Bir yeni yıl isterim… Takvim yaprakları değişti diye değil, kalpler değiştiği için yeni olan bir yıl. Sevginin eksilmediği, saygının unutulmadığı, hoşgörünün yeniden hatırlandığı bir yıl isterim.

Bir yeni yıl isterim;
Çocukların kahkahalarının sokaklardan eksik olmadığı,
Korkunun değil oyunun peşinden koştukları bir yıl.
Annelerin evlatları için endişeyle dua etmediği,
Babaların “yarın ne olacak” kaygısıyla uyanmadığı bir yıl…

İnsanların;
Can korkusu olmadan,
Bir gecede her şeyini kaybetme endişesi taşımadan,
Sadece insan gibi yaşayabildiği bir yıl isterim.

Ama durup düşününce insanın içi acıyor.
Gerçekten sorun yıllar mı?
Yoksa her yeni yıla bütün yükü sırtına koyup, kendimizi temize çıkaran bizler miyiz?

Biz, kötülüğü normalleştirdik.
Haksızlığa bakıp başımızı çevirdik.
Yanlışı gördük ama “bana dokunmuyor” dedik.
Duymamayı seçtik, görmezden geldik, sustuk.

Sonra da her şeyden yeni yılı sorumlu tuttuk.

Oysa bir yıl;
İnsan vicdanı kadar temiz,
İnsan kalbi kadar merhametlidir.

Allah’ım, bize;
Doğruyu savunacak cesaret ver.
İyiliği seçecek bir yürek ver.
Hakka, hukuka ve adalete sırtını dönmeyen bir insanlık nasip et.

Çünkü insan değişmeden hiçbir yıl güzelleşmez.
Vicdan düzelmeden hiçbir takvim umut yazmaz.
Biz daha iyi insanlar olursak,
Yaşadığımız her yıl zaten yeni olur.

Yeni yıl kapıda…
Ama asıl soru şu:
Biz, içimizdeki eski kötülükleri geride bırakmaya hazır mıyız?