Bazen öyle zamanlar olur ki insanın içinden hiçbir şey gelmez. Ne konuşmak ister ne susmak…
Ne ağlayabilir ne gülebilir… Her şey karmakarışık, her şey eksik gibi. İçinde anlamını kaybetmiş cümleler, yarım kalmış umutlar, kırık dökük hayallerle kalakalırsın. Sanki dünya dönüyor ama sen hep aynı yerde, aynı yorgunlukla bekliyorsun.
Ama ne olursa olsun…
Her şey için yeni bir yarın var.
Bazen bir sabah, hiç beklemediğin bir anda güneş camına vurur. Belki sadece bu kadarcık bir şeydir ama o ışıkla birlikte içinden minik bir kıpırtı doğar. “Acaba olur mu?” diye fısıldar bir ses. Belki çok hafif, belki duymazdan gelirsin ama o ses aslında içindeki yeniden başlama cesaretidir.
Bir hata yaptıysan affedilmek için,
Birine kırıldıysan barışmak için,
Kendini ihmal ettiysen toparlanmak için,
Sevdiysen ama söyleyemediysen anlatmak için…
Yeni bir yarın hep vardır.
Yarının sana ne getireceğini bilmiyorsun, evet. Ama kimse bilmiyor. Hayat zaten bilmemekle güzel. Her gün yeni bir ihtimal. Ve en güzeli de, yeniden başlamak için illa her şeyin düzelmesini beklemene gerek yok. Bazen sadece bir adım atmak yeter. Küçücük bir adım… Belki sadece bir tebessüm, belki bir özür, belki kendine sarılmak…
Çünkü hayat, kusursuz giden günlerden değil, her şeye rağmen ayağa kalkılan anlardan ibaret.
Yarın yeniden denemek için bir fırsat. Daha iyi sevmek, daha çok şükretmek, daha derin hissetmek için bir ihtimal…
Ve bu ihtimali sana her sabah sunan bir hayat var.
Kıymetini bilmek, elinden geleni yapmak ve gerisini zamana bırakmak belki de en doğru yol…
Unutma,
Her şey için yeni bir yarın var.
Ve o yarın, bazen her şeyin başladığı gündür.