Samsun’un Bafra ilçesinde meydana gelen trafik kazasında henüz çocuk yaşta iki evlat…

Samsun’un Bafra ilçesinde meydana gelen trafik kazasında henüz çocuk yaşta iki evlat… Biri hayata tutunmaya çalışırken, diğeri tüm hayallerini yol kenarında bırakıp aramızdan ayrıldı. Bir annenin yüreğine evlat acısı düştü, bir babanın kolu kanadı kırıldı. Bu kaza, ne yazık ki tek değil; ama belki de gözümüzü artık açmamız gerektiğini en sert biçimde haykırıyor.

Elektrikli bisikletler… Sessiz, pratik, hızlı. Birçok aile için çocuklarının kısa mesafe ulaşımında adeta bir kolaylık aracı. Peki ya bu kolaylığın karanlık bir yüzü de var desek? Sessiz olduğu için fark edilmiyor, hızlı olduğu için kontrol edilmesi zorlaşıyor. Hele ki direksiyon başındaki çocuk 13-14 yaşındaysa… Henüz refleksleri tam gelişmemiş, trafik deneyimi yok, nerede hızlanıp nerede yavaşlayacağını bilmiyor. Ve en önemlisi: Hayatında daha hiçbir şey için acele etmesine gerek yokken, o yol ona hız yapmayı öğretiyor.

Sonuç? İstatistikler arttıkça, içimiz acıyor. Küçücük bedenlerin metal yığınlarıyla çarpıştığı, ölümle burun buruna geldiği kazaların ardı arkası kesilmiyor. Çünkü elektrikli bisikletler sessiz geliyor, hızla çarpıyor ve bazen geri dönüş olmuyor.

Burada sorumluluk sadece çocukta mı? Elbette hayır.
Aileler…
* “Arkadaşının da var” diye alınan araçların risklerini tam biliyor muyuz?
* Kask, dizlik, bileklik gibi koruyucu ekipmanları gerçekten zorunlu tutuyor muyuz?
* Çocuğumuzun trafikte yalnız kalmasının doğuracağı sonuçları düşünerek mi hareket ediyoruz?

Yetkililer…
* Bu araçların yaş sınırları, denetimleri ne kadar uygulanıyor?
* Şehir içindeki hız limiti ve sürüş kuralları gerçekten kontrol ediliyor mu?

Ve biz yetişkin sürücüler…
* Yanımızdan hızla geçen bir elektrikli bisiklet gördüğümüzde direksiyonu ona göre mi topluyoruz?
* “Çocuktur, yapar” demek yerine freni biraz daha erken sıkıyor muyuz?

Bugün Bafra’da toprağa düşen minicik bir can, bize belki de haykırmak istedi:
“Ben daha çok küçüktüm, bu yollar bana göre değildi.”

Her kaza bir istatistik değildir. Bir hayat, bir hikâye, bir gelecek yok olur.
Bizler sadece haber olup geçmesini değil, bu sessiz tehlikenin sesini duymayı seçmeliyiz.

Çünkü çocuklarımız;
trafikte değil, sokakta oynamayı hak ediyor.
Kalplerde iz bırakmalı, yollarda değil…