Genellikle aşkın ve sevgisizliğin duygusal çatışmalarını, insanın içsel bunalımlarını ve ruhsal çıkmazlarını konu alır. Şiirin başlığı, sevdanın (aşkın) nasıl yok olduğuna dair bir sorgulama sunar. Aşkın bir yıkım mı getirdiği, yoksa sevgisizliğin mi insanı yenik düşürdüğü sorusu, şiirin ana temasını oluşturur.

Sevdam mı yendi, yoksa ben mi kaybettim,
İçimdeki boşluk, her adımda büyüdü.
Bir zamanlar sevda vardı, şimdi kırık kalbim,
Ve suskun bir sevgisizlik, her yanıma düştü.

Bir yanda hayaller, bir yanda gerçek,
Gözlerimden süzülen yaş, bir yitik iz.
Sevdanın peşinden koştum, her şeyin bedeli
Sevgisizlik mi kazandı, yoksa ben mi yanlış bir yol seçtim?

İçimdeki fırtına, gözlerimdeki sızı,
Sevdanın çiçekleri, toprakta soldu şimdi.
Belki de sevdanın sonu, acının ta kendisi,
Ve sevgisizlik, bana en ağır dersini verdi.

Sevdamı yendi, her umut soldu birer birer,
Bir zamanlar yeşeren duygular, şimdi toprağa karıştı.
Sevgisizlik mi yenik düştü, yoksa ben mi?
Her ikisi de içimde, aynı yara, aynı iz.

Ve ben…
Bir yanda sevdamın gölgesinde kaybolan,
Bir yanda sevgisizliğin karanlığında kalan,
Her ikisiyle de yaşadım, bir arada…
Ama belki de en çok sevdam yendi,
Çünkü sevgisizlik, bir kez geldiğinde kalır,
Ve sevda, bir gün geri döner mi diye umut ederken,
Benim içimdeki boşluk büyür, büyür,
Ve sevdam, kaybolur...