Hayat, ilişkilerimizdeki küçük davranışlarla şekillenir. İnsanlar olarak en çok karşılaştığımız ve belki de en sık unuttuğumuz gerçeklerden biri, başkalarına yaptığımız her davranışın bir yansıması olduğudur.
Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir şeyi başkasına yapmamamız gerektiğini unutmak, zamanla toplum olarak insanlık değerlerinden uzaklaşmamıza neden olabilir.
Bazen birinin duygularını küçümsemek, birine saygısızca yaklaşmak ya da sadece "geçiştirmek" için laf sokmak kolay gelir. Ancak bu küçük ama kalıcı izler bırakan davranışlar, birinin iç dünyasında derin yaralar açabilir. Peki ya biz? Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkasına uyguladığımızda, aslında kendi iç huzurumuzu kaybetmiş olur muyuz? Duygusal bir yıkım yaşar mıyız? Ya da bir başkasına verdiğimiz acı, bizim içimizdeki huzursuzluğu körükler mi?
Bir insanı anlamadan yargılamak, onun duygularına duyarsız kalmak, belki de en kolay ve en zararlı alışkanlıklarımızdan biri. Ancak unutuyoruz ki; biz de duygulara sahip olan, hata yapabilen, kırılabilen varlıklarız. Hepimizin kırılganlıkları, zayıf anları ve huzursuz günleri var. Hepimiz zaman zaman birinin sözlerinden, bakışlarından ya da davranışlarından etkileniyoruz. Peki, başkasına kendimize yapmadığımız şeyleri yaparak, bir başkasını aynı şekilde kırmamalıyız?
İçsel bir farkındalık yaratmak, önce kendimizi dinlemekle başlar. Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir davranışı başkasına yapmamamız gerektiğini kabullenmek, insan olmanın temellerine geri dönmek demektir. Başkasını yargılamadan önce, o kişinin içsel dünyasına adım atmaya çalışmalıyız. Başkasının ruh halini anlamadan verdiğimiz tepki, yalnızca bir anlık öfkenin ürünü olabilir, ancak o tepkiyi değiştiremeyebiliriz. Kırıcı bir kelime, birine söylenmiş bir söz, bir anda kazandığımız bir galibiyetin derin izlerini bırakabilir.
Empati, tam da burada devreye girer. Kendimizi başkalarının yerine koymak, onların bakış açısından olayları görmek, kalbimizin sesini dinlemek kadar önemli bir beceridir. Eğer başkalarının yaşadığı zorlukları, endişeleri ve acıları anlamaya çalışırsak, onlara yaklaşımımız da daha dikkatli ve saygılı olur. Onlara yapmak istemediğimiz bir davranışı, kendimize yapılmasını istemediğimiz bir hareketi onlara uygulamak, aslında tüm toplumu geriye götüren bir davranış olur.
Sadece başkalarının duygularına dikkat etmekle kalmamalıyız, aynı zamanda kendimize olan saygımızı da korumalıyız. Başkalarına ne kadar duyarlıysak, kendimize de o kadar duyarlı olmalıyız. Kendi sınırlarımızı bilmek, sağlıklı ilişkiler kurmanın ilk adımıdır. İnsanın en değerli varlığı kendisidir ve kendine yapacağı en büyük iyilik, başkalarına da saygılı davranmaktır. Kendimize yapmadığımız şeyleri başkasına yapmak, sadece başkalarının duygularını incitmekle kalmaz, aynı zamanda iç huzurumuzu da kaybettirir.