Bir çocuğun gözlerine baktığınızda, orada sadece bir çift minik göz görmezsiniz.

Orada bir ülkenin yarınını, bir toplumun umudunu, insanlığın en saf halini görürsünüz. Çünkü çocuk, sadece bugünün neşesi değil, yarının aynasıdır.

Toplumlar, çocuklarına ne kadar kıymet veriyorsa o kadar güçlüdür. Eğitimle, sevgiyle, anlayışla büyütülen bir çocuk; ilerde vicdanlı bir birey, adaletli bir yönetici, merhametli bir doktor, sabırlı bir öğretmen olabilir. Ama değersizleştirilmiş, susturulmuş, ihmal edilmiş bir çocuk; içinde biriken sessizlikle büyür ve ne yazık ki bir gün o sessizlik, topluma yüksek bir sesle geri döner.

Bugün sokakta oyun oynarken itilip kakılan, düşüncesi önemsenmeyen, susması öğretilen çocuklar; yarın kararlarıyla yön verecek bireyler olacak. Onlara nasıl davrandığımız, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Çocuklar sadece karne notlarıyla, başarılarıyla, disiplinleriyle ölçülemez. Onlar sevilmeye, anlaşılmaya, güven duymaya ihtiyaç duyar. Bir çocuğun yüreğine değdiğinizde; belki de hiç fark etmeden bir toplumun kaderine dokunmuş olursunuz.

Unutmayalım ki, bir çocuğun gözyaşı sadece onun değil, geleceğimizin sessiz çığlığıdır. Ve her bir çocuk; değer gördükçe ışıldayan bir yıldız, sevdikçe büyüyen bir çiçektir.

Toplumlar, çocuklara verdikleri değer kadar yaşar. Ve bizler, ancak çocuklarımızı sevgiyle, sabırla ve inançla büyütürsek; gelecekten korkmak zorunda kalmayız.