Kamu emekçilerini ve emeklilerini doğrudan, diğer çalışanları ve emeklileri ise dolaylı olarak ilgilendiren 2024-2025 yıllarına ilişkin Sözde Toplu Sözleşme görüşmeleri ekonomik kriz koşullarında sonuçlanmak üzeredir. 7’nci Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri 1 Ağustosta başlamış müzakere süreci sona ermiş artık Kamu Görevlileri Hakem Heyeti devreye girmiştir.

AKP iktidarının, 2024 yılı için %15+10, 2023 için ise % 6+5 zam teklifi kabul edilecek gibi değildir.

Kamu emekçilerinin 3600 ek gösterge talebine, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasına, vergi adaletsizliğine, zam talebine, kamu emekçilerinin ekonomik, mesleki, örgütsel ve sosyal haklarına kulak tıkayan bir anlayış kazanımdan çok kayba yol açacağını günlerdir hatta yıllardır vurguluyoruz.

Bilindiği üzere Toplu sözleşme süreci kamu çalışanlarını getirdiği süreç ortadır. Memur ya masada ya da Kamu Görevlileri Hakem Heyetine satılıyor.

Siyasi iktidarın arka bahçesi konumuna gelmiş sözde konfederasyon ile Sözde Toplu Sözleşme masasının çarpıklığını yıllardır dile getiriyoruz. Sözde Toplu Sözleşme görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlanarak görüşmeler Kamu Görevlileri Hakem Heyetine havale edilmiştir. Yandaş konfederasyon üzerine düşen tiyatroyu fazlasıyla oynayarak sorumluluğu Kamu Görevlileri Hakem Heyetine bırakıp meydanlardan kaçmıştır.

Memurları, Sözde Toplu Sözleşme masalarında satan, hak kaybına uğratan, memurun değil AKP’nin çıkarlarını gözeten Memur Sen’in Genel Başkanı Ali Yalçın’ın ifadeleri iflas etmiş tüccarın adeta günah çıkarması gibidir. Yalçın, sözde anlaşamayarak şu ifadeleri kullanmıştır: “Oransal kısımda mutabakat sağlayamadık. Oransal kısım hakeme gidecek oransal zammın dışındaki 11 hizmet kolunda mutabakatla toplu sözleşme sonuçlandı.”

Kamu İşveren Heyeti ile Memur-Sen, memur ve memur emeklilerinin 2024 ve 2025’teki zam oranında sözde uzlaşamazken, 11 hizmet kolunun tamamında anlaşma sağladığını açıklaması Memur-Sen’de utanma duygusunun da kalmadığı göstermektedir.

Bugüne kadar 14 yıl içinde 7 kez yapılan Toplu Sözleşmelerde hükümet teklif olarak masaya hep kendi hedeflediği enflasyon rakamlarına dayalı maaş artışlarını koymuş ve öyle de sonuçlanmıştır. 

Günlerdir yandaş konfederasyonun tavrını ve masanın yapısını şu şekilde anlatmaya çalışıyoruz: Siyasi iktidar, kamu emekçilerine ne teklif ederse yandaş konfederasyon itiraz etmiş gibi yapacak, sorumluluğu almayacak ve Toplu Sözleşmeyi sözde imzalamayacaktır. Kamu emekçilerine ve kamuoyuna; zam pazarlığında, hükümet ile yetkili konfederasyon anlaşamadığı yansıtılacak.

Yetkili konfederasyon elinden geleni yapmış ne yazık ki Toplu Sözleşme sürecinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu devreye girmiş denilecektir. Hükümet de bütçe ve mali dengeyi bahane edecektir.  Bu görüşmelerde taraflar anlaşamadığı için devreye giren Hakem Heyeti karara bağlayacaktır.

Ülkedeki tüm çalışanlar kemer sıkma politikasına kurban gittiği, işçinin ve kamu emekçinin yaşam şartlarının zorlaştığı dönemlerden geçmekteyiz.

Kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yaşam şartlarını düzenleyecek 2 yıllık toplu sözleşme ekonomik kriz koşullarında daha da önemliydi. Ne yazık ki, geride kalan 6. Toplu Sözleşmede olduğu gibi 7. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri de yetkili konfederasyonun basiretsizliği ve 1 milyon üyesinin bulunmasına karşılık meydanlardan kaçması nedeniyle heba edilmek üzeredir.

İktidarın, TÜİK rakamlarıyla ve satış sözleşmesiyle kamu emekçilerini sefalete mahkum etmesini kabul etmiyoruz.

TİS masası bir orta oyunudur. Memur-Sen rolünü güzel oynamakta ancak kamu emekçileri oynanan oyunun farkındadır. Ne masayı ne Hakem Heyetini tanıyoruz. Lütuf değil grevli bir toplu sözleşme istiyoruz.

Memur-Sen Konfederasyonu Başkanı, asla kamu emekçilerinin temsilcisi olamaz! Zira ortada ne gerçek bir Toplu Sözleşme görüşmesi ne de toplu pazarlık masası bulunmaktadır.

Ülkenin gerçeklerinin dikkate alındığı, kamu emekçilerini gözeten, alın terinin hakkını aldığı, grev hakkının tanındığı, bir Toplu Sözleşme düzeni tüm kamu çalışanlarına kazandıracaktır. 

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak diyoruz ki;

Memur ve memur emeklisi her dönem satılmıştır. Bütün bu tablonun asıl sorumlusu kuşkusuz yandaş konfederasyondur. 

Kamu emekçileri sendika ağalığının geldiği durumu anlamalıdır.

Kamu görevlileri, yandaş konfederasyonun 2023 yılında yaptığı kirli pazarlığı anlamalı, kapalı kapılar ardındaki satış sözleşmesini Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne havale ettiğini görmelidir.