Bir kadın düşünün. Küçükken “büyüyünce ne olacaksın?” diye sorulduğunda, cevabı hazırdır. Öğretmen, ressam, yazar, doktor… Hayali nettir, gözleri parlar. O yaşlarda hayaller hafiftir; insan cebinde taşıyabilir, kalbine sığdırabilir. Henüz kimse “olmaz” dememiştir çünkü.
Sonra hayat başlar.
Bir gün biri çıkar ve “önce uslu ol” der.
Bir başkası “çok gülme” diye uyarır.
Bir diğeri “fazla hayal kurma, gerçekçi ol” der.
Ve fark etmeden, o hayalin üzerine küçük küçük ağırlıklar konur.
Bir kadın büyürken sadece yaş almaz; beklenti de yüklenir. Toplumun, ailenin, çevrenin beklentisi… “El âlem ne der?” cümlesi, bir noktadan sonra kadının kendi sesinden daha yüksek çıkar. Hayali hâlâ oradadır ama artık fısıltıyla konuşur.
Bir kadın, çoğu zaman hayalini erteleyerek yaşar.
“Evlenince bakarım.”
“Çocuklar büyüsün.”
“Şimdi sırası değil.”
Hayat ilerler, ertelemeler çoğalır. O hayal bir çekmeceye kaldırılır. Arada bir açılır, bakılır, iç çekilir ve tekrar kapatılır. Çünkü hayat, kadına çoğu zaman hayal kuracak boşluk bırakmaz.
Bir kadın güçlüdür derler. Evet, güçlüdür. Ama bu güç çoğu zaman bir mecburiyettir. Kimse sormaz: Bu kadar güçlü olmak zorunda kalmasaydı, nasıl biri olurdu? Kimse merak etmez: Yorulduğunda kime yaslanmak isterdi?
Bir kadının hayatı, çoğu zaman görünmeyen fedakârlıklarla doludur. Kendi hayalini başkalarının hayatına yamayarak yaşar. Çocuklarının başarısında, eşinin huzurunda, ailesinin düzeninde kendinden bir parça vardır. Ama aynaya baktığında, eksilen parçaların hesabını kimse tutmaz.
Ve yine de…
Bir yerlerde o hayal hâlâ nefes alır. Bazen gece herkes uyuduğunda, bazen bir şarkının ortasında, bazen camdan dışarı bakarken ortaya çıkar. “Ben buradayım” der. “Unutulmadım.”
Bir kadının hayali kolay ölmez. Üstü örtülür, bastırılır, susturulur ama ölmez. Çünkü hayal, kadının içindeki en inatçı şeydir. Yaşla, yorgunlukla, kırgınlıkla şekil değiştirir belki ama varlığını inkâr etmez.
Belki bir gün cesaret gelir. Belki geç olur ama samimi olur. Belki herkes alkışlamaz ama kadın kendini ilk kez alkışlar. Ve o an anlar: Hayalini gerçekleştirmek, sadece bir başarı değil; kendine geç kalmış bir özürdür.
Bir kadının hayatı, çoğu zaman hayalini susturarak geçer.
Ama bir kadının hayali sustuğu yerden bile dünyayı değiştirebilir.
Unutma…
Hayat senden mükemmel olmanı değil, kendin olmanı ister.
Başkalarının beklentileriyle yaşanan bir ömür, alkış alabilir ama içini doldurmaz.
O yüzden hayalini küçümseyenlere kulaklarını, kalbini incitenlere mesafeni büyüt.
Ve ne olursa olsun şunu aklından çıkarma:
Bir kadının hayali ertelenebilir ama yok edilemez.
Günün birinde yolunu yeniden bulur;
ya senin cesaretinde,
ya da “keşke”nin sessiz pişmanlığında…
Seçim senin:
Ya hayalini yaşayacaksın,
ya da bir ömür ona uzaktan bakacaksın.