Dünyanın kötüye gittiğini sık sık duyar olduk… İnsanların bencilleştiğinden, sevgisizliğin arttığından, artık kimsenin kimseyi anlamadığından şikâyet ediyoruz.
Oysa belki de dünyanın bozulmasının nedeni, kalplerimizin kirlenmeye başlamasıdır.
Kalp, sadece bir organ değildir.
O, vicdanın evi, merhametin dili, insanlığın aynasıdır.
Ne zaman ki bu aynayı tozlandırırız; başkalarını suçlamak kolaylaşır, anlayış zorlaşır.
Birini kırdığımızda “o da hak etti” diyerek geçiştiririz; oysa kalbimiz, sessizce bir yerlerde sızlar.
Belki de dünyanın düzelmesi, büyük sözlerle ya da büyük değişimlerle değil; küçük ama temiz bir kalple başlar.
Birine sabırla cevap vermek, birine içten bir “iyi ki varsın” demek, susup dinlemek… bunların hepsi kalbi arındırır.
Çünkü arınmış bir kalp, kimseye zarar vermez.
Kırmaz, küçümsemez, yargılamaz.
Kalbini arındırmak, kendini temize çekmektir aslında.
Geçmişin yüklerini bırakmak, kin yerine anlayışı koymak, her yeni güne “bugün biraz daha iyi olacağım” diyerek başlamak…
İnsan, içini temizledikçe dünyayı daha berrak görür. Çünkü dış dünya, iç dünyanın bir yansımasından ibarettir.
Dünya, aslında kötü değildir.
Biz kötü baktığımızda kararıyor.
Bir kalp güzelleşirse, bir bakış yumuşarsa, bir söz incelirse… dünya bir nebze daha güzelleşir.
Öyleyse bugün, dünyayı değiştirmeye kalbinden başla.
Kırgınlıkları affet, öfkeyi bırak, teşekkür et, dua et, gülümse.
Çünkü senin kalbin arındıkça, dünya da seninle birlikte güzelleşecek.