Bir çocuğun gözlerinde parlayan o saf ışığı hiç fark ettiniz mi? Sevildiğini hisseden bir çocuğun nasıl da kendine güvenle yürüdüğünü, nasıl da dünyaya umutla baktığını...

Çünkü sevgi, büyümek için sadece bedene değil, ruha da lazım olan en temel ihtiyaçtır.

Bir çocuğu oyuncakla büyütebilirsiniz ama onun kalbini sadece sevgiyle besleyebilirsiniz. Sarılmak, gözlerinin içine bakarak “sen değerlisin” demek, onun yüreğine atılan en sağlam tohumdur. Ve inanın, bu tohum bir gün öyle güzel çiçekler açar ki... Şefkatli bir birey, vicdanlı bir insan, dünyaya katkı sunan bir yetişkin olur o çocuk.

Ne yazık ki, bazı kalpler sevgisizlikle büyüyor. Her şeyleri oluyor ama içleri eksik. Kimi zaman bir “aferin”, kimi zaman bir “seni seviyorum” bekliyor ama duyulmuyor. Sonra da büyüyorlar; ama eksik büyüyorlar. Hep tamamlanmak isteyen, hep sevilmeyi arayan yetişkinlere dönüşüyorlar. Kendini yetersiz hisseden, en küçük hatasında yerle bir olan kalpler...

Oysa sevgi öyle bir şey ki; söylenince eksilmiyor, aksine çoğalıyor. Bir anne dokunuşunda, bir baba bakışında, bir öğretmenin yüreklendiren sözünde büyüyor. Ve sadece çocuklar değil, yetişkinler de sevgiyle iyileşiyor. Her yaşta, her şartta, her yürek sevgiyi hak ediyor.

Sevgiyle büyüyen kalpler kırılmaktan korkmaz. Çünkü bilirler ki hayatın içinde düşmek de var ama kaldıran eller de vardır. Sevgiyle büyüyen kalpler paylaşmayı öğrenir, dinlemeyi bilir, anlamayı ister. Onlar, başkalarının acılarına kayıtsız kalamaz. Çünkü sevgi, sadece kendine değil, başkalarına da iyi gelir.

Bugün belki sadece bir kişiye içtenlikle "iyi ki varsın" demekle başlayabiliriz. Bir çocuğun saçını okşayabilir, bir yaşlıya gülümseyebiliriz. Unutmayalım ki, sevgi verdiğimizde biz de büyürüz.

Ve en güzeli şu:
Sevgiyle büyüyen bir kalp, başka kalpleri de büyütür.