Hep başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendimizi unuttuğumuz günlerden geçiyoruz. “Aman o üzülmesin”, “ben idare ederim”, “önemli değil”… Derken, biz hep en sona kalıyoruz. Oysa insanın kendine söylemeyi unuttuğu bir cümle var:

“Sen de değerlisin.”

Kendimizi sevmek bencillik değil; bilakis, kendini tanımak, anlamak ve olduğu hâliyle kabul etmektir. Herkese yetişmeye çalışırken, kendi yorgunluğumuzu görmezden gelmek, aslında içimizdeki en büyük ihmal. Kalbimiz daralıyor, ama gülümsüyoruz. Yoruluyoruz, ama “iyiyim” diyoruz. Neden? Çünkü güçlü görünmek zorunda olduğumuza inandırıldık.

Oysa gerçek güç, bazen durup “ben de önemliyim” diyebilmektir. Bir fincan çayı kendin için demlemek, kendinle baş başa kalmayı sevmek, aynaya bakıp eksiklerine rağmen kendini kucaklayabilmektir.

Kendini sevmeyen biri, zamanla tükenir. Ve tükenen biri, kimseye iyi gelemez. İçinde kırgınlıklar biriktirir, kimseye söylemeden... Sonra o kırgınlık, insanı kendine bile yabancılaştırır.

Bazen bir çiçek al kendine, bazen sadece sessizce otur ve dinlen. Sosyal medyada değil, kendi ruhunun içinde gezin biraz. Ne hissettiğini fark et. Çünkü ruh da beden gibi ilgi ister, şefkat ister.

Kusurlarımızla güzeliz, hatalarımızla büyüyoruz. Kendimizi sevmek, her şey yolundaymış gibi yapmak değil; her şey yolunda olmasa da kendimize sarılabilmektir.

Unutma:
Kendini sevdiğinde, dünya da sana farklı bakar. Çünkü sevgi, içten başlar…