Günün birinde, sabah gözünü açtığında zihninde beliren ilk düşüncenin bütün gününü nasıl şekillendirdiğini fark ettin mi? Belki fark etmedin… Çünkü zihnimiz, çoğu zaman kendi halinde büyüyen bir bahçe gibidir; kim bilir kaç zamandır ne ektiğimize bakmadan, ne biçtiğimize şaşırıyoruz.
Oysa ki gerçek çok basit:
Zihin bir bahçedir, ne ektiğine dikkat et.
Bugünlerde insanlar hayatlarının karmaşasından, mutsuzluklarından, tükenmişliklerinden şikâyet ediyor. Fakat kimse aynı samimiyetle kendine şunu sormuyor:
“Ben bu bahçeye ne ekiyorum?”
Her gün haber akışlarında dolaşan olumsuzluklar, eleştiri adı altında üzerimize dökülen yargılar, kendi kendimize kurduğumuz o acımasız iç ses… Tüm bunlar toprağa bilmeden attığımız yabani otlar. Ve bilir misin, yabani otların bir huyu vardır: Ektiğini sandığın en güzel çiçeklerden çok daha hızlı büyürler.
Peki ya iyi düşünceler?
Minnettarlık, merak, öğrenme arzusu, umut, incelik… Bunlar da tohuma benzer; fakat büyümeleri için sulanmak, ilgi görmek isterler. Onları her güne küçük bir alışkanlıkla ekebilirsin: Sabah uyandığında üç güzellik düşünmek, akşam yatarken bir gelişimini fark etmek, gün içinde içinden geçen en iyiyi seçmek…
Bir düşün: Eğer toprak yalnızca kötü düşüncelerle beslenirse, yaşamın da karanlık bir bahçeye dönüşmez mi?
Bugün ekran başında bu satırları okurken bile zihnin seni izliyor. Bir tohum daha ekiliyor şu an. İstersen yabani ot olacak, istersen bir çiçek açtıracak.
Seçim aslında hep sende.
Bu yüzden…
Düşüncelerine sahip çık.
Bahçeni kirletme.
Ne ekersen, onu biçersin.
Ve unutma:
Bugün zihninde açtırdığın tek bir çiçek, yarın hayatının rengini değiştirebilir.