Hayatta bazı sözler vardır, kısacık ama içine koskoca bir hayat felsefesi sığdırılmış gibidir. “Ağaçtan meyve bekliyorsan dalını, insandan sevgi bekliyorsan güvenini kırma” da onlardan biri. Ne kadar sade, ne kadar doğal ve bir o kadar da derin…
Düşünsenize… Bir ağaç var karşınızda. Kökü sağlam, gövdesi dik, dalları uzanıyor gökyüzüne. Mevsimi geldiğinde meyve verecek diye sabırsızlanıyorsunuz. Oysa o meyve hemen oluşmaz. Önce o dal ayakta kalmalı. Fırtınaya dayanmalı, güneşi hissetmeli, yağmurla beslenmeli. Siz her gün gelip o ağacın dalını incitirseniz, koparırsanız, kırarsanız… hangi meyveden söz edebiliriz ki?
İşte bir insanın güveni de böyle. O dal gibi narin. Güven bir anda oluşmaz. Zaman ister, emek ister, sabır ister. Her güzel ilişkinin, dostluğun, aşkın temelinde önce güven vardır. Güven varsa sevgi de büyür. Ama güven bir kez kırıldı mı, ne kadar sevseniz de, o sevgi artık eskisi gibi yeşeremez. Tadı kaçar, şekli bozulur, rengi solar.
Bazen hayatın telaşı içinde farkına bile varmadan kırıyoruz karşımızdakini. “O beni anlar” diyoruz. “Ne olacak canım, bir kere geç kaldım diye darılacak mı?” ya da “Şunu sadece bir kişiye söyledim, kimseye yayılmaz zaten…” Ama öyle olmuyor. Küçük sandığımız davranışlar, karşı taraf için bir dönüm noktası olabiliyor. Kimi zaman bir sessizlikle, kimi zaman bir uzaklaşmayla fark ediyoruz yaptığımızı. Ama iş işten geçmiş oluyor.
Güven kırmak kolaydır. Tek bir cümleyle, tek bir hareketle yaparsınız bunu. Ama onarmak? İşte o zordur. Kırılan yer hep iz bırakır. Aynı gibi görünse de eskisi gibi olmaz. Çünkü insan hafızası sadece beyniyle değil, kalbiyle de hatırlar. Kalbin kırdığı şeyi zaman da tam olarak onaramaz.
Peki ne yapmalı? Öncelikle şunu unutmamalıyız: İnsan, değer gördüğü yerde çoğalır. Güvende hissettiği yerde açar kendini. Eğer birinden gerçek, temiz, içten bir sevgi bekliyorsak; önce ona kendini güvende hissettirmeliyiz. Sözümüzle, davranışımızla, varlığımızla bunu göstermeliyiz. İlişki sadece his değil, sorumluluktur da. Her davranışımız karşımızdakinin dünyasında bir iz bırakır. İyi mi kötü mü, ona biz karar veririz.
Bu yüzden diyorum ki: Dalı kırılan ağaç nasıl meyve veremezse, güveni sarsılan insandan da sevgi beklemek hayal olur. Ne verirseniz onu alırsınız. Emek verirseniz, sabır gösterirseniz, sevgi kendiliğinden gelir zaten.
Unutmayın, bazen bir "özür dilerim" bile bir kalbi onarabilir. Ama o özrü zamanında edemezseniz, bir ömür vicdanınızda taşırsınız o kırıklığı.
Sevgiye giden yol, güvenle döşenir. O yolu siz kırmazsanız, birlikte yürümek mümkün olur.