Hayat, bazen kendi iç yolculuğumuzu unutturur. Başkalarının ne düşündüğünü, ne söylediğini, hangi yolda ilerlememiz gerektiğini sürekli sorgular hale geliriz. Kendi ışığımızı kaybettiğimizde, dışarıdaki tüm gölgeler, karanlıklar ve belirsizlikler büyür. Ve bir gün, yorgun düşeriz. Kendimize sorarız: “Nerede hata yaptım? Neden bu kadar karışık?”
Ama belki de en büyük hata, dışarıdaki her şeyi, kendimizden önce ön plana koymamızdadır. Kimseye kanıtlamak zorunda olmadığımız bir hayatımız var, ama biz bunu unuturuz. Çünkü dışarıdaki gözler, onların beklentileri, onayları ya da eleştirileri, bize bir tür yön verir. Ve bir zaman sonra, bu dışsal sesler içimizi doldurur. Öyle ki, kendi sesimizi duyamaz hale geliriz.
Bir insan, kendi ışığını bulmadığı sürece, dışarıdaki karanlıklar, ne kadar onlardan kaçmaya çalışsa da, hep peşinden gelir. Birçok kişi, hayatı başkalarının bakış açılarıyla yaşamayı öğrenir. “Şunu yapmalıyım, bunu başarmalıyım, şu başarıyı elde etmeliyim” derken, aslında kendi içindeki ışığı göz ardı eder. Oysa ışık, her zaman içerideydi. Belki de basit bir anlık farkındalıkla bulabileceğimiz bir şeydi.
Kendi ışığımızı bulduğumuzda, dışarıdaki bütün gölgeler kaybolur. Gölgeler, karanlığın bir yansımasıdır. Işık ne kadar parlaksa, gölge de o kadar derindir. Ama işin gerçeği, ışığı bulduğumuzda, o gölgelerin önemi yoktur. İçsel ışığımız, dışarıdaki karanlıkla savaşmaz. Sadece var olur ve her şeyin yerine oturmasını sağlar.
Bu ışık, başarıya, paraya, başkalarının onayına, takdirine ya da övgüsüne ihtiyaç duymaz. Çünkü gerçek ışık, içsel huzurdan, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmekten doğar. Başkalarının ne dediği değil, bizim ne hissettiğimiz önemlidir. Başkalarına bir şey kanıtlamaya çalışırken, hep kaybolduğumuzu fark ederiz. Ama kendi ışığımızı bulduğumuzda, o ışık öyle bir aydınlatır ki, en karanlık yerler bile parlamaya başlar.
Hayat, karışık ve zorlayıcı olabilir. Ama unutmayın, ışığınızı bulduğunuzda, dışarıdaki tüm gölgeler kaybolur. Gölgeler, sadece bir yansıma ve gerçek olan sadece ışıktır. Işığınızın farkına varın. Çünkü gerçek huzur ve mutluluk, başka hiçbir yerde değil, sadece kendi içimizdeki o saf ışıkta gizlidir.
Dünyaya tek olarak geldik ve bu hayatı, acısıyla tatlısıyla biz yaşıyoruz. Kimse için doğru olan düşüncelerden sapmamak gerek. Millet ne der, ne düşünür diye kaygılanarak değil, gerçekten biz mutlu oluyorsak ona bakarak yaşamalıyız.
Çalışıyor muyuz, oturuyor muyuz, geziyor muyuz, yiyor muyuz gibi dışarıdan bakıldığında anlamı olan ama aslında hiç de önemli olmayan düşüncelerden kurtulmak gerek. Kendimize güveniyorsak, başkalarının ne dediğine takılmamalıyız. Önemli olan, biz ne yapıyor kendimizden eminsek ve nasıl hissediyorsak, buna odaklanmak gerek. Bu düşüncelerin aksine.
Hayat, başkalarının onayını almak için değil, kendi doğrularımızı bulmak için var. Hak yemeden, doğru yolda ilerlemek gerek. Kimsenin gölgesinde kalmadan, yalnızca doğru olanın peşinden gitmek lazım. Kendimize ve içsel gücümüze inandığımızda, zaten doğru olanı buluruz ve her şey kendi yoluna girer.