"Yoğun Bakımlar Hayati Risk Taşıyan Hastalar İçin Tasarlandı"
Prof. Dr. Şevket Özkaya, yoğun bakımların ileri teknolojiyle donatılmış, 24 saat hayati göstergelerin izlenip tedavi edilebildiği özel birimler olduğunu vurguladı. Ancak, bu ünitelerin giderek artan şekilde bakım desteği ihtiyacı olan yaşlılar tarafından doldurulduğunu ifade etti. "Hayati tehlikesi olan hastalarımız, yoğun bakım yatağı bulamadığı için acil servislerde tedavi görmeye çalışıyor" dedi.
"Yaşlı Nüfusun Artışı, Sistemi Zorluyor"
Özkaya, Türkiye'nin kişi başına düşen yoğun bakım yatak sayısında dünya lideri olduğunu belirtti:
- Kişi başına düşen yoğun bakım yatak sayısı: 40
- Avrupa ortalaması: 11,5
Ancak yaşlı nüfusun artışı ve bakım ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle yoğun bakımların asli görevini yerine getirmekte zorlandığını söyledi.

"Hospis Gibi Merkezlere İhtiyaç Var"
Prof. Dr. Özkaya, yaşlı ve kronik bakım hastaları için "hospis" adı verilen, sağlık sorunlarına yönelik ağrı ve acıyı azaltıcı tedavi hizmetlerinin sunulduğu özel merkezlerin kurulması gerektiğini belirtti. Bu merkezlerin, felçli, bunama teşhisi konmuş veya benzeri bakım hastalarının günlük bakım ve tedavilerinin yapılacağı, konforlu bir yaşam sunmayı hedefleyen profesyonel yapılar olması gerektiğini ifade etti.
"Hastane Dışı Bakım Hizmetleri Şart"
Özkaya, bu sistemin Türkiye'de de uygulanması gerektiğini belirterek şunları ekledi:
- Ağır bakım ihtiyacı olan hastaların iyileştirici tedavileri tamamlandıktan sonra bu merkezlere yönlendirilmesi,
- Yoğun bakımların yalnızca hayati riski olan hastalar için kullanılmasını sağlayacak adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
"Toplum ve Kurumlar Elini Taşın Altına Koymalı"
Son olarak, bu sorunun çözümünün sadece sağlık sistemiyle değil, toplumun ve hastane dışı yeni kurumların iş birliğiyle mümkün olacağını söyledi. Özkaya, "Hastalarımızın hayat standartlarını yükseltecek adımlarla yoğun bakımlarımız gerçek işlevine dönebilir" dedi.




