Yine sabah..Yine yalnızlık.Yine bitkin ve sükûn ve yorgun her yer.
Ve yeni günü selamlıyor gözkapaklarım.
Sessizce camilerden dua esiyor kör şehrin kör sokaklarına.Ama,ama gene de mahzun kentim hâlâ uykuda.Bir kaç pîrî fâni dışında.Ve ılık bir rüzgâr esiyor caddelerde.Ne yazık ki sebiller akmıyor artık ne insanlar ne de kuşlar için.Ve şimdi alev alev yükseliyor güneş gökdelenlerin camdan duvarlarında,yalımlarında gizlice mavi tonlarıyla…
Yavaş yavaş uyanıyor şehir aylak uykusundan.Ve kapılarını açıyor büyük bir karmaşa ve gürültüye.Ayrıca mavnalar, takalar,otobüsler envay çeşit araçlarda telaşlı homurtularıyla selamlıyorlar yeni günü.
Bense,bense öyle benzi soluk,öyle iğretiyim ki bu şehre.Öyle umutsuz bir sıla özlemi acıyor ki gönlümdeki fersiz sabahlar ve akşamlarda...İşte,işte bu çekingen saatler vuruyor beni O’nsuz yanımdan.İşte bu çekingen saatler vuruyor,vuruyor beni.Vuruyor beni.Vuruyor…