Kendine Değer Ver, Sev ve Anla Bazen gülümsersin… Ama içinde bir yerler sızlar. Kimse fark etmez, çünkü sen öyle güzel gizlersin ki o sızıyı, başkalarının göremediği bir derinlikte yaşarsın. Dışarıdan güçlü, neşeli, dayanıklı… İçerideyse sessizce haykıran bir çocuk, duyulmayı bekleyen bir ses, el uzatılmasını isteyen bir ruh…

İşte tam da burada başlar kendine sahip çıkma meselesi.
Çünkü insanın en derin yalnızlığı, kendi içinden gelen sesi susturduğu andır. O sesi bastırmak kolaydır belki... Gün içinde binlerce şey düşünülür, yapılacaklar sıralanır, insanlar arasında kaybolunur. Ama gece olur, herkes gider... Bir tek sen ve o iç ses kalırsınız. Ve o ses, hep en çok o zaman konuşur.

“Beni duy... Ben buradayım…”

Kendine değer vermek, sadece aynaya bakıp kendini beğenmek değildir. Kendine değer vermek, o iç sesini duymaktır. İç çığlığına kulak vermektir. Onu susturmamak, yok saymamak, "sus artık" dememektir. Çünkü ne zaman içindeki sesi yok sayarsan, o zaman gerçekliğini kaybedersin. Ne zaman içindeki seni küçümsersen, o zaman hayat da sana uzaklaşır.

İç sesin... belki sadece bir nefeslik huzur istiyor. Belki yorulmuş, belki kırılmış, belki de sadece anlaşılmak istiyor. Onu susturma. Onun iyice boğulmasına, savunmasız kalmasına izin verme. İçinde taşıdığın o koca dünyaya kulak ver. Orada sevgi var, umut var, kendini yeniden bulma ihtimali var.

Hayatın gürültüsünde kendini unutma. En çok sen varsın bu hikâyede. Kendine verdiğin değer, dünyaya nasıl baktığını da belirler. Sev kendini. Olduğun gibi, eksiklerinle, kırıklarınla, en gerçek halinle...

Çünkü iç sesin seni terk ettiğinde, sen de kendinden uzaklaşırsın. Ama ona sarıldığında, işte o zaman yeniden başlarsın. Daha güçlü, daha içten, daha sen gibi...