Kişinin alışılmış olduğu herhangi bir olguya karşı (bu bir madde da olabilir, bir insan da olabilir) engellenmesi çok güç bir şekilde psikolojik ve fizyolojik bir ihtiyaç duymasıdır. Kişide bu alışkanlığa karşı koyulamaz bir şekilde alınan miktar ve kullanma sıklığı giderek artar. Alınmadığı zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Artık sonuçta bu ihtiyaç karşılanmadan günlük hayatın sürdürülmesi imkânsız hale gelmiştir . Bağımlılık süreklilik gösteren kronik bir hastalık gibidir. Kişiyi uğradığı tüm zarara rağmen o alışkanlığı aramaya zorlar.
1 - Fiziksel bağımlılık: Kullanılan madde ya da ilaca karşı duyulan fiziksel bir ihtiyaçtır. Buna ulaşılamadığı takdirde bulantı, kusma, terleme, titreme ve üşüme gibi olumsuz fiziksel belirtiler ortaya çıkabilir.
2 - Psikolojik bağımlılık: Burada alışkanlıktan vazgeçmek kişi için imkânsız gözüküyordur. Onsuz yapamayacağına inanır. Madde alınmadığı taktirde anksiyete, sinirlilik gibi psikolojik belirtiler ortaya çıkar.
Fiziksel bağımlılık ve psikolojik bağımlılık aynı kişide ve aynı anda görülebilir. Fiziksel bağımlılığın tedavisi, psikolojik bağımlılığa oranla daha kolaydır çünkü psikolojik bağımlılıktan kurtulma kişinin isteğine bağlıdır ve daha uzun bir terapi süreci gerektirir.
Beyinde başlar
Öncelikle bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak ele almak gerekir. Çünkü bağımlılık gelişirken beyinde bir takım bölgelerde bazı nörokimyasal değişiklikler olur. İnsan beyni halen keşfedilmeye muhtaç muazzam bir düzen içinde kendi organizasyonu ve hiyerarşisi ile şaşırtıcı bir biçimde çalışır. Beyinde her bölgenin kendine özel bir görev dağılımı vardır. Bu bölgeler de dış etkenlerden ona göre farklı şekilde etkilenir.
İnsanı başlangıçta sanki basit gibi görünen bir şekilde keyif verecek sanılan bir uyarandan aslında tüm hayatını mahveden bir canavara kadar sürükleyebilen bu hüzünlü macera gerçekte beyinde olup biter.