Dünyadaki gidişat nereye gidiyor? Bu soru artık yalnızca bir tespit değil, bir annenin yüreğinden kopan çaresiz bir haykırış. Ne oluyor bu gençliğe, ne oluyor insanlara? Ne zaman bu kadar tahammülsüz, bu kadar öfkeli, bu kadar vicdansız hale geldik?

Bugün bir bakış, bir söz, bir anlık öfke yüzünden canlar alınıyor. İnsan hayatı birkaç saniyeye sığdırılıyor. Ardından geriye kalanlar için zaman duruyor. İnsanın aklına ister istemez şu sorular geliyor: Biz nasıl bir düşünce dünyasına sürüklendik? Nasıl bir yargının, nasıl bir sınavın içindeyiz?

Bir evlat kolay mı yetişiyor?
Yıllarca uykusuz gecelerle, bitmeyen endişelerle, sayısız fedakârlıkla… Bir anne her gün “Yeter ki iyi olsun, yeter ki güzel yerlerde göreyim” diye dua ederek büyütüyor evladını. Ama bir gün, hayallerle büyütülen o evlat, toprağın altına giriyor. Buna hangi yürek dayanır?

Ben bir anneyim.
Ve bir annenin yaşayabileceği en büyük acının, evladını toprağa vermek olduğunu anlıyorum. Bu acının tarifi yok, ilacı yok. Zamanla azalmıyor; sadece insanın içine yerleşiyor ve orada kalıyor.

Buradan devlet büyüklerine bir anne yüreğiyle sesleniyorum:
Lütfen artık verilen cezalar gerçekten caydırıcı olsun. Hükümler sadece dosyalarda değil, toplumun vicdanında da karşılık bulsun. Önlemler, ancak canlar yandıktan sonra değil; canlar yanmadan önce alınsın. Başkasının acısı, yönetenlerin de acısı olsun.

Bir anne, evladını büyütmek için kendinden vazgeçer. Evladının saçının teline zarar gelmesin diye, kendi saçları dökülür. Yıllarını, gençliğini, hayallerini verir. Sonra bir saniyelik öfke, bir anlık şiddet her şeyi alıp götürür. Geriye ise ömür boyu süren bir eksiklik kalır.

Allah rızası için artık bu feryatları duyun.
Kaybolan ömürlerin, yarım kalan hayatların, yıkılan ailelerin sesini duyun. Biz bu ülkede her sabah korkuyla uyanmak istemiyoruz. “Bugün çocuğuma ne olacak?” diye düşünerek yaşamak istemiyoruz.

Bu ülkeyi düzene koyacak yetki, makam ve güç sizlerin elinde. Bir annenin gözyaşı bu kadar sahipsiz kalmasın. Bir evladın canı bu kadar ucuz görülmesin.

Artık yeter.
Başka anneler ağlamasın.
Başka evlatlar toprağa düşmesin.
Adalet, sadece adliye salonlarında değil; sokakta, okulda, hayatın içinde hissedilsin.