İlişkilerde en çok duyduğumuz cümlelerden biri şudur: "Beni anlamıyorsun." Oysa çoğu zaman sorun anlamamak değil, sevginin konuştuğu dili birbirinden farklı duymaktır.

Bir düşünün…

Aynı evde yaşayan, aynı sofraya oturan, aynı gelecek hayalini kuran iki insan… Biri sevildiğinden emin değildir, diğeri ise elinden geleni yaptığı hâlde neden takdir edilmediğini anlamaz.

Peki gerçekten ortada sevgi mi eksiktir?

Yoksa sevginin ifade ediliş biçimi mi farklıdır?

Kadınların önemli bir kısmı, sevgiyi sözlerde ve duygusal yakınlıkta hisseder. İçten söylenmiş bir "Seni seviyorum.", beklenmedik bir mesaj, gözlerinin içine bakılarak edilen samimi bir iltifat ya da "İyi ki varsın." cümlesi, onun kalbinde uzun süre yankı bulabilir. Çünkü kadın için sevgi, sadece hissedilen değil; hissettirilen bir duygudur.

Erkeklerin önemli bir kısmı ise sevgiyi daha çok davranışlarıyla anlatmayı tercih eder. Sabah erkenden işe gitmek, evinin yükünü omuzlamak, bozulan bir şeyi tamir etmek, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak ya da zor zamanlarda sessizce yanında durmak... Onun için bunların her biri, kelimelerle kurulmamış birer "Seni seviyorum." cümlesidir.

İşte ilişkilerin en görünmez kırılma noktası da tam burada başlıyor.

Kadın, duymadığı sevgiyi eksik sanıyor.

Erkek ise görülmeyen emeğinin değersiz olduğunu düşünüyor.

Biri, "Neden bana sevgini söylemiyorsun?" diye kırılıyor.

Diğeri, "Bütün çabam zaten bunun için." diye içten içe yoruluyor.

Oysa çoğu zaman iki taraf da aynı duyguyu taşıyor; sadece o duyguyu farklı dillerde anlatıyor.

Elbette bu, bütün kadınlar ve bütün erkekler için değişmez bir kural değildir. Duygularını rahatça ifade eden erkekler de vardır; sevgisini daha çok davranışlarıyla gösteren kadınlar da... İnsanları yalnızca cinsiyetlerine göre değerlendirmek doğru olmaz. Ancak toplumun yıllardır yüklediği roller, birçok kadına sevgiyi dile getirmeyi; birçok erkeğe ise sevgiyi emekle göstermeyi öğretti.

Belki de bu yüzden ilişkilerde en büyük ihtiyaç, karşımızdaki insanı kendimize benzetmeye çalışmak değil; onun sevgiyi nasıl yaşadığını anlamaya çalışmaktır.

Çünkü sevgi yalnızca güzel sözlerden ibaret değildir.

Ama sadece fedakârlık da değildir.

Gerçek sevgi, gerektiğinde "Seni seviyorum." diyebilmektir.

Ve gerektiğinde "Verdiğin emeği görüyorum, teşekkür ederim." diyebilmektir.

İnsan kalbi, görülmek ister.

Duyguları da emeği de…

Belki mutlu ilişkilerin sırrı büyük sürprizlerde ya da kusursuz insanlarda değil; küçük ama samimi cümlelerde gizlidir.

Bir kadının duymaya ihtiyaç duyduğu "Seni seviyorum."

Bir erkeğin işitmeye ihtiyaç duyduğu "Emeklerini görüyorum."

Belki de bir yuvayı ayakta tutan en sağlam iki cümle bunlardır.

Çünkü sevgi, aynı duygunun farklı seslerle söylenmiş hâlidir.

Ve bir ilişki, ancak iki insan birbirinin dilini öğrenmeye gönüllü olduğunda gerçekten büyür.

Hayatın güzelliği, kadınların çiçek misali zarafetini, erkeklerin ise kahraman misali fedakârlığını takdir edebilmekte gizlidir. Birbirimizin değerini bilerek, sevgi, saygı ve anlayışla yaşadığımızda mutluluk da hayatımızın en güzel meyvesi olur