Hayat, herkese eşit davranmıyor. Kimi sıfırdan başlıyor, kimi avantajla. Ama ne olursa olsun, hepimizin içinde bir yerlerde saklı tuttuğumuz hayallerimiz var. Kimi uçsuz bucaksız bir deniz gibi, kimi küçük bir dalga… Ama hayal, hayaldir işte. İnsanı ayakta tutar, sabaha umutla uyandırır.

Ne var ki bazı insanlar, bu koca hayallerini yanlış kişilere emanet ediyor. Belki bir dost sanıyor, belki bir sevgili, belki bir ortak… Güveniyor, inanıyor, yüreğini açıyor. Ama sonra ne oluyor biliyor musunuz? O büyük hayal, küçük bir insanın dar zihninde boğulup gidiyor. Ne anlamıştır o hayalin kıymetinden, ne değer bilmiştir…

Bazen sadece “yanımda olsun” dediğimiz biri, aslında yoldaş değilmiş de yükmüş. Sen ileri gitmeye çalıştıkça seni aşağı çeken, küçüklüğüyle seni de küçülten biriymiş. Ama insan geç fark ediyor. Hayalini anlatırken gözlerin ışıl ışıl, oysa karşındaki sadece bakıyor. Ne heyecanını paylaşıyor, ne yüreğini. Sadece tüketiyor seni sessizce.

Sonra bir gün fark ediyorsun… Aslında senin hayalin çok büyüktü, ama sen onu küçük bir gönülde büyütmeye çalıştın. Oysa büyük hayaller, büyük yürekler ister. Anlamayı bilen, desteklemeyi bilen, sessizce dua eden insanlar ister.

Hayat bazen bize öğretmek için canımızı yakar. Ama bir kere anladın mı, bir daha aynı yanlışı yapmazsın. Çünkü bilirsin: Hayalini herkesle paylaşamazsın. Her omuz, yükünü taşıyamaz. Her yürek, seni anlayamaz.

O yüzden hayallerini artık herkesle konuşma. Kime anlattığını iyi tart. Çünkü hayalini çalıp sana geri inançsızlık bırakacak çok insan var. Ve hayalini büyütüp seni yüreklendirecek çok az…

Eğer biri hayalini küçümsüyorsa, dur ve düşün: Sorun sende değil. Sadece sen, büyük bir hayali küçük bir insana göstermeye çalışıyorsun. O kadar…

Hayallerin kırılmasın diye, önce değer bileni seç. Unutma, büyüklük sadece hayalde değil… Onu taşıyacak yürekte saklıdır.