekkürü bir borç biliyorum. İnşallah yer teslimi sonrası iki yıl içinde tamamlanmasını öngördüğümüz yeni binamızda hem Samsun’a hem ülkemize en nitelikli laboratuvar hizmetini sunmaya devam edeceğiz."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Emre Şahinol</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/samsuna-yeni-halk-sagligi-laboratuvari-binasi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/samsuna-yeni-halk-sagligi-laboratuvari-binasi.jpg" type="image/jpeg" length="81908"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz Gençleştirme Ameliyatlarına İlgi Artıyor]]></title>
      <link>https://www.kizilirmakgazetesi.com/yuz-genclestirme-ameliyatlarina-ilgi-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kizilirmakgazetesi.com/yuz-genclestirme-ameliyatlarina-ilgi-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocukların geç evlenen ve çocuk sahibi olan ebeveynlerinin kendilerini okula bırakmasını istemediklerini, diğer anne-babalara göre ’yaşlı’ olan erkek ve kadınların bu nedenle yüz gençleştirme operasyonlarına yöneldiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, çocukların geç evlenen ve çocuk sahibi olan ebeveynlerinin kendilerini okula bırakmasını istemediklerini, diğer anne-babalara göre ’yaşlı’ olan erkek ve kadınların bu nedenle yüz gençleştirme operasyonlarına yöneldiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüz gençleştirme ameliyatlarıyla ilgili açıklamalarda bulunan FBM Tıp Merkezi Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, hem erkeklerin hem de kadınların bu operasyonlara oldukça ilgi gösterdiğini ifade etti. Birçok farklı nedenle kadın ve erkeklerin yüzlerini gençleştirmeye ihtiyaç duyduğunu dile getiren Prof. Dr. Akbaş, zamanında yapılan gençleştirme operasyonlarının hem fiziksel hem de ruhsal açıdan bireylere iyi geldiğinin altını çizdi.</p>

<p>"Çocuklar geç evlenen anne-babaların okula gelmesini istemiyor"</p>

<p>Diğer arkadaşlarının ebeveynlerine göre kendi anne-babalarının yaşı sebebiyle okula gelmesini istemeyen çocukların olduğunu, bu nedenle de velilerin yüz gençleştirme operasyonuna yönlendiğini ifade eden Prof. Dr. Hayati Akbaş, "Geç evlenmiş, çocuk olmuş ve daha sonra çocuk babasına ve annesine, ‘Siz okula gelmeyin, çünkü siz yaşlısınız, arkadaşlarımızın anne babaları çok genç’ dediği için ameliyat ettiğimiz, yüz gençleştirme yaptığımız kadınlar ve erkekler var. Bir kadının veya erkeğin yüzünde meydana gelen yaşlanma emareleri sosyal hayatlarını, çocuklarıyla ilişkilerini, eşleriyle ilişkilerini, iş yerindeki ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa yüz gençleştirme ameliyatlarının bir tedavi seçeneği olduğu üzerinde durulmalıdır. Yüz gençleştirme operasyonu; gereksiz ya da lüks bir uygulama gibi asla algılanmamalıdır. Çok genç ve güzel olduğu halde yüz gençleştirme talep edenler de var. Olmaması gereken zamanda olmaması gereken bir operasyonu yaptıranlar da var. Bu doğru değil. Bu konuda hem kişilere hem de biz doktorlara görev düşmekte. Mutlak endikasyon varsa, gerçekten yaş, görüntü olarak, duygusal olarak bir problem varsa o insana yüz gerdirme operasyonu yapılmalı. Aksi takdirde ertelenmeli ve biraz daha zamana bırakılmalıdır" dedi.</p>

<p>"Yüz gençleştirme operasyonuyla daha genç, orantılı ve güzel bir yüz görüntüsüne kavuşmak mümkün"</p>

<p>Operasyonun kişilerin hayatına kazandırdığı olumlu etkilere değinen Prof. Dr. Akbaş, "Günümüzde yüz gençleştirme amacıyla plastik cerrahlara oldukça fazla başvuru yapılmaktadır. Yaş, çevresel faktörler, yaşam tarzı ve yer çekimi gibi faktörlerle yüzümüzdeki dokular zamanla aşağı doğru sarkar. Bu hem kadınlar hem de erkekler için geçerli. Bazın insanların yaşlanma hızı diğerlerine göre daha hızlıdır. Bir kişinin 50-50 yaşında geldiği görünüme başka bir kişi 30-35 yaşında gelebilir. Yüzde ortaya çıkan değişiklikler insanların hayatlarını olumsuz, dramatik ve trajik durumlara düşürebilir. Yaşlandığı için iş yerinde geri plana itildiğini düşünerek bize başvuranlar var. Yüzde meydana gelen sarkmalar, gevşemeler evlilik, iş hayatında olumsuzluklara yol açıyorsa, bu olumsuzlukları diğer yöntemlerle aşma şansımız kalmamışsa bir yüz gençleştirme operasyonuyla daha genç daha orantılı daha güzel bir yüz görüntüsüne kavuşmak plastik cerrahi yöntemleri ile mümkün olabilmektedir. O nedenle günümüzde birçok insan yüz gençleştirme ameliyatı için müracaat ediyor. Yıllar önce ortalama yaşam süresi daha kısaydı. Günümüzde ortalama yaşam süresi 80 yaşa geldi. Süre uzadıkça dokuların sarkması artmakta. Bu da bazı insanların iş, evlilik ve sosyal hayatında olumsuzluklara yol açması, onun da psikolojiyi olumsuz etkilemesi ile sağlık sorunlarına yol açmasına neden olur. Evlilikte eşleriyle yaşadıkları diyaloglardan, olumsuz sözlerden etkilenen eşler de bizlere sıklıkla başvuruyor. Bunun kadın ayağı da erkek ayağı da var" diye konuştu.</p>

<p>"Gereksiz özgüven, ayrılık getirdi"</p>

<p>Çok nadir de olsa bazı gençleştirme operasyonlarının gereksiz özgüven oluşturduğuna da değinen Akbaş, "Yüz gençleştirme ameliyatları sonrası hastaların özgüvenlerinde artma, iş başarılarında ve evlilik hayatlarında olumlu yönde değişiklikler olduğunu görmekteyiz. Çok nadiren aşırı özgüvenden kaynaklanan problemler yaşanabiliyor. Örneğin bir beyefendi eşini getirerek yüz gençleştirme operasyonu yaptırdı. Bu operasyon hanımefendide gereksiz bir özgüvene yol açtı. Sonrasında da o çift arasında bir ayrılık yaşandı. Beyefendi sonrasında bize, ‘keşke eşime bu ameliyatı yaptırmasaydım’ diye pişmanlığını dile getiren bir diyalog yaşadı. Psikolojik olarak problemliydi, mutsuzdu, eşi ona bu yüz gençleştirme operasyonunu yaptırdı ama trafikteki yol kazaları gibi bu ameliyatlarda da zaman zaman böyle yol kazaları olabilmektedir. Bunlara da dikkat etmek lazım" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Burcu Ünlü</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Samsun</category>
      <guid>https://www.kizilirmakgazetesi.com/yuz-genclestirme-ameliyatlarina-ilgi-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kizilirmakgazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/kizilirmakgazetesi-com/uploads/2025/02/yuz-genclestirme-ameliyatlarina-ilgi-artiyor.jpg" type="image/jpeg" length="54618"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
