Hayatta herkes bir yere aittir. Ama asıl mesele, doğru yerde durup durmadığını bilmektir. İnsan bazen en çok çabaladığı, en çok değer verdiği yerlerde bile görülmeyebilir, anlaşılmayabilir. İşte tam da bu noktada sormak gerekir kendine: "Ben burada değer görüyor muyum, yoksa sadece duruyor muyum?"

İnsanın kıymeti bazen bilgisiyle, bazen duruşuyla, bazen de sessizliğiyle ölçülür. Fakat en çok da nerede durduğu, kimlerle yürüdüğü ve kimin yanında yer aldığıyla anlaşılır. Çünkü insanın değeri, kendisini çevreleyen ortamla şekillenir. Yanlış yerde duran doğru insan, bir süre sonra kendinden bile şüphe eder hâle gelir.

Toplumda, iş hayatında ya da özel ilişkilerde; eğer değer verilmiyor, fikirlerin dinlenmiyor, varlığın fark edilmiyorsa durduğun yeri gözden geçirmenin vakti gelmiştir. Bir çiçek, yanlış toprağa ekilirse ne kadar güzel olursa olsun solmaya mahkûmdur. Oysa doğru toprakta kök salan bir çiçek hem kendini bulur hem de etrafına güzellik saçar.

Bu yüzden insanın kalitesi sadece kim olduğu ile değil, nerede durduğu ile de ölçülür. Doğru yerde duran insan, hem kendini tanır hem de hayatın ona sunduklarını daha net görür. Değer görmek, değerli olduğunu hissetmek kadar insani bir ihtiyaçtır. Ve unutma; seni görmeyen gözlere kendini göstermeye, kıymet bilmeyenlere değerini anlatmaya çalışmak, suya yazı yazmak gibidir.

Doğru yer, doğru insanlar ve doğru zaman... Bazen sadece bir adım geri atmak, sana yeni bir yön çizer. Belki de tek yapman gereken, durduğun yeri değiştirmektir.