Hayat dediğimiz bu uzun ya da kısa yürüyüşte, kimi zaman bir lokma ekmeğe muhtacız, kimi zaman bir tebessüme. Ama her neye muhtaçsak, neye gerçekten ihtiyacımız varsa, bir şekilde o da geliyor. Belki tam vaktinde, belki gecikmiş gibi hissediyoruz ama sonunda fark ediyoruz ki her şey yerli yerindeymiş. Çünkü rızık da, ömür gibi yazılmış. Ve yazıldığı gibi yaşanıyor.

Ne bir gün fazla alabiliyoruz elimizden, ne bir lokma eksik kalıyor nasibimizden.

Bir sabah uyanıyoruz mesela... Gözümüzü açtığımızda pencereden süzülen güneşin sıcaklığıyla içimizi ısıtan o an, belki de en büyük rızıktır. Bir dostun “Nasılsın?” diye araması, annenin sofraya koyduğu sıcak çorba, ya da yıllardır hayalini kurduğun bir işin kapısını çalan bir telefon... Rızık sadece para değil, unutmamalı. Bazen bir dua, bazen bir selam, bazen içimizi ferahlatan bir sessizliktir rızık.

Çoğu zaman koşturuyoruz; daha çok kazanmak, daha çok biriktirmek, daha çok sahip olmak için. Ama ne zaman ki durup da şöyle bir soluklansak, fark ediyoruz: Elimizde olan her şey, zaten bize ait olduğu için bizde. Ne bir fazlası, ne bir eksiği. Ne yaparsak yapalım, rızkımız bizimle beraber yürüyor bu yolda. Tıpkı ömrümüz gibi...

Bazı insanlar vardır, az kazanır ama gönlü zengindir. Sofrasında çeşit azdır ama bereket boldur. Çünkü rızık, sadece sofraya gelenle ölçülmez. Kalbe dokunanla, insanın içini doyuranla ölçülür.

Bazen de bir cümle düşer gönlümüze: “Kimse kimsenin rızkını yiyemez.” Bu öyle derin bir tesellidir ki... Kıskanmayı, endişeyi, korkuyu susturur. Başkasının başarısı seni geri düşürmez. Onun kazandığı, senin eksildiğin anlamına gelmez. Çünkü senin nasibin, sadece sana ait. Hiç kimse senin ömründen bir gün alamaz, senin lokman bir başkasının boğazından geçmez.

Bunu bilmek ne güzel bir huzur değil mi?

Hayat, takvimlerden ibaret değil. Her gün, bizim için çizilmiş bir yazının parçası. Ve o yazıda hem ömrümüz, hem rızkımız var. Belki de mesele, sahip olduklarımız için şükretmeyi öğrenmekte. Çünkü şükredenin rızkı artar; hem maddi, hem manevi…

Kısacası sevgili okur, rızık da ömür de yazılıdır. Sen elinden geleni yap, helaline yönel, haramdan kaç, sonra bırak hayat sana yazılmış olanı sunsun. Unutma: Her doğan gün, nasibinle birlikte doğar.