Hayatta bazı hakikatler vardır; uzun uzun anlatmaya gerek bırakmaz. Tek bir cümle yeter insanın içine dokunmaya: “Herkes niyetiyle yürüdüğü yolda karşılaşsın. Niyeti ne ise, bulduğu da o olsun.”
Çünkü niyet, görünmeyen ama her şeyi şekillendiren en güçlü hakikattir. İnsan çoğu zaman sözlerini ustalıkla seçebilir, davranışlarını özenle süsleyebilir, yüzüne bir tebessüm yerleştirebilir. Ancak kalbin derinliklerinde saklı olan niyeti gizlemek mümkün değildir. Niyet, insanın gölgesi gibidir; ışık değişse de peşini asla bırakmaz.
Unutmamak gerekir ki insan, dünyayı olduğu gibi görmez; iç dünyası nasılsa dışarıyı da öyle yorumlar. Kalbinde kıskançlık taşıyan, dostlukta bile tehdit arar. İçinde sevgi büyüten ise en kurak gönülde bile bir umut filizi bulur. Çünkü bakış, kalbin tercümanıdır.
Hayat tesadüflerle değil, karşılaşmalarla örülüdür. Her insan bir sebeple çıkar karşımıza. Kimi sabrımızı öğretir, kimi şükrü. Kimi yaralarımızı kanatır, kimi yaralarımıza merhem olur. Fakat hepsi bir aynadır. İçimizde ne varsa, hayat onu büyütür ve karşımıza çıkarır. Bu yüzden insan başına gelenlerden önce, kalbinde taşıdıklarına bakmalıdır.
İyi niyetli olmak zayıflık değildir. Aksine, büyük bir güçtür. Karanlığın hızla yayıldığı bir dünyada kalbini temiz tutabilmek cesaret ister. İyi niyet; çıkar beklemeden sevebilmektir. Kırıldığında intikam aramamak, incindiğinde incitmemeyi seçmektir. Kaybettiğinde bile kararmamaktır. Bu, herkesin harcı değildir.
Elbette insan bazen sitem eder:
“Ben kimseye kötülük düşünmedim, neden canım yandı?”
Fakat niyet sadece başkalarına karşı değildir; insanın kendine karşı niyeti de kaderini belirler. Kendini ne kadar sevdiğin, neye layık gördüğün, hangi haksızlığa sessiz kaldığın… Bunların hepsi yürüdüğün yolun yönünü çizer. Kendine değeri az gören, değersizlikle sınanır. Kendine merhamet etmeyen, merhametsizlikle karşılaşır.
Temiz niyetli bir insanın yolu her zaman düz ve taşsız olmayabilir. Ama kalbi rahattır. Başını yastığa koyduğunda vicdanıyla kavga etmez. Çünkü gerçek huzur, dış şartların değil, iç temizliğin sonucudur.
Belki de bu yüzden kimse için beddua etmeye gerek yoktur. Hayat, en hassas terazidir. Herkes ektiğini biçer. Kimse başkasının yükünü taşımaz; herkes niyetinin hem ağırlığını hem de mükâfatını kendi omuzlarında taşır.
Öyleyse niyetimizi gözden geçirmekle başlayalım.
Kalbimizden geçenler dilimizden dökülenlerden daha zarif olsun.
Adımlarımızın ardında kimseye batan bir diken kalmasın.
Kazandığımız her şey, vicdanımızı kaybettirmesin.
Çünkü günün sonunda insan en çok kendine rastlar.
En uzun yol, insanın kendi içine yürüyüşüdür.
Ve insan en çok kendinden kaçamaz.
Dileğim odur ki;
Herkes niyetiyle yürüdüğü yolda karşılaşsın.
Ve niyeti ne ise, bulduğu da o olsun.
Ama en çok da, niyetlerimiz bizi iyiliğe çıkarsın.