Sokakta, iş yerinde, sosyal medyada hatta aile sofralarında bile artık en çok karşılaştığımız şey ne biliyor musunuz? Laf kalabalığı. Ama öyle böyle değil… Koca koca laflar eden, herkese akıl veren, her konuda fikir beyan eden insanlar dolu etrafımız. Diller kürek gibi çalışıyor, ama o dili yönlendirecek bir yürek, bir vicdan, bir ölçü yok.
Bir laf vardır, hani derler ya:
“Avucu kadar yüreği olmayan insanların, kürek gibi dili var.”
Ne kadar yerinde, ne kadar dokunaklı bir söz…
Bu tür insanlar çok konuşurlar ama az düşünürler. Herkesin yarasına tuz basarlar ama kendi elleri hiç kirlenmez. Haksızlığa karşı değil, ses çıkaranlara karşı seslerini yükseltirler. Çünkü kolaydır onlar için: Dil döner, ama yürek taşımaz.
Bugün birini incitmek için büyük bir neden aramıyor kimse. Gerekçe çok basit: “Doğruyu söylüyorum.” Oysa doğru, bazen en sert kılıçtan daha keskindir. Ve doğruyu söylemek değil, onu nasıl ve ne zaman söylediğin önemlidir. Ama yüreksiz bir ağızdan çıkan söz, doğru bile olsa zulüm gibi gelir.
Dilin kemiği yok ama sorumluluğu büyük.
Ne yazık ki bu sorumluluğu taşımaya gönüllü pek az kişi kaldı. Düşünmeden konuşan, empati kurmadan yargılayan, kendini “doğrunun tek temsilcisi” sanan bir kitle var karşımızda. Eleştirir ama inşa etmezler. Yıkarlar ama onarmaya yanaşmazlar. Çünkü o dilin arkasında bir yürek yoktur. Olsa, söylenen her söz öncesinde bir tartıya konur.
Bir söz, ağızdan çıkmadan önce üç kapıdan geçmeli derler:
1. Doğru mu?
2. Gerekli mi?
3. Nazik mi?
Ama yüreksiz diller için bu kapılar çoktan yıkılmış durumda. Ne doğru önemlidir, ne gereklilik, ne de nezaket… Geriye kalan, sadece gürültü. Gürültü ve kırık kalpler.
Peki ne yapmalı?
Belki de en önce kendi dilimizi eğitmeliyiz. Sözümüzün sahibiysek, yüreğimizle de onun sorumluluğunu taşımalıyız. Çünkü unutmayalım:
Söz, insanın aynasıdır. Ama yüreği olmayanın aynası, sadece kırık dökük yansımalar verir.
Son söz olarak şunu hatırlatmak isterim:
Kürek gibi dili olan çok… Ama bir avuç yürek, bazen bin kelimeden daha fazla iyileştirir. O yüzden sesimizi değil, yüreğimizi büyütmeyi öğrenmeliyiz.