Her geçen gün daha çok fark ediyorum ki, hayatımızın merkezine “ben”i koydukça aslında kendimizi yalnızlığa itiyoruz.
Modern dünyanın hızlı temposu, bizi paylaşmayı, birlikte olmayı ve birbirimizi duymayı unutturuyor. Sanki tek başına güçlü olmak, en büyük başarıymış gibi bir yanılgıya düşüyoruz.
Ama hayat öyle işlemiyor. Bir sofrada tek başına oturmakla, sevdiklerinle oturmak arasındaki fark kadar belirgin bu mesele. İnsan, ancak paylaştıkça çoğalıyor. Tek başına söylenen bir şarkı güzeldir belki ama koro halinde söylendiğinde ruhumuza işleyen bambaşka bir güce dönüşür.
Bugün toplumun en büyük yarası, empati eksikliği. Kimse kimseyi anlamaya çalışmıyor, kimse kimsenin derdine omuz vermiyor. Herkes kendi yüküne odaklanırken, yanındaki insanın düştüğünü görmüyor. Halbuki “biz” olmayı başarabilsek, yük hafifleyecek, yol kısalacak, yalnızlık yerini dayanışmaya bırakacak.
“Ben” demek kolaydır, “biz” demek emek ister. Çünkü “biz” olmak, karşındaki insanı önemsemek, onun acısını kendi kalbine sığdırmak, onun sevincine gönülden ortak olmak demektir. Belki de modern zamanların asıl ihtiyacı, bu unuttuğumuz biz olma bilincini yeniden hatırlamaktır.
Unutmayalım; dünya sadece bize ait değil. Birlikte var oluyoruz, birlikte iyileşiyoruz ve ancak birlikte mutlu olabiliyoruz. Gerçek güç, yalnızca “ben”de değil, “biz”de saklıdır.