Yaşam, öğrenmekle bitmeyen en gerçek yolculuktur.
Yaşam, başlangıcı belli ama sonu bilinmeyen bir yolculuk…
Ve bu yolculukta her durakta yeni bir şey öğreniyoruz.
Bazen severek, bazen kırılarak… ama hep öğrenerek.
Çocukken yürümeyi öğreniyoruz, sonra konuşmayı…
Zamanla kimseye güvenmemeyi, sonra yeniden güvenmeyi.
Sevmenin güzelliğini, sonra kaybetmenin gerçeğini…
Ve en çok da: Hiçbir şeyin elimizde olmadığını öğreniyoruz.
Her yaş, kendi gerçeğini getiriyor.
Yirmili yaşlarda sabırsızken, otuzlarında biraz daha beklemeyi öğreniyorsun.
Kırıldığında susmayı, sevildiğinde kıymet bilmeyi,
Bir sözün bazen kalpten daha çok kırabileceğini fark ediyorsun.
Hayat bize notsuz bir sınav gibi davranıyor.
Ne zaman neyle karşılaşacağımız belli değil.
Ama her şey bir iz bırakıyor içimizde.
Ve biz, fark etmesek de her gün biraz daha dönüşüyoruz.
Yanlışlar yapıyoruz mesela…
Ama sonra o yanlışların da öğretmenimiz olduğunu anlıyoruz.
Bazı pişmanlıklar, bizi biz yapıyor.
Ve bazen en çok, acının içinden geçerken öğreniyoruz yaşamı.
Bu yüzden, “artık her şeyi öğrendim” diyemeyiz hiçbir zaman.
Çünkü insan oldukça, yaşadıkça, sevdikçe… öğrenmeye devam eder.
Ve öğrenmek, bu yolculuğun asla bitmeyen tek istikameti olur.
Hayat; adı konmamış bir okul,
Bizler de bitmeyen derslerin içinde büyüyen öğrencileriz.
Unutma,