Ömür, avuçlarımızın arasından usulca süzülen bir kum tanesi gibidir; tutmaya çalıştıkça akar, durdurmaya çalıştıkça uzaklaşır. Daha dün sokaklarda koşup oynayan bir çocukken, bugün aynaya baktığımızda yılların yüzümüzde bıraktığı izlerle karşılaşırız. Zaman sessizdir; ne gelişini haber verir ne de gidişinde veda eder. Bir de bakmışız ki mevsimler değişmiş, yıllar geçmiş ve hayat, farkına bile varmadan akıp gitmiştir.

İnsan çoğu zaman yaşamayı yarına erteler. Aramak istediği bir dostu, sarılmak istediği bir yakını, söylemek istediği güzel sözleri hep daha uygun bir zamana bırakır. Oysa hayatın en büyük gerçeği şudur: Her şeyin bir yarını olmayabilir. Bugün yanımızda olan birini yarın bulamayabilir, söylemek istediğimiz sözleri bir daha dile getirme fırsatı yakalayamayabiliriz.

Bu yüzden sevdiklerimize ayırdığımız zamanı hiçbir şeyle değiştirmemeliyiz. Dünyada para ile satın alınabilecek pek çok şey vardır; ancak geçen bir saniyeyi, kaybolan bir günü ya da tükenen bir ömrü geri getirebilecek hiçbir servet yoktur. Çünkü zaman, insana verilmiş en kıymetli nimet ve en değerli emanettir.

Ne yazık ki bazen ömrümüzü değmeyecek tartışmalara, anlamsız kırgınlıklara ve bizi yalnızca yoran insanlara harcarız. Oysa hayat, kin tutmak için fazla kısa; affetmek, sevmek ve güzel hatıralar biriktirmek için ise son derece değerlidir. Kalbimizi yoranlara değil, ruhumuzu güzelleştirenlere vakit ayırmalı; bizi tüketen değil, bize değer katan insanlarla yol almalıyız.

Her sabah gözlerimizi yeni bir güne açabiliyorsak, aslında bize yeni bir fırsat verilmiş demektir. Bir gönül almak, bir özür dilemek, bir teşekkür etmek, yarım kalan bir dostluğu onarmak ya da sevdiğimiz insanlara onları ne kadar önemsediğimizi göstermek için...

Unutmamalıyız ki mezarlıklar, yarınları var sanan insanlarla doludur. Hiç kimsenin yarına dair bir garantisi yoktur. Bu nedenle geçmişin pişmanlıklarına takılıp kalmadan, geleceğin kaygılarında kaybolmadan bugünün kıymetini bilmeliyiz. Çünkü hayat, yaşanabildiği kadar hayattır.

Sevdiklerimize sarılalım, gönüller yapalım, güzel sözleri yarına bırakmayalım. Çünkü ömür, bir kuş misali uçar gider. Geriye ne makamlar kalır ne de biriktirilen servetler... İnsan bu dünyadan ayrılırken yanında yalnızca sevgiyi, iyiliği ve gönüllerde bıraktığı güzel izleri götürür.

Bir gün takvimdeki son yaprak da düşecektir. O gün geriye kaç yıl yaşadığımız değil, kaç gönülde yer ettiğimiz kalacaktır. Çünkü hayat, nefes aldığımız günlerin toplamı değil; sevdiğimiz, sevildiğimiz ve bir kalbe dokunabildiğimiz anların toplamıdır.

Bir gün adımız unutulacak, sesimiz susacak, ayak izlerimiz silinecektir. Fakat bir yüreğe bıraktığımız iyilik, bir yüzde oluşturduğumuz tebessüm ve bir gönülde yeşerttiğimiz sevgi bizden sonra da yaşamaya devam edecektir. İşte ömrü anlamlı kılan da budur: Sahip olduklarımız değil, ardımızda bıraktığımız güzellikler...

Öyleyse hayatı ertelemeyelim. Bugünün değerini bilelim. Sevdiklerimizi ihmal etmeyelim, güzel sözleri geciktirmeyelim ve kalplere dokunmaktan vazgeçmeyelim. Çünkü yaşadığımız an, sahip olduğumuz en büyük zenginlik; geçen zaman ise geri gelmeyecek tek hazinemizdir. Ömür bir kuş misali uçar gider; önemli olan, uçup giderken ardında sevgiyle hatırlanacak izler bırakabilmektir.