Biliyor musunuz, insanlığa aslında ne çok şey bahşedilmiş... Güneşin sıcaklığı, yağmurun huzuru, rüzgârın serinliği… Bir tebessümün iyileştirici gücü, uzanan bir dost eli, bir çocuğun kahkahası… Sevgi, umut ve mutluluk…
Ama ne gariptir ki, biz insanlar çoğu zaman güzel olanı değil, acıtanı örnek almışız.
Eksik olanı görmüş, yıkıcı olanı benimsemişiz.
Ve bir bakmışız ki, kendi ellerimizle hayatı kendimize zehir etmişiz.
Zaten dikenlerle dolu olan yolu, daha da yürünmez kılmışız.
Peki, neden? Ne uğruna?
Aslında hiçbir şeye değmiyor…
Yarını belirsiz bir hayatı, bugünden mutsuz ederek yaşamak…
Gerçekten, hiçbir şeye değmiyor.
O yüzden gelin, bugün küçük de olsa bir adım atalım.
Kendimize iyi davranalım.
Güneşin batışını izlemek için birkaç dakika ayıralım.
Bir fincan kahvenin kokusunu derin derin içimize çekelim.
Sevdiklerimize bir “seni düşünüyorum” mesajı atalım.
Göreceksiniz, bu küçük mutluluklar, dikenli yolları biraz olsun yumuşatacak.
Çünkü hayat, sandığımız kadar karmaşık değil aslında.
Mutluluk dışarıda bir yerde değil; kalbimizin tam içinde başlıyor.
Ve unutmayın, siz de bu mutluluğu sonuna kadar hak ediyorsunuz.
Kendinizi sevin.
Kendinize iyi davranın.
Kendinizi değerli hissettirin; öyle ki hayat da sizi ciddiye alsın.