Hayatta bazı insanlar vardır, adı söylenince bile insanın içine huzur dolar. Çünkü biliriz ki onların yanında yargılanmayız, eksiklerimizle bile seviliriz.
Bir abla, bazen anneden arta kalan sevgiyi tamamlar, bazen en yakın arkadaş gibi sırdaş olur. Çocukken düşüp dizimiz kanadığında başımızı okşayan da odur, büyüdüğümüzde kalbimiz kırıldığında sessizce yanımızda duran da. Belki sözü azdır ama bakışıyla bile “Ben buradayım, merak etme” der.
Ablalık, sadece yaşça büyük olmak değildir. Bir şefkat, bir sahipleniş, bir koruma duygusudur. Çoğu zaman kendi payından vazgeçip kardeşine pay ayırmaktır. Kimi zaman giydiğini paylaşmak, kimi zaman yemeğini bölüştürmek, kimi zaman da gözyaşını silmektir. Ve en önemlisi, kardeşin kendini yalnız hissetmesin diye gölgesiyle bile yanında durmaktır.
Belki farkında değiliz ama büyürken en sessiz kahramanlarımız ablalarımızdır. Onlar, hayatın en çetin anlarında bir liman, bir omuz, bir güven duygusudur. Ve insan büyüdükçe anlar: Dünyada en değerli şey, kalbine sığınabildiğin bir ablanın varlığıdır.
Çünkü abla, sadece bir kardeş değil; aynı zamanda bir sığınak, bir dua, bir kalp sıcaklığıdır.