Saadet Partisi Samsun İl Başkan Yardımcısı Avni Şensoy, ABD ile İran arasında varılan barış anlaşmasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Şensoy, anlaşmanın ABD açısından zafer değil, bölgedeki güç dengesinin İran lehine kaydığının tescili olduğunu söyledi.
Saadet Partisi Samsun İl Başkan Yardımcısı Avni Şensoy, 15 Haziran 2026 tarihinde partisinin Samsun İl Teşkilatı'nda düzenlediği basın toplantısında, ABD ile İran arasında varılan ve 19 Haziran'da İsviçre'de resmen imzalanacak olan barış anlaşmasını değerlendirdi.
Dış İlişkiler Birimi tarafından hazırlanan açıklamayı okuyan Şensoy, Şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ardından varılan anlaşmanın, göründüğünden farklı sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
"Anlaşmayı ilk duyuran Pakistan oldu"
Şensoy, anlaşmanın taraflarca değil Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından duyurulmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, "Sayın Şerif, Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini açıklamış; Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin vizyoner liderlerine teşekkür etmiştir. Ülkemizin bu çerçevede anılması, Türkiye'nin bölgesel diplomasideki ağırlığını göstermektedir" dedi.
Trump'ın açıklamaları ve İran'ın cevabı
ABD Başkanı Donald Trump'ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalara da değinen Şensoy, Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki ablukanın kaldırıldığını duyurduğunu ve kendisinden önceki başkanların başaramadığı barışı sağladığını iddia ettiğini aktardı.
Buna karşılık İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin açıklamalarının farklı bir tablo ortaya koyduğunu vurgulayan Şensoy, şunları kaydetti:
"İran tarafı, ABD'nin savaşı sona erdirme, ablukayı kaldırma ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakma taahhütlerini 60 günlük bir süreçte yerine getirmesi gerektiğini belirtmektedir. Sayın Garibabadi, anlaşma metninde İran'ın tüm önemli görüşlerinin yer aldığını ifade etmiş; İran Silahlı Kuvvetleri'nin caydırıcılığının, ABD'nin İsrail'e karşı pozisyon almasında etkili olduğunu kayda geçirmiştir. Bu açıklamalar, anlaşmanın ABD tarafından zafer olarak sunulmasına karşın, sahada İran'ın elinin güçlendiğini göstermektedir."
"İsrail'in eli kolu bağlandı"
Şensoy, İsrail cephesinde yaşanan gelişmelere de dikkat çekti. Trump'ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu güvenlik kabinesi toplantısı esnasında arayarak anlaşma konusundaki kararlılığını ilettiğini hatırlatan Şensoy, "Bu durum, ABD'nin kendi stratejik öncelikleri doğrultusunda İsrail'i karar alma sürecinde geri planda bıraktığına işaret etmektedir. Hürmüz Boğazı'nda yazılı bir madde bulunmasa da İran'ın dolaylı kontrolünün devam edecek olması, İsrail'in istediği sonuca ulaşamadığını teyit etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa'dan şartlı destek
Avrupa ülkelerinin tutumuna da değinen Şensoy, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya'nın ortak açıklamasında İran'ın nükleer silah edinmemesi şartına bağlı olarak yaptırımların kaldırılabileceğinin belirtildiğini ifade etti.
Anlaşmanın maddeleri
Basın toplantısında anlaşmanın kamuoyuna yansıyan maddeleri de özetlendi. Buna göre:
● Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonlar derhal ve kalıcı olarak durdurulacak.
● Hürmüz Boğazı, hiçbir ücret ya da kısıtlama olmaksızın deniz trafiğine açılacak.
● ABD Deniz Kuvvetleri'nin İran limanlarına yönelik ablukası kaldırılacak.
● İran'a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konusunda ABD taahhütte bulundu.
● Anlaşmayı takiben 60 günlük yeni bir müzakere süreci başlayacak.
● Avrupa ülkeleri, İran'ın nükleer silah edinmemesi şartıyla yaptırımların kaldırılmasına destek vermeye hazır olduğunu bildirdi.
Saadet Partisi'nin altı maddelik değerlendirmesi
Şensoy, tüm bu veriler ışığında Saadet Partisi'nin değerlendirmelerini altı maddede özetledi.
Anlaşmanın, ABD Başkanı Trump tarafından zafer olarak takdim edilse de esasen bölgedeki güç dengesinin İran lehine kaydığını tescil eden bir belge olduğunu söyleyen Şensoy, Trump'ın başlangıçta ortaya koyduğu hedeflerin neredeyse hiçbirine ulaşamadığını savundu.
Hürmüz Boğazı üzerindeki ABD ablukasının kaldırılmasının, İran'ın bölgedeki stratejik konumunun yazılı olmasa da kabul edildiğini gösterdiğini belirten Şensoy, İsrail'in Lübnan başta olmak üzere bölgedeki hareket alanının daraldığını ifade etti.
Çin, Rusya ve İran arasındaki stratejik iş birliğinin bu süreçle daha da pekiştiğini vurgulayan Şensoy, bunun Körfez ülkeleri, Mısır, Pakistan ve Türkiye gibi bölgesel aktörleri yeni arayışlara sevk edeceğini dile getirdi.
Şensoy ayrıca, anlaşmanın kalıcı ve adil bir barıştan ziyade büyük güçlerin çıkarlarının geçici olarak örtüştüğü bir mola niteliği taşıdığını ve yakın gelecekte yeni çatışmalara zemin hazırlama ihtimalinin bulunduğunu öne sürdü.
Türkiye'nin bu yeni dönemde hayati bir eşikte bulunduğunun altını çizen Şensoy, "Ülkemiz, yeniden şekillenen küresel düzende ne pasif bir izleyici ne de başkalarının belirlediği rollerin figüranı olabilir. Tarihi sorumluluğumuz; tam bağımsız, onurlu ve adil bir dünya düzeninin inşasına katkı sunan bir dış politika izlemektir" dedi.
"Adil bir dünya mümkündür"
Açıklamasının son bölümünde Saadet Partisi'nin genel duruşuna vurgu yapan Şensoy, şu ifadeleri kullandı:
"Dünya, büyük güçlerin çıkar çatışmalarının gölgesinde yeniden şekillenirken Saadet Partisi'nin duruşu açık ve nettir. Ne emperyal dayatmalara boyun eğer ne de bölgesel güç mücadelelerinde araçsallaşmayı kabul ederiz. İnanıyoruz ki adil bir dünya mümkündür. Böyle bir dünya, yalnızca silahların susmasıyla değil; işgallerin, zulmün ve çifte standartların sona ermesiyle, mazlumların hakkının teslim edilmesiyle kurulacaktır."
Şensoy, Saadet Partisi'nin bölgede ve dünyada kalıcı barışın adaletin tesisiyle mümkün olduğuna inandığını belirterek, bu anlayışla çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.



