Bazı mucizeler gökten düşmez. Ne yıldız kayar, ne de dilek tutulur… Bazı mucizeler sessizce gelir; bir kalp atışıyla, bir ilk nefesle, iki minik çift gözle başlar. Benim mucizelerim de tam böyle geldi. Önce birincisi… Sonra kalbimin diğer yarısı. Ve ben, aynı kalpte iki mucizeye yer açmayı öğrendim.

İlk kez anne olduğumda zaman durdu sandım. O küçücük beden, gözümün içine bakarken hayatın anlamı tek bir kelimeye döküldü: Evlat.
Minicik parmakların elime sarıldığı o ilk anda hissettim… Artık ben, sadece kendim için yaşamayacaktım.
Ve sonra ikinci mucizem geldi.
İçimde, “Acaba sevgim ikiye bölünür mü?” korkusu vardı…
Ama yanıldım.
Sevgi bölünmüyormuş, büyüyormuş. İki ayrı kalp için iki kat çarpıyormuş annelik…

Bazen biri gülerken diğeri ağladı, biri yürürken diğeri emekledi… Bazen ellerim yetmedi, bazen yüreğim taştı. Ama ne olursa olsun, gözümün önünde büyüyen iki mucizeye bakarken hep aynı şeyi düşündüm:
“Ne kadar şanslıyım…”

Kızlarım… Siz bana sadece anneliği öğretmediniz. Sabretmeyi, sevmeyi, korumayı, çoğu zaman da kendimi unutmayı öğrettiniz.
İlk adımlarınızda birlikte tökezledik, ilk sözlerinizde birlikte konuştuk, ilk hayallerinizde birlikte büyüdük.
Her biri ayrı renk, ayrı ses, ayrı nefestiniz. Ama bir araya geldiğinizde tamamlandım ben.

Şimdi sizi izliyorum… Günden güne serpilirken, kendi dünyanızı kurarken, anneliğim de her gün yeniden doğuyor.
Aranızdaki gülüşmelere, sırlarınıza, küçük kavgalarınıza bile hayranlıkla bakıyorum.
Ben büyüdükçe yaş aldım, siz büyüdükçe anlam buldum.

Belki bir gün bu yazıyı okuyacaksınız…
Şunu bilin:
Ben sizde kendimi yeniden buldum.
Siz benim hayattaki en güzel cümlelerimsiniz.
Ve ben, sizin varlığınızla dua gibi yaşıyorum.

Canlarım… Gözümde büyüyen mucizelerim…
Hepiniz için ayrı ayrı yüreğimde sonsuz bir yer var.
Ve bilmenizi isterim:
Benim en büyük başarım, sizin anneniz olmak.
Allahım Ömrüzü Güzel Eylesin AMİN.