Her yıl 25 Eylül – 1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiyecilik Haftası, sadece mesleklerini değil, aynı zamanda hayatlarını ortaya koyan insanların sessizce yazdığı kahramanlık hikâyelerini hatırlamak için bir fırsat.
Belki de farkında bile değiliz… Biz sıcacık yataklarımızda huzurla uyurken, onlar bir çığlıkla uyanıyor. Bir duman yükseliyor bir yerlerde, bir alarm çalıyor. Ve o an, düşünmeden, tereddüt etmeden, korkuyu evde bırakıp yola düşüyorlar.
Bir yangının ortasında sadece alevlerle değil, zamanla yarışıyorlar. Belki içeride bir çocuk var, belki yaşlı bir teyze… Bazen bir kedi için, bazen bir çam ağacının tepesinde mahsur kalan bir kuş için bile çıkıyorlar o yola. Çünkü onlar sadece yangın söndürmüyorlar. Umudu taşıyorlar, cesareti yaşatıyorlar.
İtfaiyecilik, sadece fiziksel güçle değil, yürekle yapılan bir meslek. Her adımları risk, her kararları hayatla ölüm arasında bir çizgi. Ama ne zaman görsek onları, yüzlerinde bir tevazu, gözlerinde bir insan sevgisi var.
Bu hafta boyunca kutlama törenleri yapılacak, konuşmalar düzenlenecek, çocuklara kasklar takılıp hatıra fotoğrafları çekilecek. Ama ben istiyorum ki, bu haftada sadece teşekkür etmeyelim onlara. Aynı zamanda onları anlayalım. Gecenin bir yarısı ailelerini arkada bırakıp göreve giden o insanların içinde nasıl bir sevgi, nasıl bir sorumluluk taşıdığını düşünelim.
Unutmayalım ki, bir gün hepimizin kapısını çalabilecek bir acil durumda, ilk gelecek olan ses, belki de sireniyle bir itfaiye aracının sesi olacak. O yüzden bu haftayı bir farkındalık haftası olarak görelim. İtfaiyecilerimize destek olalım, onların koşullarını daha iyi hale getirelim. Çünkü onlar bizim sessizce var olan, gerçek kahramanlarımız.
Teşekkürler itfaiyeciler… Alevlerin içinden taşıdığınız o insanlık ışığı için…