İnsanoğlu, ne zaman Allah’ın sunduğu nimetleri düşünse, hep eksik olanı arar. Ne zaman şükretmeye başlasa, kalbi bir boşluk hissiyle yankılanır; hep daha fazlasını ister. Halbuki, gözlerimizin önünde açan her çiçek, gönlümüzde yeşeren her umut, hepsi birer lütuftur. Birer hediyedir bize. Allah, insanı yaratırken her birimize öyle güzel nimetler sunmuş ki; ne var ki biz, sırtımızdaki bu örtüyle, altındaki huzurla, o büyük merhametle ne kadar az yetiniyoruz.
Her sabah uyanmak bir nimettir, ama sabahları ilk baktığımızda gördüğümüz şey genellikle eksik olan bir şeydir. "Keşke daha fazla param olsa, keşke daha mutlu olsam, keşke daha güzel bir hayatım olsaydı" deriz. Oysa, hiçbir zaman "Bugün de Allah’ın verdiği nimetlerle, sağlığım ve huzurumla mutluyum" diyemeyiz. Ruhumuzun karanlık köşelerine gizlenmiş olan memnuniyetsizlik, içimizdeki en derin yaradır. İnsanoğlu, sahip olduklarıyla yetinmek yerine, hep bir şeyler eksikmiş gibi hisseder.
Peki, bir düşünelim: Bu dünya, Allah’ın bize sunduğu sayısız nimetle donatılmışken, biz neden hep memnuniyetsiziz? Neden her zaman daha iyisi peşindeyiz? Şu an nefes alabiliyoruz, birer insan olarak birbirimize sarılabiliyoruz, sevdiklerimiz var, güneş doğuyor, ay batıyor... Allah’ın bize sunduğu her şey, birer mucize, birer nimet. Ama bunları fark etmek için bazen durup düşünmemiz gerekiyor.
İçindeki memnuniyetsizlikle, hiç farkında olmadan Allah’ın sana sunduğu güzellikleri küçümsüyor olabilirsin. İhtiyacımız olduğu kadar para kazanmak, sağlıklı olmak, sevdiklerimizle birlikte vakit geçirmek, belki de hayatta sahip olabileceğimiz en değerli şeylerdir. Fakat biz, bu nimetlerin kıymetini anladığımızda, gözümüzün daha büyük hayallerle, daha fazla hırsla dolmasına engel olabiliriz.
Her birimiz, bir başka insanın hayalini kurduğu hayatı yaşıyoruz. Belki bir başkası, senin sahip olduğun sağlığı dilemiştir, senin yaşadığın güveni ve huzuru... Ama biz, her zaman daha iyisini, daha fazlasını isterken, elimizdekinin kıymetini unutuyoruz. Oysa mutlu olmak, sahip olduklarını fark edebilmekle başlar.
Her şeyin bir sınırı vardır. Zenginlik, başarı, güzellik… Ama şükür, ne kadar arttırırsan arttır, hiçbir zaman bitmez. Allah’a ne kadar şükredersen, o kadar çok nimete sahip olursun. Gerçek zenginlik, içinde huzur bulmak, sahip olduklarına teşekkür etmektir. Gerçek mutluluk, bir başkasına el uzatabilmektir.
İçindeki memnuniyetsizliği bir kenara bırak, ve şu an sahip olduklarının değerini bil. Bir çocuğun gülümsemesi, bir dostun sıcağı, bir evdeki güven… Bunlar, Allah’ın sana sunduğu en güzel nimetlerdir. Yalnızca kalbini aç ve onları fark et. Ve Mutlu olmaya çalış peşi gelir.
İnsanoğlu bazen gözünü öyle çok büyütür ki, elindeki hiçbir şey ona yetmez. Fakat huzuru, şükrü ve sevinci içindeki memnuniyetle bulur. Allah’ın lütfuyla, her anın kıymetini bilerek yaşamayı nasip etsin hepimize.