Bazen sadece susarız. Gördüğümüz yanlışa başımızı çevirir, duyduğumuz adaletsizliğe kulaklarımızı kapatırız. Belki korkudan, belki yorgunluktan, belki de alışkanlıktan… Ama ne olursa olsun, susmak da bir seçimdir. Ve zamanla, susmanın da bir bedeli olur.
Çünkü her yanlış, sessizlikle büyür.
Ve biz, ses çıkarmadıkça o yanlışlar alkışlanır. Üstelik çoğu zaman biz de o alkışların arasında yer alırız. Farkında olmadan, istemeden ya da bazen bile bile… Alkışlanan yanlışların sessiz ortaklarıyız artık.
Bir haksızlık olduğunda “Beni ilgilendirmez” demek kolaydır. Bir yanlışa göz yummak, ona karşı durmaktan daha az yorucudur belki. Ama insan kendi vicdanından nereye kadar kaçabilir? Gece yastığa başını koyduğunda, kendine gerçekten “doğru olanı yaptım” diyebiliyor mu?
Toplum olarak bir şeyleri değiştirmek istiyoruz ama en küçük tepkiden bile kaçıyoruz. Yanlış yapan güçlü biri olduğunda alkışlıyoruz, doğruyu söyleyen yalnız kaldığında sessizce geçip gidiyoruz. Böyle böyle yozlaşıyor kalpler. Ve böyle böyle kirleniyor değerlerimiz.
Bir çocuğa yanlış öğretilirse, o çocuk büyüdüğünde onu doğru sanır.
Bir yanlış sürekli tekrar edilirse, bir süre sonra normalleşir.
Ve alkışlar eşlik ettiğinde, o yanlış bir başarıya bile dönüşebilir.
Oysa biz, her yanlışın ardında susarak duranlarız biraz da.
Kimi zaman ailede, kimi zaman iş yerinde, kimi zaman sokakta…
Yanlış yapan birini uyaracak cesareti bulamadığımız için, doğruların zayıf kaldığı bir toplum olduk. Gerçekler sesini yitirirken, yalanlar mikrofonla konuşuyor artık.
Ama unutmamalıyız:
Her susuş bir çığlık doğurur.
Her yanlış, görmezden gelindikçe büyür.
Ve biz sustukça, bir gün o yanlışlar gelip bizi de yutar.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey; cesur bir ses, dik duruşlu bir kalp ve vicdanıyla yüzleşmekten korkmayan insanlar…
Yanlışın kimden geldiğine bakmadan “Bu doğru değil” diyebilenler…
Alkış yerine soru soranlar, sessiz kalmak yerine doğruların tarafında duranlar…
Çünkü gerçek değişim, başkalarının yanlışlarını susturarak değil, kendi suskunluğumuzla yüzleşerek başlar.
Ve bir gün hep birlikte diyebilelim diye:
"Alkışlanan yanlışların değil, doğru bildiğimiz hakikatin yanında durduk."