Hayat, büyüdükçe üzerimize eklenen sorumluluklarla, beklentilerle, kırık dökük hayallerle şekillenir. Her yeni yaş, bir öncekini silip, bir başka katman ekler. Ve bir noktada, farkına bile varmadan, içimizdeki çocuk kaybolur. Oysa içimizdeki çocuk, sadece geçmişin bir hatırası değil; biz her ne kadar büyüdüğümüzü ve hayatın karmaşasını üstlenmiş olduğumuzu düşünsek de, o çocuk hala orada, hep bir adım ötemizde.

İçindeki çocuk, senin en saf halindir. O, hiçbir korku taşımadan dünyayı keşfederken gördüğü her şeyin güzelliğini içine çekmiştir. Gülümsemeyi, sevinçle koşmayı, hayal kurmayı bilirdi. O çocuk, hayata dair inançlarını, saf sevgiye dayandırarak bir dünya kurmuştu. Ama zamanla, sen büyüdükçe, o çocuğun sesini duymamaya başladın. Dünya seni aceleyle yetişmeye, bir hedefe varmaya, bir yerlere ulaşmaya zorladı. Oysa içindeki çocuk, hep aynı noktada duruyor.

Bazen bir gülüş, bazen bir gözyaşı, bazen de sessiz bir an içindeki çocuğun sana fısıldayışıdır. Ona kulak vermelisin. O çocuk sana cesaret, umut ve sevgi sunan bir öğretmendir. İçindeki çocuğa sevgiyle sarılmak, hayatın karmaşasında kaybolmuş olan huzuru tekrar bulmaktır. Sen, o çocuğu sevgiyle kucakladıkça, dünya yeniden renklenir. Hayatın her anı, yeniden neşeyle dolar. İçindeki çocuk, sana kim olduğunu hatırlatır; sen aslında her şeyin çok daha basit olduğunu ve en değerli şeyin sevmek, sevildiğini bilmektir.

Büyüdükçe, "olgunlaşmak" adı altında duvarlar inşa ederiz. İnsanları, hislerimizi, hatta kendimizi bile korumak için, bu duvarları öreriz. Ama her duvar, bir kayıp, bir ayrılık anlamına gelir. Oysa içindeki çocuğa sarıldığında, tüm bu duvarlar çözülecek, çünkü o çocuk, hep doğru bildiği yolda ilerler. Her şeyin ötesinde, sevmenin, güvenmenin ve dünyayı saf bir kalp ile görmenin gücüne sahiptir.

İçindeki çocuğa sevgiyle sarıl, çünkü o sana ait olan en değerli halindir. Çocuklar hatalarından korkmazlar, cesurca düşer, kalkar, yeniden başlarlar. Sen de aynı şekilde, içinizdeki çocuğun gücüyle yeniden başlayabilirsin. Onun sevinci, senin sevinçindir. Onun masumiyeti, senin masumiyetindir. O çocuk sana, hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlatır, seni en güzel halinle kucaklar.

Bazen kaybolmuş hissettiğimizde, bir parça huzur bulmak için içimizdeki çocuğa sarılmalıyız. Çünkü o, bizden önce, saf ve temiz bir kalp ile dünyayı görmüştür. Ve sadece onunla sarıldığında, gerçekten kim olduğunu hatırlarsın: Sevgiyi, huzuru ve mutluluğu hak eden bir insan.

İçindeki çocuğa sevgiyle sarıl. Çünkü o senin en saf, en özgür, en gerçek halindir.