Bir hayal kurarsın. Kimse bilmez o hayalin sende nasıl filizlendiğini, geceleri nasıl büyüdüğünü, seni nasıl heyecanlandırdığını…

Belki küçücük bir ihtimaldir, belki de sadece bir düş. Ama o hayal, seni harekete geçiren en büyük güçtür.

Çünkü her başarı, bir hayalle başlar.

Bugün hayranlıkla izlediğimiz ressamlar, müzisyenler, yazarlar, bilim insanları… Hepsi bir zamanlar sadece hayal kuruyordu. Ellerinde hiçbir şey yoktu. Sadece umut, inanç ve içlerinde taşıdıkları bir kıvılcım.

O kıvılcım ki bazen bir çocuğun karalamalarında, bazen bir gencin defterinin arasına sıkışmış notlarda, bazen bir kadının gözlerinde saklıdır. Görülmez belki, ama hissedilir. Çünkü hayal kuran insanın gözlerinde farklı bir ışık vardır.

Hayal kurmak, sadece oturup beklemek değildir. Aksine, hayal etmek; başarmayı göze almaktır. Düşmekten korkmadan yürümeye başlamak, yolları bilmeden yola çıkmaktır.

Bir hayali olan insan, her sabah bir amacı olduğunu bilerek uyanır. Vazgeçse bile yeniden başlar. Yorulsa bile durmaz. Çünkü bilir ki, o hayal gerçeğe dönüştüğünde; sadece kendini değil, etrafındakileri de değiştirir.

Çocukken "büyüyünce ne olacaksın?" sorusuna verdiğimiz cevaplar, aslında içimizdeki en saf hayallerdi. Ama ne zaman büyüdük, ne zaman hayal kurmayı ayıp saydık, ne zaman "gerçekçi ol" cümlesine teslim olduk?

Oysa dünya, hayal kurmaktan korkmayanların eseri.

Belki şu an senin de bir hayalin var. Küçük bir dükkân açmak, kitap yazmak, bir sahnede olmak ya da sadece daha huzurlu bir hayat kurmak… Ne olursa olsun, o hayal küçümsenecek kadar değil; uğruna savaşılacak kadar değerlidir.

Unutma, adım atmadan yol alınmaz. Ama o ilk adımı da hayal ettiklerin attırır sana.
Çünkü hayal etmek, başarmanın ilk adımıdır.